Ne kadar çok yazılması gereken konu var? ‘Adalet’ yürüyüşü… 15 Temmuz… OHAL… Kıbrıs meselesi… G20 yani zalim dünya düzeni… AB, ABD ve diğerleri (Asya, Rusya, Çin, Hind, Afrika, G.Amerika)… Ülkemiz, bölgemiz ve İslâm âlemi ne âlemde?!.
Birileri, malum birileri, bilinen birileri yani AB ve ABD dâhil her sözde gücü yöneten Siyonist Sermaye, başta CIA olmak üzere, bilinen kuruluşları eliyle yine bilinen örgütleri bizzat kendisi üretti! Soruyorum: CIA ve diğerlerinin ürettikleri paravan örgütleri olan El-Kaide ve IŞİD olmasaydı; Suriye, Irak, Libya, Yemen bugünkü zavallı durumlara gelirler miydi? Mısır’da askeri darbe olabilir miydi? Körfez ülkeleri birbirlerine düşerler miydi?
Taze bir iddia aynen şöyle: ‘Türkiye, Katar, Güney Afrika, Kuveyt, Irak, Suriye ve Afganistan Washington’a bağlı olmayı kabul etmedi. / Şimdi bu ülkeler için Stratfor’da özel toplantılar yapıldı. CIA, Britanya’ya çok yakın olduğu için Stratfor kuruldu. Stratfor ‘Gölge CIA’ değildir, CIA’nın kendisidir. / O toplantılarda Türkiye, Katar, Güney Afrika, Kuveyt, Irak, Suriye ve Afganistan’ın zayıf noktaları hazırlandı. Stratfor, Katar ve Türkiye’yi çok özel çalıştı. / En özel DOSYALAR Türkiye ve KATAR için hazırlandı.../ DOSYALARDA duyduğuma göre TÜRKİYE’de KAOS!..’ (Ergün Diler, 11.07.2017)
Evet, ne çok sorun var, ülkemizde, bölgemizde ve bütün dünyada; hem de hep hatırlattığım üzere ilmî-dinî-iktisadî-siyasî alanlarda ve SOSYAL TUFAN seviyesinde…
Bu tufana karşı çağımızın ihtiyacı olan Nuh’un gemisi inşa edilmeli diyoruz, yarım yüzyıldan beri ve o gemi de ‘ADİL DÜZEN’ ama nasıl anlatsak, nasıl inşa etsek?!.
Bu BİR. (Bu sorunun cevabına yeniden döneceğiz…)
***
‘Srebrenitsa… ÂhSrebrenitsa…’
Bir Balkanlı, bir Bosnalı, bir Boşnak olarak da, Millî Gazete’deki bu köşemde, bu başlıkta bir yazıyı yıllar önce yazabilmiştim! Srebrenitsa katliamının her yıldönümünde bir daha yazmayı denedim ama yazamadım! Artık yazamıyorum! Yaşlandıkça, demek ki daha da duygusallaşıyor ve yüreğim dayanmıyor! Başlıyor ama tamamlayamıyorum! Siz yine de bu kadar hatırlatmamı bile bir yazı sayın ve Srebrenitsa vesilesiyle Balkanlar’daki kardeşlerinizi unutmayın! Evet, sakın unutmayın! Unutursanız; Srebrenitsa’dan sonra sıra size gelebilir!
Bu da İKİ olsun ve bu kadarı yetsin! Yetmez ama yetsin!
***
Bizim ‘Anayasa Referandumu ve Başkanlık Sistemi’ öncesinde ve sonrasında dile getirdiğimiz bir iddia vardı: Erdoğan ve AK Parti intihar ediyor…
Nihayet bir yazar doğrudan bu konu ile ilgili bir yazı yazdı!
Türkiye gazetesinden Fuat Uğur’un “Erdoğan ve AK Parti başkanlık sisteminin kurbanı mı olacak?” başlıklı yazısı şu cümlelerle başlıyor: ‘Hadi gelin kendi aramızda konuştuğumuz ama yazmadığımız konuları biraz olsun dillendirelim. / Referandumda evet oyu vermeyen AK Partililerin bir kısmı “Ben Erdoğancıyım, bu sistemle Erdoğan kolaylıkla alaşağı edilebilir” demedi mi? / Daha referandum yapılmadan önce kendi aramızda konuşurken, “Yok canım muhalefetin beş benzemezi bir araya gelecek de yüzde 50 artı 1’i alacak, mümkün değil” diye fikir yürütmedik mi?’ Aktaracaklarım bu kadar!
Bu da ÜÇ!
***
Birinci konu ve sorudaki cevaba dönelim. Cevabı bir önceki “‘Adalet’ yürüyüşünün sonu ‘Adil Düzen’e çıkabilir” başlıklı yazımın sonunda vermiştim: ‘Biz Millî Görüşçüler, Erbakan Hocamızın önderliğinde, Millî Nizam’dan (MNP) beri, Millî Selâmet’ten (MSP) beri, Refah Partisi’nden beri, Fazilet Partisi’nden beri ve şimdi Saadet Partisi döneminde de -yani yarım yüzyıllık yürüyüşümüzde- hep ‘ADALET’ ve ‘ADİL DÜZEN’ dedik...’
İlaveten diyorum ki; yeni yürüyüşe Adil Düzen Anayasası ile başlayabiliriz…
Bu da DÖRT!