Türkiye‘nin kaymak tabakası diye tabir edilen büyük holdinglerden ve ultra zenginlerden vergi alamayınca çalışanın sırtına bindirilen vergi yükü isyan ettiriyor.
Dolaylı vergilerin yüksekliği, günlük yaşama olumsuz etkilerinin yanı sıra vergideki adaletsizliği de artırıyor. Mevcut uygulamada çok kazananlar genellikle az, az kazananlar da çok vergi ödemek zorunda kalıyor. Bu tablo içinde, en adil vergileme araçları olan gelir ve kurumlar vergisi tahsilatı düşerken, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel işlem vergisi gibi vergiler de ise sistemde çok daha fazla yer tutmaya başlıyor. Bu sene Gelir Vergisi‘nden 42 milyar 927 milyon lira gelir elde edilmesi hedefleniyor. Bunun büyük bölümünü de işçi ve memur ödüyor. Holding sahipleri, doktor, avukat gibi serbest meslek erbabı, faiz geliri elde edenler ve diğer beyannameli gelir vergisi mükelleflerinin ödemeleri beklenen vergi ise 2 milyar 283 milyon lira düzeyinde kalıyor. Ekonomi Profesörü Osman Altuğ‘un yıllardır "Namert Vergisi" adını taktığı dolaylı vergiler, zengin ve fakir arasındaki uçurumun daha derinleşmesine neden oluyor. Türkiye ekonomisinde "vur abalıya" sistemi olarak işleyen dolaylı vergiler, zenginden alınamayınca çalışanın sırtına bindirilen bir zulüm aracı gibi uygulanıyor.
Dolaylı vergi oranı yüzde 66
Tüm vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payının yüzde 66‘ya çıkması, dar ve orta gelirliyi isyan ettirecek noktaya getirdi. Dolaylı vergilerin toplam vergi tahsilatı içindeki payı 2010 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre 5.8 puanlık artışla yüzde 66‘ya çıktı. Bu dönemde dolaylı vergi tahsilatı yüzde 37.6 artışla 31 milyar 626 milyon TL olurken, doğrudan vergiler ise 16 milyar lira‘da kaldı.
Gelir vergisi tahsilatı, 2010 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.6 artarak 9 milyar 439 milyon TL‘den 9 milyar 590 milyon TL‘ye çıkarken, petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirleri yüzde 30.5 artışla 6 milyar 403 milyon TL oldu. KDV gelirlerinin yüzde 40‘lık artışla 5 milyar 815 milyon TL düzeyinde gerçekleştiği 3 aylık dönemde, ithalde alınan KDV geliri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57.6 artarak 7 milyar 669 milyon TL‘ye ulaştı.
Gelir, kurumlar ve servet vergilerinden oluşan doğrudan vergiler ise yılın ilk 3 aylık döneminde yüzde 7.3‘lük bir artışla 16 milyar 276 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Yüzde 9.56 olarak gerçekleşen yıllık enflasyon düşürüldüğünde, 2010 yılının 3 aylık dönemde dolaylı vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 25 artış gösterirken, doğrudan vergi gelirleri ise yüzde 2.9 oranında düşüş gösterdi.
Zenginden az, yoksuldan çok!
2010 yılında Gelir Vergisi‘nden 43 milyar lira gelir elde edilmesi hedeflenirken, bunun büyük bölümü de işçi ve memurun sırtına bindiriliyor. Holding sahipleri, faizciler, doktor, avukat gibi serbest meslek erbabı ve diğer beyannameli Gelir Vergisi mükelleflerinin ödemeleri beklenen vergi ise 2 milyar 283 milyon lira! Devlet sadece akaryakıt ürünleri ve doğal gaz kullanımıyla vatandaştan 30 milyar 695 milyon lira Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) almayı planlıyor. Devletin bu yıl için öngördüğü Özel İletişim Vergisi (ÖİV) de bütçede 4 milyar 829 milyon 820 bin lira olarak yer alıyor. Bu durumda, vatandaşın cep ve sabit telefon konuşmalarıyla ödediği Özel İletişim Vergisi bile beyannameli Gelir Vergisi mükelleflerinden alınan verginin 2 katını buluyor. Ortalama bir vatandaş dolaylı vergiye ayda tam 351 lira ödüyor.
