28 Şubat Davası sanıklarından dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Okul Komutanı emekli Korgeneral İzzettin İyigün, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasına, “Yapacağım konuşma hem savunma hem de yakın tarihe bir not düşme olacaktır” diyerek başladı. İşte İyigün’ün savunma esnasında yaptığı önemli açıklalar: “Telefonum çaldı, arayan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Doğu Aktulga’ydı. ‘İzzet Paşa, tümene Kara Kuvvetleri Komutanının emrini ver, 80 tank ve 80 zırhlı araçla yarın sabah Sincan-Akıncılar istikametinde gidecekler’ dedi. ... Personel gitmiş, evlerinde. Yürüyüş emri alınıyordu. ‘Başkanım’ dedim, ‘Ben bunun zor olacağını biliyorum. Çok kaza olacak, çok insanın canı yanacak, çok er kaybedeceğiz. Lütfen şu teklifleri komutana iletir misiniz?
28 Şubat Davası sanıklarından dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Okul Komutanı emekli Korgeneral İzzettin İyigün, “Telefonum çaldı, arayan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Doğu Aktulga’ydı. ‘İzzet Paşa, tümene Kara Kuvvetleri Komutanının emrini ver, 80 tank ve 80 zırhlı araçla yarın sabah Sincan-Akıncılar istikametinde gidecekler’ dedi. Hayatı hep zırhlı birliklerde geçen ben şaşırmıştım. Mevsim şubat, suhunet eksi 25 derece, süre çok kısaydı. Çünkü bu boyutta bir birlik ansızın, gece yol keşfi bile yapamadan... Personel gitmiş, evlerinde. Yürüyüş emri alınıyordu” dedi. İyigün, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasına, “Yapacağım konuşma hem savunma hem de yakın tarihe bir not düşme olacaktır” diyerek başladı.
“Ben bunun zor olacağını biliyorum”
Etimesgut’taki Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümenine ait tank ve zırhlı araçları 4 Şubat 1997’de Sincan’dan geçirmekle suçlandığını belirten İyigün, şunları kaydetti: “3-4 Şubat 1997 gecesi... Ünlü gece... Telefonum çaldı, arayan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Doğu Aktulga’ydı. ‘İzzet Paşa, tümene Kara Kuvvetleri Komutanının emrini ver, 80 tank ve 80 zırhlı araçla yarın sabah Sincan-Akıncılar istikametinde gidecekler’ dedi. Hayatı hep zırhlı birliklerde geçen ben şaşırmıştım. Mevsim şubat, suhunet eksi 25 derece, süre çok kısaydı. Çünkü bu boyutta bir birlik ansızın, gece yol keşfi bile yapamadan... Personel gitmiş, evlerinde. Yürüyüş emri alınıyordu. ‘Başkanım’ dedim, ‘Ben bunun zor olacağını biliyorum. Çok kaza olacak, çok insanın canı yanacak, çok er kaybedeceğiz. Lütfen şu teklifleri komutana iletir misiniz? Birincisi, bunlar 7’sinde tatbikata gidecekler, 7’sindekini öne çekmeyelim’ dedim. Beklememi söyledi. Tekrar arayarak, ‘Komutan kabul etmedi’ dedi. ‘Öyleyse ikinci teklifimi sunuyorum, acaba araç sayısını düşürebilirler mi?’ dedim. Yine beklememi söyledi. Tekrar açtı, ‘Kabul etmedi’ dedi. ‘Ben konuşabilir miyim?’ dedim. ‘Doğru olmaz, hasta’ dedi.”
“Hakkımda soruşturma açılmasını bekledim”
Sincan’da geçen tank ve zırhlı araçlarla ilgili, “Buradaki birlik tabur değildir, takviyeli birliktir. Bu, Türkiye’nin her yerinde yapılan yürüyüştür” diyen İyigün, verilen emri aynen yerine getirmediği için kendisine soruşturma açılmasını beklediğini, ancak hiçkimsenin bu konuyu bir daha sormadığını kaydetti. İyigün, şöyle devam etti: “Rütbe benim için önemli değildi. Hesabını vermesini de bilirdim. Rutin yürüyüştü. Çok küçük bir birlikti. Sincan’ın içinden geçilmesi konusunda birliğe bir görev vermedim. Bu durumlarda çıkış noktası verilir, ‘Etimesgut-Akıncılar’da şu saatte yürüyüş yapın, intikal edin’ denir. Ondan sonrası otomatikman işler.