İsmet Berkan Radikal‘deki ‘Müesses nizam‘ın direnişi‘ yazısında, yaşanan gelişmelere biraz değişik bir açıdan bakmayı denemiş. Yaşananların bir demokrasi savaşı olup olmadığını sorgulayan Berkan, tarafların tezlerine mesafeli olmak ve sürekli gerçeği araştırmanın gerekli olduğuna vurgu yapıyor:
"(...) Acaba ülkemizdeki savaş ‘demokrasi‘ savaşı mı?
(...) Bence yürütülen ve pek çoğumuzun da ‘sonunda demokrasi gelecek‘ inancıyla destek verdiği savaş, aslında şu anda tam bir güç savaşı, gücü elde etme savaşı.
Savaşın bir tarafında hükümet ve onun etrafında kümelenmiş olan koalisyon var. Karşı tarafta ise hepimizin doğduğumuz günden beri yakından tanıdığımız ‘müesses nizam‘.
Söz konusu olan ‘müesses nizam‘ olunca ve onu zayıflatmak, onun gücünü azaltmak gibi sonuçlar beklenince, onunla savaşan tarafın kendine müttefikler bulması da, ‘müesses nizam‘ı sürekli bir savunma pozisyonuna itmesi de hiç zor olmuyor.
Çünkü ‘müesses nizam‘ın günahı çok, geçmişin herhangi bir anını eşeleseniz o nizamın kendi halkına karşı ne gibi karanlık girişimler içinde olduğunun türlü çeşitli kanıtları, karineleri ortaya dökülüveriyor. Böyle olduğu için de ‘müesses nizam‘ sürekli savunma pozisyonunda. Yani hiç gelecek vaat etmiyor!
Peki, ‘müesses nizam‘ın yenilmesi ne anlama gelecek?
(...) Şimdilik umut, eski düzenin gitmesiyle demokrasinin geleceği beklentisi üzerine inşa ediliyor.
Zaten ‘müesses nizam‘ın bazı görece akıllı savunucuları epey bir zamandan beri bu beklentiye hücum ediyorlar, ‘Bu düzen yıkılınca demokrasi gelmeyecek, bir çeşit diktatörlük gelecek, faşizm gelecek‘ diyorlar.
(...) Benim kendimce uyguladığım yöntem, savaşın bütün o toz dumanı arasında gerçeğin peşinde koşmak, gerçeği öğrenmeye çalışmak ve bunu öğrendiğimde de karşıma çıkan şeyin evrensel demokrasi standartlarında nereye düştüğüne bakmak.(...)"
(İsmet Berkan / Radİkal)