KDV‘de artış yüzde 40
En önemli dolaylı vergi kalemi sayılan ve tüketim eğiliminin başlıca göstergesi kabul edilen Katma Değer Vergisi‘nde (KDV) yılın ilk çeyreğinde baz etkisinin de katkısıyla yüzde 40 artış yaşandı. Bu dönemde KDV tahsilatı 4 milyar 155 milyon TL‘den 5 milyar 815 milyon TL‘ye yükseldi. Mart ayı verilerine bakıldığında KDV tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 101.8 artışla 923 milyon TL‘den 1 milyar 862 milyon TL oldu.
Yılın ilk üç ayında KDV gibi tüketicilerin satın aldıkları ürünlerinin fiyatı içinde tahsil edilen Özel Tüketim Vergisi‘nde (ÖTV) yüzde 33.7‘lik bir artış yaşandı. Reel bazda ise yüzde 21 oranında artış görüldü. Özel Tüketim Vergisi tahsilatı yılın ilk çeyreğinde 11 milyar 683 milyon TL olarak gerçekleşirken, 2009‘un aynı döneminde 8 milyar 738 milyon TL olmuştu.
Motorlu taşıtlara ilişkin ÖTV, yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre cari fiyatlarla yüzde 45.8 oranında artarken, söz konusu gelir enflasyondan arındırıldığında artış reel bazda yüzde 31.9‘a indi. Geçen yıl Ocak-Mart döneminde bu kalemde gerçekleştirilen ÖTV tahsilatı 606 milyon TL iken, 2010‘un aynı döneminde 883 milyon TL‘ye yükseldi. Söz konusu dönemde dayanıklı tüketim mallarından alınan ÖTV geliri de geçen yıla göre yüzde 116.6 artış gösterdi.
ÖTV yakıyor
Geçen yıl talep daralması nedeniyle ithalatın azaldığı petrol ve doğal gaz ürünlerinden elde edilen ÖTV geliri, hükümetin yaptığı vergi artışları nedeniyle 2010 yılın ilk çeyreğinde yüzde 30.5 oranında yükseldi. Geçen yıl 3 aylık dönemde petrol ve doğalgaz ürünlerinden 4 milyar 908 milyon TL ÖTV geliri elde edilirken, bu yıl aynı dönemde 6 milyar 403 milyon TL‘lik ÖTV tahsil edildi. Mart ayı gerçekleşmelerine bakıldığında petrol ve doğalgaz ithalatından alınan ÖTV‘nin yüzde 41.5 artışla 2 milyar 153 milyon TL olduğu görüldü.
Dünyada düşerken, bizde artıyor!
Bütün dünyada hükümetler, bu adaletsiz vergi uygulamasını yavaş yavaş azaltarak her yıl dolaylı vergilerin payını düşürüp, servetten alınan vergiyi artırırken, ülkemizde ise durum bunun tam tersi. Türkiye‘de dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı sürekli arttırılıyor. 1994 yılında yüzde 51,7 olan dolaylı verginin genel vergi içindeki oranı, 2000 yılında yüzde 59‘a , 2004 yılında yüzde 69‘a , 2005 yılında ise yüzde 73‘çıkarıldı. Aynı dönemde kâr ve kazançtan alınan vergi ise 1994 yılında yüzde 48 iken 2000 yılında yüzde 40‘a, 2004 yılında ise yüzde 30‘a, 2005 yılında ise yüzde 25‘e düşürüldü. Bu yüzde 25‘in çoğu da yine işçi ve memurdan alınan Gelir Vergisi!
Dolaylı Vergi nedir?
Dolaylı vergiler; tüm tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetlerin içinde peşinen ödedikleri KDV ve ÖTV gibi vergilerdir. Dolaylı vergiler tüm ekonomiler içinde en adaletsiz vergi türü olarak tanımlanıyor. Çünkü, vergi adaletinin sağlanabilmesi için az kazanandan az vergi, çok kazanandan çok vergi alınması gerekirken, devlet dolaylı vergi zulmü ile gelirleri eşit olmadığı halde tüm vatandaşlarından aynı oranda vergi alıyor. KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler, asgari ücretliden de, holding patronundan da aynı miktarda alınıyor. Bir ekmek aldığımızda ödediğimiz dolaylı vergi ile holding patronun ödediği vergi aynı!
