Bismillahirrahmanirrahim;
Bölgemiz ateş çemberi içinde. Amik Ovası ve Şam üzerine nakledilen hadis-i şeriflerin bildirdiği noktadaysak, önümüzdeki yılların zor geçeceği anlaşılıyor. Karşımızda ABD gibi küresel bir güç var. Türkiye ve Ortadoğu’yu tehdit eden bir güç! İslam dünyası çok uyanık davranarak birlikte hareket etmesi gereken bir konumda! Bakalım, yöneticilerimiz nasıl bir sınav verecekler?
ABD, Suriye’de tutarsız ve endişe verici bir politika izliyor. Önce, Suriye sınırında, güya istikrar amaçlı(!) terör ordusu kurmaya girişti. Ordumuzun teröre karşı “kararlı” tutumunu görerek manevra yapmaya başladı. Sonra, Suriye’den çekileceğini söyleyerek, Menbiç’i “eve dönme günü” ilan etti. Trump bunları söylerken ABD’den farklı sesler yükseliyordu.
Tutarsızlığın ulaştığı seviyeye bakın ki, Trump bir taraftan, “Suriye’den çekiliyoruz” derken; diğer taraftan Suriye’de yeni üsler kuruyor; asker yığınağı yapıyor; terör gruplarına tam destek veriyordu.
Sinsi plan çok geçmeden anlaşıldı. Trump, Beşşar Esad’ın elinde “kimyasal silahlar olduğunu” bahane ederek Suriye’yi vurma sinyali verdi. Zamanlamaya dikkat edin! Suriye’ye saldırı için 14 Nisan Miraç Gecesi seçildi. Saddam Hüseyin de tam bir kurban bayramı sabahı cellâdının önüne atılmıştı. İsrail’in Gazze’ye hep Ramazan ayında saldırdığı da unutulmamalı. İslam dünyasına, “Bizim asıl hesaplaşmamız dininizle” mesajı veriyorlar.
Son saldırının 1. derecedeki aktörleri ABD, İsrail, İngiltere, Fransa. Dördü de önde gelen sömürgeciler arasında. Bütün Batılı ülkeler de saldırıyı destekledi.
TÜRKİYE’YE NE OLUYOR?
SÖMÜRGECİ “dörtlü”nün sınır komşumuz, kardeş ülke Suriye’ye saldırması karşısında Türkiye’den ilk açıklama Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi: “Operasyonu memnuniyetle karşılıyoruz.” İlerleyen saatlerde AKP Genel Başkanı da benzer açıklama yaptı. Teslimiyetçi dış politika yaklaşımına sosyal ağlarda tepkiler yağdı.
Mahallede bir “zalim” varsa, onun zulmünü ortadan kaldırma görevi mahalleliye düşer. Çok uzak mahallelerden insan çağrılırsa, “Orada hiç adam kalmadı mı?” diyerek o mahalle “ayıplanır”, “beceriksiz” kabul edilir. Türkiye, sömürgeci “dörtlü”nün Suriye saldırısını nasıl onaylayabilir? Bu görev, asıl bölge ülkelerine düşmez mi?
ABD, Irak’a da, “Kimyasal silahlar var” diyerek girmişti. 1.5 milyon insan öldükten sonra, “Irak’ta kimyasal silah yokmuş” demeye başladılar. İslam dünyasını yok etmeye çalışan sömürgecilere nasıl güvenebiliriz? Müslüman, bir delikten iki kere ısırılır mı? Sömürgeciler göstere göstere üzerimize geliyorlar. Suriye’den sonraki hedeflerinin Türkiye olduğunu bilmeyen kaldı mı?
Temel Karamollaoğlu, Suriye operasyonuna “memnuniyetle karşılayan” hükümeti uyardı: “ABD şakşakçılığını bırakın. Şahsiyetli duruş sergileyin. En büyük görev İslam Birliği’nin dönem başkanlığını yapan Türkiye’ye düşüyor.” Yöneticilerimiz; Filistin, Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Mısır gibi yerlerde yaşananlardan ders almayacak mı?
Sömürgecilerin insafına sığınmayın! Onların asıl hedefleri İslam dünyası. AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Yeter artık, kendinize gelin” diyerek hatırlattı: “Zalimlerden dost olmaz. Saldırıların arkasında Siyonizm var. Dertleri Suriyeli Müslümanlar değil; İsrail’in güvenliği.”
ZALİMİN İNSAFI YOKTUR
YENİ Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, 13 maddelik gerekçe göstererek onurlu bir duruş ortaya koydu. Hükümetin tutumuna tepki gösterdi: “15 Temmuz’da bizi vuranların insafına mı sığınacağız.”
İster tepkimizin ölçülmesi; isterse Suriye’ye gözdağı verilmesi ve uyarılması amacıyla yapılmış olsun; Suriye saldırısını ciddiye almak zorundayız. Her şeyden önce ABD’nin başında pusulasını şaşırmış, “tutarsız” bir kişi var. Sabah uyandığında neye karar vereceği bilinmiyor. Sömürgecilik zaten ABD’nin genlerine işlemiş. Trump’ın varlığı tedirginliği artırıyor.
Trump’ın “tutarsızlığı” ABD’yi de endişelendiriyor. FBI eski Başkanı James Comey yazdığı kitapta Trump’ı, “Gerçekle bağını kaybetmiş bir mafya babası” olarak nitelendirdi.
İslam dünyası üzerinde büyük oyunlar oynanmakta. Hedef, Suriye bahane edilerek Türkiye ve tüm Ortadoğu! Astana süreci ve kendilerinden S-400 füzeleri satın almamıza bakarak Rusya tehlikesini de gözden uzak tutmayın. Erbakan Hoca anlatırdı: “Siyonizm tek tabanca çalışmaz. Bir tarafta ABD varsa; diğer tarafta Rusya vardır.”
Kime güvenelim mi diyorsunuz? İşte Rabbimizin buyruğu: “Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler” (Maide, 55).
Allah’ın “dostunuz” buyurduğu Müslümanlarla selamlaşmalı; ziyaretleşmeli; birlikte çay içmeli; birbirimizi anlamaya çalışmalı ve ittifak ettiğimiz konularda birlikte hareket etmeliyiz. Göreceksiniz, o zaman Allah’ın yardımı sağanak misali üzerimize gelecektir.