Kürt sorunu, Kürtler konusunda cumhuriyet projesi sonuç vermediği için varlığını sürdürüyor. Modern Türk devleti ve toplumu, hatta modern Türk insanı bu sorunun kaynağını ve vardığı noktayı bu projeyi medeniyet projesi olarak içselleştirdiği için bu yüzden anlayamıyor.
Nüfus meselesi: Müslümanlar ve gayrimüslimler ve elbet diğerleri, örneğin Kürtler... Ülke yıllardır bunları tartışıyor, hala bunları tartışıyor. Ama kök biraz geride... Sık söyleriz: İttihat Terakki‘nin Cumhuriyet‘e bağlanan iki "temel proje"si olmuştu. Bunlardan bir tanesi farklı etnik kökenlerden gelen, göç yoluyla Anadolu‘ya akan "Müslümanları Türkleştirme projesi"ydi. İkincisi ise Müslümanlardan bir ulus yaratırken "İslam‘ı modernleştirmek, müslümanı ehlileştirmek projesi"... Ya da "radikal sekülerleşme" ve "etnik-dinsel standartlaşma" projeleri...
Türkiye‘de Cumhuriyet‘in öyküsü "bir açıdan", günahıyla sevabıyla, başarısıyla başarısızlığıyla, ortaya çıkan zihniyet takıntıları ve bozukluklarıyla bu iki projenin öyküsüdür... Ama bu iki proje resmin bütününü anlatmaya yetmez...
19. yüzyılı 20. yüzyıla, İttihat Terakki‘yi Cumhuriyet‘e bağlayan bir "üçüncü unsur"dan ya da projeden daha söz etmek gerekir. Diğer iki projenin taşıyıcısı olan bu üçüncü proje, temel olarak "otoriter merkeziyetçilik"tir. Türkiye‘deki Cumhuriyet‘in öyküsü "diğer açıdan" bu merkeziyetçiliğin, devletin topluma ve kişilere süratli, dayatmacı nüfuzunun öyküsüdür... Gerek Türkleştirme politikaları açısından, gerekse müslümanı ehlileştirme politikaları açısından Türkiye‘de "temel dönüştürücü fonksiyon"un Silahlı Kuvvetler kontrolünde bir devlet tarafından yapıldığı bilinir...
Önemlidir bunlar... Çünkü bugün başımızı ağrıtan sorunlar hep o kurucu dönemin projelerine gönderme yapan sorunlardır... Kürt meselesi... Asker sorunu... Ve din-laiklik kutuplaşması... Türkiye söz konusu projelerde kısmen başarılı olmuştur. Kürtler dışındaki Müslümanlar Türkleşmiş, Müslümanların önemli bir kısmı da ehlileşmiştir. Ama ağır bedellerle...
Üç ağır bedel var ortada: 1. Verili simgeleri, verili bir devlet ideolojisini ve bunların değişmezliğini demokrasi ilan eden, devlet hukukuyla koruma altına alan bir merkez yapısı... 2. Farklıya tahammülü olmayan, ayrıcalıklarını demokrasi sanan otoriter bir laik zihniyet... 3. Farklı talep ve kültürel varoluşlara tahammülü olmayan otoriter bir millet algısı...
Kürt sorunu Kürtler konusunda cumhuriyet projesi sonuç vermediği için varlığını sürdürüyor. Modern Türk devleti ve toplumu, hatta modern Türk insanı bu sorunun kaynağını ve vardığı noktayı bu projeyi medeniyet projesi olarak içselleştirdiği için bu yüzden anlayamıyor. Din meselesi ehlileşmeye itiraz edenlerin ve ehlileşmeye geri dönmek isteyenlerin karşılaşmasından besleniyor...
Asker meselesi, alınan tüm yola rağmen, yaşamaya devam ediyor... Ama mesele sadece devlet ve sistem meselesi değil... "Askeri" düzen bizde sadece devlet düzeninden ibaret değildir. Topluma, insana, zihniyete de ilişkindir... Bugün Kemalizm, İslamcılık, ülkücülük, solculuk Kürt meselesinde kültürel ya da ideolojik köken üzerine kurulu tepkilerle siyasallaşmaktan öteye geçemiyor, aynı cemaatçi anlayış kabından su içiyorlarsa, nedenleri biraz da burada aramak gerekmez mi? Kürt meselesinde algının sınırları buradan kaynaklanıyor...
Şunu unutmamak gerek: Kürt meselesini çözmeye çalışırken el attığımız sadece o mesele değildir... Ya da el attığımız diğer meseleler, asker meselesi, din meselesi, Kürt meselesinden ayrı değildir...
Ali Bayramoğlu YENİ ŞAFAK