Nereye, ne kadar vergi veriyoruz?
- 7 liraya satılan 1 paket sigaranın 5,47 lirası,
- 3,65 lira ödediğimiz 1 litre benzinin 2,44 lirası,
- 3,05 lira ödediğimiz 1 litre mazotun 2 lirası,
- 1,98 lira ödediğimiz 1 litre otogazın 1,60 lirası,
- 3 liralık cep telefonu faturasının 1 lirası,
- 50 bin liralık bir otomobilin 32 bin lirası vergiye gidiyor.
Prof Dr. Osman Altuğ:
Dolaylı vergi "Namert Vergisi"dir!
Halktan çaktırmadan alınan vergiler namert vergisidir. Gelir üzerinden vergi alınsın. Dolaylı yoldan çaktırmadan alınan vergiler namert vergisidir. Bir depo benzine Türkiye‘nin en zengin adamı ile en fakir adamı aynı vergiyi ödüyor. Serbest Pazar Ekonomisi‘nde kayıt dışı ekonominin de kayıt altına alınması gerekir. Bunu yapamayan bizim gibi ülkeler dolaylı vergilere başvuruyor. Dolaylı vergi, vergi alamadığınız kimselerin vergilerini, alabildiğiniz kimselere yüklemektir. Türkiye yıllardır bu namert vergilerin kıskacı altında eziliyor.
Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Çetin:
Dolaysız soyguna dönüştü
Dolaylı vergiler, en adaletsiz vergilerdir. Bir litre benzin aldığınızda ya da cep telefonu ile konuştuğunuzda, sabit gelirli bir tüketicinin ödediği dolaylı vergi ile holding patronun ödediği vergi aynıdır. Oysa sabit gelirli bir tüketicinin aylık geliri ortalama 650 lira, Holding patronunun aylık geliri ise ortalama 65 bin liradır. Dolaylı vergiler ülkedeki gelir grupları arasındaki uçurumu artırmaktadır. Uygulanan yanlış vergi politikaları, vergide adaleti sağlayamamaktadır. Servetten, kazançtan, faizden, kârdan vergi almayan, vergi kaçağına göz yuman iktidarlar tüketicinin cebinden elini çekmeli ve KDV, ÖTV gibi dolaylı vergileri düşürülmelidir. Eğitimde, sağlıkta, elektrikte, suda ve diğer kamusal hizmetlerde KDV kaldırılmalı. Benzinde, kişisel bakım ürünlerinde, iletişimde ÖTV indirilmelidir. Tüketicinin değil, vergi kaçıranların, hayali ihracatçıların ve banka hortumlayanların üzerine gidilmelidir."
Türkiye Kamu Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan:
Dolaylı vergi dar gelirliyi eziyor
Ülkemizde doğrudan alınan vergilerin oranı yüzde 30‘lar düzeyinde iken dolaylı vergilerin oranı yüzde 70‘ler seviyesine tırmandı. Dolaylı vergiler belimizi büktü. Devlet doğrudan gelir ve kurumlar vergisini toplayamıyor vatandaş günlük kullanımda pek çok mal ve hizmet için yüksek tutarlarda vergi ödüyor. Dolaylı vergilerin yüksekliği, günlük hayata etkilerinin yanı sıra vergideki adaletsizliği de artırıyor. Mevcut uygulamada çok kazananlar genellikle az, az kazananlar da çok vergi ödemek zorunda kalıyor. Hükümet kurumlar vergisini yüzde 30‘dan yüzde 20‘ye düşürürken dar ve sabit gelirliden aldığı vergileri yüksek tutmanın yanında tüketim maddelerinden alınan dolaylı vergileri de yüksek tutarak yoksullukla mücadele eden dar ve sabit gelirliyi dolaylı vergilerle daha da eziyor."