28 Şubat süreci siyasete; siyaset dışı güçlerin müdahalesi, halkın oyları ile iktidara gelmiş bir ekibin bir takım baskı ve entrikalarla iktidardan uzaklaştırılmasının adıdır. Sayın Demirel kabul etmese de 28 Şubat süreci olarak isimlendirilen bu dönem özünde postmodern darbedir. Bir bakıma iktidara el konulmamış ama siyaset dışı güçler var olan iktidar yerine yeni bir oluşumu gerçekleştirmişlerdir. Bu oluşumda askerler kadar bir takım sivillerin de gönüllü olarak rol almış olması ayrı bir garabettir.
O günler şöyle bir hatırlanacak olursa yargı mensupları toplanarak onlara bir takım telkinlerde bulunulmuş, bunun adına da birifing denilmiştir. Bu birifingler hemen meyvesini vermiş, bir takım kararlar gelmeye başlamış, bazı savcılar ev baskınlarına soyunmuş, daha neler neler. Bu arada tankların yürütülmesi işin cabası. Devamında iş parti kapatılmasına kadar gitmiştir. Parti kapatılırken, önce resen bazı kanun maddeleri iptal edilmiş ondan sonra da partinin kapatılmasına karar verilmiştir. Bazı iddialara göre o dönemde bazı kararlar Anayasa çiğnenerek alınmıştır.
Baskılar ve zorlamalar bazılarını öylesine yıldırmış ki, ömürleri boyunca söyleyip durduklarını ya inkar yoluna sapmışlar ya da "Biz artık değiştik" diyerek ömürleri boyunca savundukları fikirlerlerden vazgeçtiklerini ilan etmişlerdir. Bir bakıma 28 Şubat süreci sadece siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesi hareketi değil, bir korkutma ve sindirme hareketidir. Bu korkutma ve sindirme karşısında paniğe kapılanlar partilerinden kopmuş, yeni oluşumların peşine düşmüşlerdir.
Kısacası 28 şubat süreci sonucu Türkiyede siyaset yeniden şekillenmiş, yeni bir parti iktidara gelmiştir. Peki siyaset böylesine yeniden şekillenmiş ve oluşmuş da şimdi 28 Şubat süreci sona mı ermiştir Bu soruya "evet" demek mümkün mü
28 Şubat sürecinde gündeme taşınan ve onun ardından iktidara gelen kadrolar tarafından pekiştirilen sorunlar yeni iktidar ile çözüme kavuşmuş mudur
Ne gezer!.. Sorunlar her geçen gün biraz daha artmakta, hayatın hemen hemen her safhasını kaplamaya başlamaktadır. Böyle olunca da 28 Şubat sürecinin sona ermemiş olması bir yana giderek baskılar artmakta, toplumun bir kesimine hayat iyice zindan edilmektedir.
Bazıları Avrupa Birliğine girerek oradan gelecek demokrasi ve özgürlük(!) havası ile bazı sınırlandırmaların kaldırılabileceğini düşünüyor ve bunun için AB çığırtkanlığı yaparlarken AİHMden peşpeşe gelen bazı kararlar 28 Şubatçılar ile AB ve AİHM arasında özgürlüklere yaklaşım bakımdan bir fark olmadığını göstermiştir. Dolayısıyle bazılarının hayalleri de böylece suya düşmüş bulunuyor.
Bir diğer ifade ile bir toplum bir başka toplumun himmeti ile özgürlüğüne kavuşamaz gerçeği ile yüzyüze gelmiş bulunuyoruz. Toplumlar, özgürlüklerini ancak kendi mücadele ve çabaları ile elde edebilirler. Birilerinin himmeti ile elde edilen özgürlük yine aynı çevrelerce bir gün geri alınabilir.
Netice itibariyle bu ülkede 28 Şubat süreci sona ersin, siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesi son bulsun, insanlar hiçbir ayrım yapılmadan temel hak ve özgürlüklerine kavuşsun isteniyorsa bilinmelidir ki, bunu sağlayacak olan yine milletimiz olacaktır. ABya da AİHM değil.