Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Erbakan Hocamız, Arap Baharının patlak verdiği günlerde “Siyonizm kadro değiştiriyor” demişti. Fitne, Siyonizm’in kullandığı önemli silahlardan bir tanesidir.  Müslümanları daha parçalı hale getirmek, her bir parçayı diğeriyle savaştırmak, savaşan tarafları kontrol altında tutmak, Irkçı Emperyalizmin bir planıdır. Adamlar çalışıyorlar, plan yapıyorlar. Yaptıkları planları uyguluyorlar ve geri adım da atmıyorlar. Dış Güçler, Irkçı Emperyalizmin hizmetinde olan güçlerdir ve bu güçlerin tamamı BÜYÜK ORTADOĞUYU, yani BÜYÜK İSRAİL’İ kurmak için çalışmaktadırlar. BOP Büyük İsrail’i Kurma projesidir. Dış güçler soğuk savaş döneminden sonra İslam ile savaşma aşamasına geçmişlerdir. Bunların terörizm ile mücadele dedikleri şey, gerçekte Şuurlu İslam ile yapılan mücadeledir. Bu mücadelede takip edilen yol, Şuurlu İslam’a karşı Ilımlı İslam yoludur. Ilımlı İslam, içi boşaltılmış, sulandırılmış İslam’dır. Şuurlu İslam’a karşı Ilımlı İslam silah olarak kullanılmaktadır. İslam coğrafyasında Şuurlu İslam’ı Şuurlu Müslüman Topluluklar temsil etmektedirler. Türkiye’de Milli Görüş, Mısır’da ve bütün İslam coğrafyasında Müslüman Kardeşler Teşkilatı, Pakistan’da Cemaati İslam Teşkilatı ve bu yapılar ile birlikte çalışan diğer bağlı oluşumlar, Şuurlu İslam için mücadele etmektedirler. Ilımlı İslam’ı temsil edenler ise, İslam âleminin işbirlikçi yöneticileri, işbirlikçi cemaatler, iş adamları teşkilatları, siyasi partiler ve terör örgütleridir. Üç ülke; Türkiye, Mısır, İran, bu ülkeler BOP için engel teşkil eden direniş potansiyeline sahip ülkelerdir ve yok edilmeleri ve etkisiz hale getirilmeleri gerekir. Bu üç ülkenin önemi nereden gelmektedir. Türkiye, siyasetin merkezidir. Mısır İlmin merkezindir. İran kültür ve edebiyatın merkezidir. Bu üç ülke elde edilmeden, yok edilmeden BOP ’tan söz etmek imkânsızdır. Türkiye’nin çökertilmesi Milli Görüş’ün, Mısır’ın ise Müslüman Kardeşler teşkilatının çökertilmesi ile mümkün olacaktır.

28 ŞUBAT

Türkiye’de Milli Görüş Refah Partisiyle iktidar olmuştur. Bu olay, Milli Görüşü iktidarda bitirme, etkisiz hale getirme olayıdır. 54. Erbakan hükümeti umulanın aksine İktidarda başarılı olmuştur. Bu başarı DIŞ GÜÇLERİ ürkütmüş ve tedbir almaya zorlamıştır. ERBAKAN Hocamızın tabiriyle “DIŞ GÜÇLER”  ABD, Avrupa Birliği ve İsrail üçlü ittifakıdır. Bu ittifak gerçekte bir Hristiyan-Yahudi koalisyonudur ve Türkiye’de Milli Görüşün hiçbir zaman iktidar olmasını istememişlerdir. Bunu isteselerdi, 28 Şubat süreciyle Erbakan hükümetini, Millî Görüş hareketini bölmek suretiyle yıkarak, AKP’nin önünü açmazlardı. AKP, Dış Güçlerin, Milli Görüşü etkisiz hale getirmek için ürettikleri bir kitle imha silahıdır. AKP, kurulduğu andan şu ana kadar Milli Görüşün bütün kazanımlarını yok etmek, Dış Güçlerin zararlarını telafi etmek için kendisinden istenilen görevleri kusursuz yerine getirmiştir. BOP Eş Başkanlığı, Medeniyetler İttifakı Eş Başkanlığı, Ilımlı İslam, Dinler Arası Diyalog çalışmaları önderliği, çözüm süreci gibi konular, görevin kusursuz yapıldığının delillerindendir.

