Numan Kurtulmuş 11 yıl gecikmeli olarak AK Parti saflarına katıldı. Bu arada 10 yıl boyunca Numan beyi davasından daha çok sahiplenmiş üretime katkısı olmayan, sadece eleştiren yorgun Milli Görüşçüler(!) de kolayca saf değiştirdiler.
R. Tayyip Erdoğan, 2023 hedefinin tutmayacağını görmüş olacak ki siyaset meydanını hareketlendiren transferlerle dikkatleri AK Parti kongresine çekti. O yüzden tanıtım filmi çekimleri gibi bir kongre izledik. Siyasi hesapları bir türlü tutmayan Kurtulmuş da geleceğini daha önce "kibir kulesi" olarak ilan ettiği AK Partiye sığınmakta gördü. Anlaşılan o ki katılımlarla partinin ilgi odağı haline geldiği, daha da güçlendiği imajını yaymak iktidar partisinin en etkili tanıtım aracı olacaktır. Bir nevi eski ürünün yeni bir ambalajla piyasaya sürülmesi gibi bir şey. Bir yıl önce yapılan genel seçimlerde seçmen bu hedeflere inandırılmış ve yüzde 50 nispetinde oy alınmıştı. 30 Eylülde yapılan kongrede de yeni katılım soslu "Büyük Millet Büyük Güç Hedef 2023" sloganı kullanıldı. Dilerseniz önce AK Partinin 2023 yılına kadar ulaşmayı vaat ettiği hedeflere bir göz atalım:
Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceğiz
İhracat 500 milyar dolar olacak
Kişi başı gelir 25 bin dolar
Vize muafiyeti artacak
Çılgın proje Kanalİstanbul
İstanbula iki yeni şehir kurulacak
Cumhuriyetin 100. yılına girdiğimizde AK Partinin hayalindeki Türkiye böyle olacakmış. Mevcut anlayışla bu hedeflere ulaşmanın mümkün olup olmadığı ayrı bir konu... Biz önce şu sorulara cevap arayalım:
İhracat 500 milyar dolar olduğunda ithalatın kaç yüz milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor; cari açıktan ne haber
Bir yanda İstanbula vize uygulansın derken öbür yanda İstanbula iki yeni şehir kurmak, çılgın proje Kanalİstanbul... Bu bir çelişki değil midir
"Vize muafiyeti artacak" sözünün üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden sınırlara asker sevk etmek tank, top, tüfek yığmak neyin nesi
"Dünyanın ilk 10 Ekonomisi arasına gireceğiz" "kişi başı gelir 25 bin dolar olacak" sözü verilmişti. Bu sözün üzerinden henüz 1 yıl geçti. Zikredilen hedeflere ulaşmak şöyle dursun ekonominin çarkları durma noktasına geldi. Bir bakan, virajlı yollarda ve sisli bir havada yol almaya çalışan otobüs şoförü gibi dikkatli olalım diyor; frene basmaktan söz ediyor. Diğer bakan da sürekli frene basarsanız balataları sıyırırsınız; gaza basın diyor. Bunların hangisi doğru
Bize öyle geliyor ki bunlar ne yaptıklarının farkında bile değiller. Bir tüccar düşünün 10-12 yıl gibi uzun vadelerle piyasalardan mal talep ediyor. Ne çek veriyor ne senet. Her şey sözde... Bir yıl sonra aynı şeyleri bir kez daha almak için bu defa yanına iki müflis tüccar alıp piyasaya çıkıyor. Bu durumdaki bir adam bırakın büyük tüccarları holdingleri mal vermeye ikna etmeyi; acaba sıradan bir satıcıdan bir çift çorap alabilir mi Tabii ki hayır.
Aslında her şey bahane, önümüzdeki seçimler şahane. Bana her şey 2014de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlatıyor. 2023 hedefi çok şişirilmiş balon misali her an patlayabilir.