17 bin 480 kişinin öldüğü, 23 bin 781 kişinin yaralandığı, 329 bine yakın konut ve iş yerinin yıkıldığı Marmara depreminde yitirdiklerinin hala özlemini duyanlar, depremin 10. yılında, yaşadıklarını acıyla hatırlıyor.
Depremden kalan acı tecrübe
Depremde 2 kızı ölen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmardan Sorumlu Başkan Yardımcısı, harita yüksek mühendisi İlyas Şeker, belediye meclisi üyesi olduğu 1999 yılında depreme Başiskele ilçesi Yuvacık Mahallesi‘ndeki evinde yakalandı. Şeker, fay hattında bulunan, oturdukları 4 katlı binanın yıkılması sonucu kızları Tuğba (9) ve Merve (7) ile ortağı ve ortağının eşinin de aralarında bulunduğu 8 kişinin yaşamını yitirdiği Marmara depreminin ardından 2004 yılında yapılan yerel seçimlerle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan yardımcılığı görevine getirildi. Gittiği davetlerde depremle ilgili konular geçtiğinde, deprem görüntüleri izlettirildiğinde yaşadıklarını anımsayıp dayanamayarak ayrıldığını belirten Şeker, şöyle konuştu: "Marmara depreminde can ve mal kaybının yüksek olmasının 3 ana sebebi var. Birincisi gözü doymazlık, ikincisi işlerini takip etmeyen, projelerini incelemeyen mimar ve mühendisler, üçüncüsü ise siyasilerdir. O dönemde belediye meclis üyesiydim. İnsanlar, birçok kişi yaşayana kadar depremi dikkate almadı. 17 Ağustos bize çok şey öğretti, bir daha o acıları yaşamamak ve yaşatmamak için bu kenti yeniliyoruz" diye konuştu.
Allah bir daha göstermesin
Oğlu ve kızının acısı hâlâ yüreğinde
Nurcan Kurşun (48), 17 Ağustos 1999‘da saat 03.02‘de Sakarya‘da hayatı tümden değişen birçok anneden biri. Kurşun, depremde yitirdiği 18 yaşındaki oğlu ile 15 yaşındaki kızının acısını hala yüreğinde taşıyor. O zaman 3,5 yaşında olan oğlu ile yeniden hayata sarılmaya çalışan Kurşun, yeni bir çocuk doğurmaya karar verince, bir başka şok yaşadı. Kurşun, şimdi, kaybettiği çocuklarının acısıyla down sendromlu doğan kızını büyütüyor.
Kızımın bana son dokunuşuydu
Depremin üzerinden yıllar geçtiğini ancak evlat acısının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade eden Kurşun, şunları söyledi: ‘‘Depremden önce 5 Ağustos‘ta kızımın doğum gününü kutlamıştık. İçimde bir sıkıntı vardı. Bursa‘dan bir yakınımızın kızı da bize kalmaya gelmişti. Hep beraber oturuyorduk. Kızım Özge‘ye ‘İçimde bir sıkıntı var kızım çok bunaldım‘ dedim. Kızım bana ‘Anne belki saçların enseni yakmıştır ondan olabilir saçlarını toplayayım‘ dedi. Aldı tokamı, saçlarımı topladı. Kızımın bana son dokunuşuydu. Depremi duyduğum gibi hemen 3,5 yaşındaki çocuğumu aldım ve onu korumaya çalıştım. Evin yıkıldığını tahmin etmedim.‘‘
"Anneciğim, ne olur gideyim"
Firdevs Akgül (46) de depremde üzerine yıkılan bitişikteki bina nedeniyle çöken evlerinde 12 yaşındaki kızını kaybeden bir başka anne. Depremin her yıl dönümünde eşiyle sabaha kadar ağladıklarını söyleyen Akgül, 10 yıldır psikolojik destek alarak yaşamını sürdürdüğünü belirtti. Deprem gecesi misafirlerini uğurlarken kızının da onlarla gitmek isteyişinin gözünün önünden gitmediğini, ona izin vermediği için kendisini suçlu hissettiğini ifade eden Akgül, "Onlara göndermediğim için gözyaşlarıyla ağladı, ‘Anneciğim, ne olur gideyim‘ dedi. ‘Yarın göndereceğim‘ dedim. Yarın dediğim gün cenazesi gitti. Bu konuda hiç kendimi affetmeyeceğim. Enkazdan kızımın eşyalarını çıkardım. 10 yıldır bunları yıkamadım kızımın kokusu vardır diye. Sarılıp, koklayıp ağlıyorum" dedi.
