Yıllarca savaş ve yoksullukla anılan topraklarda şimdilerde adeta kara altın telaşı yaşanıyor.
Akaryakıtta tamamen dışa bağımlı olan ülkenin makus talihi, kuzeyden gelen üretim haberleriyle yön değiştiriyor.
Yabancı yatırımların gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veren Kabil yönetimi, yer altı zenginliklerini ekonomiye kazandırarak ithalat yangınını söndürmeyi hedefliyor.
Dev Kapasite Devreye Girdi
Amu Derya Havzası'nda yer alan "Zamard Say" bölgesinde petrol fışkıran 5 yeni kuyunun üretime başladığı aktarıldı.
Söz konusu tesislerin günlük 500 metreküp üretim kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekildi. Basına yansıyan görüntülerde, uçsuz bucaksız arazilerde kurulan devasa boru hatları ve saha ekipmanlarının önünde yerel yetkililer ile teknik ekiplerin bir araya geldiği ifade edildi.
Krizin Gölgesinde Üretim İnadı
Sürecin perde arkasında ise oldukça çetrefilli bir diplomasi trafiği yatıyor.
Taliban yönetiminin 2023 yılında Çin bağlantılı bir şirketle imzaladığı anlaşma, iktidara dönüşün ardından ülkeye giren en büyük yabancı sermaye olarak kayıtlara geçmişti. O dönem Çin tarafının ilk üç yılda yüz milyonlarca dolarlık yatırım taahhüdü verdiği aktarılmıştı. 2025 yılına gelindiğinde ise Kabil yönetiminin, yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle 25 yıllık o devasa sözleşmeyi iptal ettiği gündeme gelmişti. Yaşanan bu sarsıcı krizin ardından Afgan teknik ekiplerinin pes etmeyerek sahada üretimi sürdürdüğü vurgulandı.
Batı Olmadan Yeni Rota
Hedefler oldukça büyük; günlük üretimi 25 yeni kuyuyla 3 bin tona çıkarma planlarının masada olduğu bildirildi.
Enerji ve akaryakıtta dışarıya akan milyonlarca doları ülke içinde tutmayı amaçlayan yetkililerin, rafineri kapasitesini büyüterek ithalata ağır bir darbe vurmayı planladığı kaydedildi. İşlenen petrolün iç pazara sunulmasıyla birlikte, darboğazdaki ekonomiye gelir ve yeni istihdam kapıları açılacağı ifade edildi.
Batılı şirketlerin devrede olmadığı bu stratejinin bölgedeki taşları nasıl yerinden oynatacağı merak ediliyor.




