Kültür-Sanat

Zamanın sonu, hayatın sonudur

Zamanın sonu, hayatın sonudur

Abone Ol

Zaman değeri, değer hayatın hazinesidir. Zaman insanın sürekli sınandığı imtihan alanıdır. Değeri değersizlik olan insanın elinde, zaman değerini, hayat anlamını yitirir. Zaman değer kaynağı olduğu kadar değersizlik kaynağı da olur. Değerin yalnızca fiziksel boyutun önem kazandığı bir dünyada, kültürel alan derinliğini yitirir. Kültürel alandaki yoksulluk, fiziksel alandaki zenginlikle giderilmeye çalışılır. Tüketim yarışı, değersizlik yarışına dönüşür.

Değersizliğin değer olmasıyla, hayat, kültürsüzlüğün yayıldığı yalınlığın küçümsendiği, gösteriş tüketiminin özendirildiği, bir yarış alanına dönüşür. Hayatın her alanında, mutluluğa giden yolun, kazanma yarışından geçtiği zamanın kazanma zamanı olduğu ve kazanmak için, hiçbir sınırın olmadığı vurgulanır. Bunun için, dünyada sürekli tekrarlanan spor karşılaşmaları, büyük bir kesim tarafından bir sütün gelme yarışından daha çok bir kazanma savaşı olarak algılanıyor.

Tüketimin çekiciliğini artırmak için, zaman içinde, bir sonraki dönemde yapılan tüketimin, bir önceki dönemde yapılan tüketimden daha kazançlı olduğu yanılgısı, değişmez bir gerçek olarak sunulmaktadır. Zamanın geri dönüşü söz konusu olmayan, sürekli bir iyileşme ve kusursuzlaşma süreci olduğu, herkese kabul ettirilmiştir. Geçmişin değerlerine karşı geleceğin değerleri kutsallaştırılmıştır. Zaman içinde ilerlemeye olan inanç, inançsızlığı getirmiştir.

Yüzyıllarca doğrusal gelişmeye olan güven, savaşlar, depremler, yağmurlar ve su baskınlarıyla, büyük ölçüde sarsılmıştır. Hayat, Hegel ve Marx‘ın öngördüğü bağlamda, tez, antitez ve sentez sürecinde, günden güne daha iyiye giderek gelişmiyor. Bütün insanlığın gelecek hakkında bildiği tek şey, Hurley‘in vurguladığı gibi, "kesin olarak" bilmediğidir. Kimsenin geleceği kesin olarak bilmesi mümkün değildir. Geleceğin gücü bilinmezliğinden kaynaklanmaktadır.

Zamanın sonu, hayatın sonudur. Zamanın değersizleşmesi, hayatın değersizleşmesidir. Değersizleşen hayata, değer kazandırmak için, hayatın sonunun insanın sonunun olmadığının bilincin de olmak gerekir. Hayatın sonunun nerede,ne zaman geleceğinin bilinmediği için,herkes her zaman her yerde hayatının sonunu beklemelidir. O zaman insan gibi, hayat da hem değer, hem de anlam kazanır. Zaman da, çevrimini tamamlar.

Zamanın donduğu yerde, yalnızca hayatın değil, tarihin de sonu gelmiştir. Artık ne iyilikleri özendirilebilir, ne de kötülükler önlenebilir. Hayatın antitezi olmadığı gibi, tekrarı da yoktur. Hayat güç ve karmaşıktır, doğrusal olmaktan daha çok dairesel bir gelişme gösterir.

Zamanın labirentlerinde insan düşe kalka ilerler, sonunda tek olan çıkış kapısını bulur. O tek kapı, karanlıktan aydınlığa, ölümlülükten ölümsüzlüğe geçiş kapısıdır. Zamanın kime yakın, kime uzak olduğunu kimse bilmez. Hayatın akışında, geçip giden zamandan önce insandır. Zaman kapıyı çaldığında, insan hazır olmalıdır. Zamana verilen değer, insana verilen değerdir.

Nazif Gürdoğan-YENİ ŞAFAK