Yaşadıklarını kitaplaştırdı
Depremde Kocaeli‘nin Gölcük ilçesinde enkaz altında kalarak ölen oğlunun cenazesini 3.5 yıl sonra kimsesizler mezarlığında bulan depremzede anne, oğlunu arama sürecinde yaşadıklarını "Asla Unutmayacağız" adlı kitapta topladı. Gölcük Engellilerle Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Emine Cebeci, 17 Ağustos Marmara depreminde Gölcük‘teki evlerinin çöktüğünü, 16 saat enkazın altında kaldığını, Depremin ardından kaybolan oğlu Serkan‘ı 3.5 yıl aradığını, mahkeme kararıyla kimsesizler mezarlığını açtırdığını ve DNA testiyle oğlunun cesedi bulduğunu söyledi.
Depremde kaybolan kızlarını hâlâ arıyorlar
Kocaeli‘nin Gölcük ilçesindeki evlerinde yakalandıkları 17 Ağustos depreminden yaralı kurtarılan Karamert ailesi, bu sırada kaybolan kızlarını aramayı sürdürüyor. Depreme Kavaklı Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı‘nda oturdukları apartman dairesinde yakalanan Osman Karamert ile eşi Nilgün, evlerinin enkazından yaralı kurtarıldı ancak 7 yaşında olan kızları Gözde‘den daha haber alınamadı. Görgü tanıklarının ifadesi üzerine kızının yaşadığına inanan Nilgün Karamert, şunları söyledi: "Görgü tanıklarının anlattığına göre Gözde enkazdan yara almadan kurtulmuştu. Karşı apartmanda oturan ve deprem sırasında kafasından yaralanan bir teğmen Gözde‘yi vücudunda kırık olup olmadığını tespit etmek için hastaneye götürmüş. Teğmen hastanede bayılmış, ayıldığında Gözde ortada yokmuş. Gözde‘nin ölmüş olduğuna dair ipucu bulamadık. Kızımın yaşadığına ve bir aile tarafından evlat edinildiğine inanıyorum"
Bebekken, Clinton burnunu sıkmıştı
Marmara depreminden sonra İzmit‘teki Doğukışla çadır kentini ziyaret eden eski ABD Başkanı Bill Clinton‘un burnunu sıkmasıyla bir anda dünya medyasının göz bebeği olan "Erkan bebek", Clinton‘ı ve ailesini gelecek yıl yapılacak sünnet düğününe davet etmeyi planladığını söyledi.
10 yıldır yatalak
3 gün sonra istemeye geleceklerdi
Kocaeli‘nin Karamürsel ilçesinde, enkazın altından 18 saat sonra çıkarılan kadın, felç olduğu için 10 yıldır hayatını yatağa bağımlı halde sürdürüyor. Karamürsel ilçesinin Tabakhane Mahallesi Helvacılar Sokağı‘ndaki evlerinde depreme yakalanan Palas ailesi, 4 katlı binanın çöken zemin katında sıkışmıştı. Kurtarma ekiplerince anne İslim Palas enkaz altından hafif, kızlarından Şükran Palas ise 18 saat süren çalışmanın ardından ağır yaralı olarak çıkarılabilmişti. İslim Palas‘ın diğer kızı Fatoş ise hayatını kaybetmişti. Şükran Palas‘a Tabakhane Mahallesi‘nde kiraladıkları evde hayatta kalan tek yakını olan annesi İslim Palas bakıyor. Depremin ardından gırtlak kanseri de olan Şükran Palas, kendisini istemeye gelecekleri için kız kardeşi ile evde temizlik yaptıklarını, depremin bu sırada meydana geldiğini belirtti. Palas, "Kolon üzerimize devrildi, Fatoş 20 yaşındaydı, gazetecilik okuyordu, ne yazık ki hayatını kaybetti. 26 yaşındaydım ve hayallerim vardı. Deprem olmasaydı 3 gün sonra istemeye geleceklerdi beni, evlenecektim, çocuklarım olacaktı." dedi.