Bunun ispatı için tek bir belge yeterlidir. Bu belge, Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’IN Papaya yazdığı davet mektubu ve içeriğidir. 10 Ağustos 2014 tarihli bu mektubu birlikte okuyalım:   “Kutsiyetpenahları Papa Fransuva, Ülkemizi ziyaretiniz için yüce kişiliğinize selefim Sayın Abdullah Gül tarafından yapılan daveti Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanı olarak, göreve başladığım şu günlerde yenilemekten özel bir memnuniyet duymaktayım. Katolik âleminin ruhani liderliği görevini, üstlendiğiniz tarihten bu yana dünya barışı ve insanlığın kardeşliği ve huzuru için göstermekte olduğunuz değerli gayretlerinizi takdirle izlemekteyim. Çalışmalarınızın katkı ve etkilerini Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülen ve TÜRKİYE’NİN DE EŞ BAŞKANLIĞINI YÜRÜTMEKTE OLDUĞU MEDENİYETLER İTTİFAKI SÜRECİNİN HEDEFLERİNE ERİŞİLMESİ BAKIMINDAN da ayrıca önemsemekteyim. Günümüzde FARKLI DİNLERİN MENSUPLARI ARASINDA DİYALOGA VE KARŞILIKLI ANLAYIŞA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ vardır. Farklı din ve inançlara ev sahipliği yapan, din ve vicdan hürriyetinin anayasa teminatı altında bulunduğu Türkiye, bu bağlamda örnek bir konumdadır. Ülkemize yapacağınız ziyaret tüm insanlık için ayrı bir önem ve anlam taşıyacak. Tarihte yaşanan anlaşmazlıkların giderilmesi ve geleceğe umutla bakılmasına yardımcı olacak, mesajların verilmesine vesile olacaktır. Programınız açısından uygun olduğu takdirde 28-30 Kasım 2014 tarihlerinde Yüce Kişiliğinizi ülkemizden ağırlamaktan, onur ve mutluluk duyacağımı bildirmek isterim. Bu vesile ile Yüce Kişiliğinizin sağlık ve mutluluğu için en halisane dileklerimi sunarım.” Bu mektup, hakkında yorum yapılmayacak kadar açık ve net beyanlar içermektedir.

AKP iktidarı döneminde Türkiye’yi iki Papa ziyaret etmiştir. İlk ziyaret 2006 yılında da Papa 16’ıncı Benediktus tarafından gerçekleşmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Papa Benediktus’u dönemin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, Esenboğa Havaalanı’nda uçağın merdivenlerinde karşılamıştı. Bu ziyaret öncesi 2006 yılında SAADET PARTİSİ tarafından gerçekleştirilen “PAPA GELMESİN” mitinginde ERBAKAN Hocamız şu tarihi konuşmayı yapmıştı: “Papa milletimizi hiçe sayarak Patriği ziyaret etmeye ve onun ekümenikliğini perçinleyerek Bizans’ı hortlatmaya geliyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin mimarlarının dini temsilcisi olarak buraya geliyor. Gelmesinin bir diğer nedeni de AYASOFYA’YI ziyaret ederek CAMİNİN Hıristiyanlık ile ilişkisini tesis etmek için geliyor. AKP yöneticilerini takdis etmek için geliyor. Gidin aklınızı başınıza alın, Papa’nın gelmesini önleyin.”

Erbakan Hocamız, AKP iktidarını değerlendirdiği bir mülakatında şunları söylüyor: “ABD’nin tek güç haline gelmesi ile İsrail çeşitli projeler yapmıştır. Türkiye’nin parçalanmasına kadar plan ve programlar var. Kıbrıs yine onlara verilecek, Güneydoğu parçalanacak. Pontus kurulacak, tıpkı Sevr’de olduğu gibi, Karadeniz Yunanlılara verilecek. İstanbul, Bizans olarak başka bir siyasi anlam kazanacak. İzmir, Yunanlılara verilecek, kalanlar da Asya’ya sürülecek. Bu plan mucibince bir yandan İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır ezilirken, diğer yandan da Türkiye’nin ezilmesi hedef alınmıştır.” Türkiye adım adım çökertiliyor. Çare Milli Görüş ve Saadet Partisi iktidarıdır vesselam.