Yıllarca dünyada barış, demokrasi ve özgürlükleri korumak adına dünya jandarmalığına soyunmuş olan ABD, giderek bu görüntüyü bir kenara iterek haydutluğa soyunmuş durumda. Öylesine bir tavır sergiliyor ki, dünyanın kimi köşesinde ya doğrudan ya da bir takım maşaları eliyle ülkeleri teslime zorlarken, son zamanlarda bir de ekonomik tehdit terör estirme yoluna başvurmaya baladı. Aslında ABD’ye kimse jandarmalık görevi vermiş değildi. Onlar bu işe soyundular.
Dünya savaşlarının sebep olduğu yıkım sebebiylede müttefikler buldular ve dünyayı kendi aralarında paylaştılar. Bu işi yaparken de işi kılıfına uydurmaya, bunun için de bir takım uluslararası örgütler oluşturdular. Netice itibariyle kontrolü 5 ülkenin eline teslim edilmiş olan bir Birleşmiş Miletler (BM) Örgütü ortaya çıktı. Öyle bir örgüt yapısı oluşturdular ki, tüm dünya bir yana 5 ülke bir yana konuldu ama söz sahibi 5 ülke oldu. Bir bakıma dünyaya 5 ülke meydan okudu/okuyor.
Sonunda, BM’nin yapısı uzunca bir süreden beri tartışılmaya başlandı. Bu örgüte alternatif yeni bir örgüt kurulması gerektiği yaklaşık yarım asır önceden rahmetli Erbakan Hocam tarafından gündeme getirildi. Sebepleri anlatılmaya çalışıldı. Şimdilerde BM’nin yapısı, “Dünya beşten büyüktür” şeklinde eleştiriliyor. Ancak, Trump’ın işbaşına gelmesi ile birlikte ABD çeşitli yollardan ve çeşitli ülkelere karşı başlattığı ekonomik terör ve bununla da yetinmeyerek açıktan tehditler yağdırıyor. Böyle olunca da BM’ye yöneltilecek eleştirinin artık, “Dünya birden büyüktür” şeklinde olması gerekiyor. Trump’ın her gün açıkladığı yeni vergi artırımı paketleri, bu paketlere karşı tavır sergileyen ülkeleri açıktan tehdit etmesi de gösteriyor ki, ABD dünyayı teslim olmaya zorluyor ya da teslim olmadıkları takdirde vurmakla tehdit ediyor. Son gelişmeleri, yani Trump’ın attığı adımları başka türlü izah mümkün mü? Kısacası, artık ABD dünya üzerinde barış ve huzuru sağlamak adına giyindiği jandarma kıyafetini de çıkartıp atarak haydutluğa soyunmuş bulunuyor.
Olaya Çin ve AB ülkelerine yönelik attığı adımları bir kenara bırakarak sadece bölgemiz ve ülkemize yönelik sergilediği tavır ve eylemlerine baktığımızda bile ABD’nin bu yeni tutumunu açıkça görmek mümkün olur. Çünkü ABD’nin bölgemize yönelik ortaya koyduğu tutum artık, “Katliamcı ABD” olarak nitelendirilmeye başlanmış bulunuyor. Bunun ise haydutluktan başka türlü izahı mümkün değildir. Suriye’de çatışmaların önlenmesi için Türkiye ve bazı ülkeler yoğun çaba sarf ederken ABD’nin son birkaç hafta içinde Suriye’deki PKK/YPG teröristlerine bin 500 TIR silah göndermiş olmasının başka türlü izahı olabilir mi?
Geçmişte Irak’ın işgal edilmiş olması, işgal sona erdi denilmesine rağmen on binlerle ifade edilen askerini bu ülkede yerleştirmesi ve onların giderlerini de Irak yönetiminden alması haydutluk değil de nedir? Başta Suudi Arabistan ve Kuveyt olmak üzere körfez ülkelerine biçtiği rol Irak’tan farklı mıdır? Ülkemize yönelik uygulamaya koyduğu bir takım eylemlerinin başka türlü izahı olabilir mi? Söz gelimi 15 Temmuz darbe girişiminin başının hâlâ ABD’de barındırılıyor olması, bunlar yetmediği gibi Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı’nın cezaevinde tutuluyor olması hukuki olabilir mi? Olamaz ama, ABD için hukuk bir anlam ifade etmiyor. Zaten hukuka uygun hareket edenler haydut olarak nitelendirilemez.
Lafı uzatmadan diyebiliriz ki, dünya bu küresel hayduta teslim olmamak için ortak birlik olarak harekete geçmek durumundadır. Aksi halde eşkıya giderek haydutluğunu artıracak görünüyor.