Pazar günü yapılan AK Parti Olağanüstü Kongresi ni
gazeteler genellikle başkanlık sistemine geçişin adımı olarak değerlendirdiler.
Bazıları da kongreyi başkanlık kongresi başlığı ile verdi. Parlamenter
sistemden başkanlık sistemine geçişin yeri ise parlamento ve halkoyudur. Bu
bakımdan bir parti kongresini hiç olmazsa başkanlık yürüyüşü olarak nitelendirmek
dururken başkanlık kongresi olarak nitelendirmek en hafif ifadesiyle ölçüyü
kaçırmak anlamına gelmez mi
Bu hatırlatmanın ardından insanın aklına gelen ilk soru
ise, Davutoğlu başkanlık sistemine geçilmesini istemiyor, bunun önünü kesecek
bir takım tavırlar mı sergiliyordu Bu yönde şimdiye kadar AK Parti kanadından
net bir açıklama yapılmadı. Hâlbuki Davutoğlu her açıklamasında Cumhurbaşkanı
ile başkanlık sistemine geçiş konusunda farklı düşünmediklerini belirtiyor, bu
yönde anayasa değişikliği çalışmalarını sürdürdüklerini söylüyordu. Buna rağmen
birdenbire parti yönetiminde Davutoğlu nun yetkisini kısıtlayıcı bir hamle
yapıldı, o da bunu onur meselesi yaprak genel başkanlıktan çekilmek için
olağanüstü kongre kararı alınmasının önünü açtı. Tüm bunlar elbette iktidar
partisinin iç meselesi olmakla birlikte bir iktidar partisi içinde olup
bitenler toplumu yakından ilgilendirir. Çünkü ülke yönetimi o kadroların
elindedir. Yapılacak yanlışlar sadece partilerine zarar vermez, ülkeye ve
insanımıza da zarar verir.
Akla gelen bir başka husus ise; Davutoğlu nun başkanlık
sistemi ile ilgili açıklamaları yeterli mi bulunmamış acaba Yani Davutoğlu
kamuoyu önünde başkanlık sistemine geçilmesini istediğini söylerken kapalı
kapılar ardından bu hususta ağırdan alıyordu da bu durum Saray ı rahatsız mı
etti Bu tür soruların cevabı resmi açıklamalarla olmasa bile yakında ortaya
çıkacaktır.
Gelelim AK Parti Kongresi ni başkanlık kongresi haline
getirecek olan gelişmelerin neler olabileceğine. Öncelikli olarak başkanlık ya
da yarı başkanlık olarak nitelendirilen sisteme geçebilmek için en azında
partili cumhurbaşkanlığının önünün hukuken açılmasını sağlayacak anayasa
değişikliği gündeme gelecektir. Böylece en azından fiili durum hukukilik
kazanmış olacaktır. Çünkü gelişmelere bakıldığında insanlar kuşdili konuşarak
da olsa Cumhurbaşkanı nı partili olarak gördüklerini ifade ediyorlar. Böyle
olunca işin hukuki olarak da düzeltilmesi gerekiyor. Ancak, dokunulmazlıkların
kaldırılmasını öngören anayasa oylamasında ortaya çıkan sayı meselesi bu defa
daha şiddetli bir şekilde yaşanacaktır. Partili cumhurbaşkanlığını öngören
anayasa değişikliği Meclis e geldiğinde, CHP ve HDP kesinlikle karşı tavır
koyacaklardır. Belki de bu iki parti dokunulmazlıkların kaldırılmasını öngören anayasa
değişikliği ile uğradıkları yenilgiyi bu defa telafi etmeye çalışacaklardır.
Aslında HDP den bundan sonra olumlu bir adım beklenemez. Onlar için artık
şimdiye kadar sürdürdükleri kavgayı daha da ileri boyutlara ulaştırmak
öncelikli hedef olabilir. Ayrıca dokunulmazlıkları kaldırılan
milletvekillerinin yargılanmaya başlanması ile siyasi ortam daha gerginleşecek,
bunun sonucu olarak yeni bir seçim söz konusu olmadan mevcut parlamentodan
sistem değişikliğini öngören bir anayasa değişikliğini geçirmek zorlaşacaktır.
Bunun tek istisnası MHP nin tavrı olacaktır. MHP ise uzun zamandan beri
parlamenter sistemden yana olduğunu, bu hususta CHP ile aynı noktada bulunduğu
açıklamaları ile ortaya koydu. O zaman tekrar vurgulamak gerekirse
parlamentodan başkanlık sistemine giden yolu açacak bir anayasa değişikliğini
geçirmek zor görünüyor. Belki, referanduma götürecek çoğunluk MHP nin bir kısım
milletvekilinin desteği ile sağlanabilir. Bunun için ya MHP yönetiminin ya da
kurulacak temaslar sonucu bazı MHP milletvekillerinin ikna edilmesi gerekiyor.
Böyle olunca kitlelerin gönlünü alacak bir takım
adımların atılmasının ardından önümüzdeki ilkbaharda bir erken seçim gündeme
gelebilir. Böyle bir kararın de Meclis ten geçirilmesi imkânsız değil ama
zordur. Çünkü milletvekillerinin büyük bir bölümü 2015 te iki seçim geçirdi.
Aradan 1,5 yıl geçmeden yeni bir seçime milletvekilleri gönüllü evet
demeyeceklerdir. Kısacası, iktidar partisi önümüzdeki dönemde başkanlık
sistemini birinci mesele haline getirecek olursa başta terör olmak üzere ülke
meselelerine çözüm bulmak zorlaşacaktır. Dileriz böyle olmaz. Başkanlık
sistemine geçilecekse de mesele kavgasız dövüşsüz halledilir.