Öteden beri yazıp, söylüyoruz; Lig, lig olalı böyle bir
üç büyükler yarışına tanık olmadı diye... Ve hafta hafta maçlara odaklanırken
acaba bu hafta biri ayrılır mı diye de dikkatlerimi yoğunlaştırıyoruz. Üç
büyüklerin maçları, özellikle son dört beş haftadır aynı günlerde oynanmıyor.
Yani ilk maç için sahaya çıkan illa da kazanmak istiyor ki, ardından gelen
paniklesin, fren yapsın...
Ve evet, önce Galatasaray, Konyaspor u bitime altı dakika
kala yenebildi. Ardında da Fenerbahçe, bitime üç dakika kala kazandı. Sıra
gelmişti Beşiktaş a...
Futbolumuzun Evliya Çelebi si yine Ankara daydı. Stat
tıklım tıklım dolu idi. Bu seyirci kitlesinin içinde benim de dostlarım,
arkadaşlarım bulunuyordu. Hatta eşleriyle ilgili dalga bile geçmiştim; Oğlum
sizin stat bir sene daha bitmezse, hepinizi kapıya koyacaklar diye...
Kadroya baktım; eksik yok... Veli malum sadece... Yabancı
kontenjanından dolayı Demba Ba da bu defa problem olmamıştı. Kenarda da kimi
istersen vardı... Gaziantepspor mu Beşiktaş ın asıl talihsizliği burada idi
işte. Çünkü sezon başından beri bu takım ilk defa neredeyse tam kadro çıkıyor,
yani benim en zayıf kadro dediğim
topluluk bu defa güçlenmiş olarak Kartal ın karşısında idi. Asıl mesele de
burada idi işte. Ama Beşiktaş, Sosa nın mükemmel frikik atışı ile hemen öne
geçecekti. Bu, Beşiktaş ın maçı kolayca farka götürebileceği anlamı taşıyordu
çok kişi için. Ama iki satır önce değindiğim gerçekten sanırım kimsenin haberi
yoktu. Rakip tam kadro ile sahada idi. Üstelik bu kadrodaki siyahiler de etkili
olabilecek isimlerdi. Topla iyi oynuyorlar, adam geçebiliyorlar, yani
Beşiktaş ın dengesinde hasar verebilecek nitelikteydiler. Hele hele Erdem Şen
isimli bir orta saha oyuncusu izledik ki, aman aman. Hem Beşiktaş ı kesti, hem
de takımını öne itti. İşte bütün bunları alt alta topladığımda, maç sırasında
sık sık konuştuğumuz Ömer Üründül e, Bu maç böyle bitmez. Beşiktaş şu sıralar
gol yerse şaşmam dedim. Dakikalar 35 i falan gösteriyordu bu sıralarda... Ve
42. de o son darbe gitti Günay ın uzanamayacağı yere takıldı.
Neyse... Şimdi gelelim Biliç e... Olcay çıkar mı be Hadi
sağbeke atıyordun da gerektiğinde, ama bu defa önde değildin ki... Yerine,
yürürken bile sakatlanan Pektemek ten hâlâ medet umuyorsan, ya sen bu takımın
tanımıyorsun, ya da böyle atmosferlere alışkın değilsin. Yani şampiyonluğa
giden yola... Hadi illa Pektemek diyorsan, o zaman alırsın Ersan ı koyarsın
adamını... Sonra 80 de Cenk geliyor sahaya... İyi, hoş, güzel... Hiç Tolgay
çıkar mı be Seni rakip sahaya en kolay getiren adam, şut atabilen, araya
çıkarabilen adam bu Tolgay... Yani oyun kurma, rakibi geniş alana yayma işi
Sosa nın omuzlarına kaldı. Bari o zaman Ersan ı al Ve nihayet Oğuzhan 85 de
girdiğinde Ersan gidip kulübenin önüne oturdu. Yani 67 den 85 e kadar neredeyse
20 dakika maçı okuma yerine stadın reklamlarını okudun anlaşılan... Ama en
fahiş hata Tolgay ın alınması idi...
Okan Buruk mu O maçı çok iyi idare etti. Yorulan
Mustafa nın yerine genç Oğuzhan Türk girdi. Ve de diğer iki değişiklik. Şayet
Erdem, o saatte o kadar metreyi koştuktan sonra topu direğe nişanlamasa sen
Biliç, belki de Ankara da kalırdın.
Ve ne yazık ki Beşiktaş, yine bana göre Şampiyonlar
Ligi ne direkt gitme şansını Osmanlıspor Stadı nda bıraktı.
VE KARADENİZ DEKİ MAÇ
Trabzonspor mu İdare ediyor. Baktım maskeli falan, solda
Mustafa... Fatih, Medjani ve Mehmet orta alan... Özer çaktırmadan hem ön, hem
orta... Arka tarafta göbekte Bonsingwa... Hele hele kaledeki Hakan Arıkan...
Rizespor a ligde kalıp kalmama falını hâlâ açma eziyetini veren isim buydu
işte... Pardon bu Waris ne gibi bir günah işledi ki acaba Hani sağda Waris,
solda Yusuf olsa diye düşündüm de...
Ve asıl yer kapma mücadelesi bu haftaki erteleme
maçlarından sonra galiba, en üstte değil onun hemen altında devam edecek. Yani
Başakşehirspor, Trabzonspor ve Bursaspor arasında...