Hazreti Aişe (R.Anhâ) validemiz, Hz. Peygamber (S.A.V.)

efendimize şöyle sorar:

- Ya Resûlellah! Kadınlara da cihad var mı Resûlullah

(S.A.V.) efendimiz şöyle buyurur:

Evet! Kadınlara, içinde vurma-öldürme olmayan bir cihâd var:

Hac ve umre...”

Umre yolunda ölmenin büyük fazileti vardır. Cabir b.

Abdullah (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:  “Bu Beytullah, İslâmın ana sütunlarından bir

sütundur. Kim hac veya umre yapmak için girişimde bulunup yola çıkarsa, ALLAH

Teâlâ’nın garantisi altına girmiş olur. Eğer yolda ölürse ALLAH Teâlâ onu

Cennetine koyar. Eğer hac veya umresini yapıp ALLAH Teâlâ onu sağlıcakla

ailesine döndürürse, pek büyük sevap ve ganimetle döndürür.”  buyurdu.

Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)

Efendimiz:

 “… Kim umre yapmak

için yola çıkar da yolda vefat ederse, ona kıyamete kadar umre yapan kimsenin

sevabı yazılır…”  buyurdu.

Hz. Aişe (R.Anhâ) validemizden rivayete göre Hz.Peygamber

(S.A.V.) Efendimiz:

“Kim hac veya umre yapmak üzere yola çıkıp yolda ölürse,

kıyamet günü sorgulanmayacak ve hesaba çekilmeyecektir. Ona: Cennete gir!

denilecektir.”  buyurdu.

 Umrenin iki farzı

vardır:

1- İhrama girmek.

2- Tavaf yapmak.

* Umrenin VACİBLERİ:

Umrenin iki vacibi vardır:

1- Safa ile Merve arasında sa’y yapmak.

2- Saçları tıraş ettirmek veya kısaltmak.

* Umrenin yapılışı:

Umreyi farzları, vacipleri, sünnetleri ve adabı dairesinde

yapacak bir zat, şu şekilde hareket eder:

* Mikat denilen yerlerden birine varınca ihrâm için hazırlık

Umre yapacak bir kimsenin ilk işi ihrâma girmektir. İhrâma

girmek, umrenin farzıdır. İhrâma girmeden umre yapılamaz. Bu sebeple umre

yapmak üzere yola çıkan kimseler, yolları üzerinde bulunan “mikat sınırı”nı

geçmeden önce hazırlıklarını, genel bir vücut temizliğini yaparlar:

1- Tırnaklarını keserler,

2- Koltuk altı ve kasık kıllarını giderirler,

3- Gerekiyorsa saç tıraşı olup sakal ve bıyıklarını

düzeltirler,

4- Sonra guslederler veya abdest alırlar. Gusül, abdestten

efdaldir. Bu gusül ve abdest, vücûdun temizliği için yapıldığından, özel

hallerinde bulunan hanımlar da alırlar. Gusül veya abdest mümkün olmadığında

teyemmüm yapılmaz. Ancak, abdesti olmayanlar, daha sonra ihrâm namazı için

teyemmüm yaparlar. Güzel kokular sürünürler.

5- Erkekler giymekte oldukları atlet, kilot, çorap vb. bütün

elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarıp kefene bürünmüş ölü gibi, sadece izar ve

rida denilen iki parça temiz örtüye bürünürler. Bunlara ilik düğme yapmak,

uçlarını düğümlemek, birbirine bağlamak veya kilitli iğne ile tutturmak ceza

gerektirmez ise de mekruhtur. Bu itibarla izar ve rida, yeteri kadar geniş

olmalıdır. İzar ve ridanın yenisi yıkanmış olandan, beyaz olanı diğer

renklerden efdal görülmüştür. Başları açık, ayakları çıplak dururlar,

ayaklarına yalnızca üzeri ve topukları açık terlik giyebilirler. Bellerine

kemer veya para kemeri bağlamalarında ve omuzlarına çanta asmalarında bir

sakınca yoktur. Kollarını giymeden omuzlarına palto veya ceket almaları,

başlarına değdirmeden şemsiye kullanmaları ve gölgelenmeleri de caizdir.

Hanımlar elbise ve ayakkabılarını çıkarmazlar, normal

elbiselerle ihrâma girerler. Onların elbise, kapalı ayakkabı, çorap ve eldiven

giymelerinde bir sakınca yoktur. Başlarını da örterler, yalnızca yüzlerini açık

tutarlar. Yüzlerini örtmeleri cezayı gerektirir.

6- Kerahet vakti değilse, ihrâmın sünneti niyetiyle, iki

rekât namaz kılarlar. İlk rekâtta Fâtiha’dan sonra ALLAH Teâlâ’nın birliğini,

tevhidi içeren Kâfirun, ikinci rekâtta ise İhlas sûresini okumaları daha

faziletlidir.