Kültür-Sanat

Yargıyla Siyaset

Yargıyla Siyaset

Abone Ol

Vatan gazetesindeki dünkü yazısında "Varlık nedenleri demokrasi olan siyasi partilerin demokrat olmadıkları bir ülkede yargının da baştan aşağı siyasileşmesinin kaçınılmaz olduğunu gördük" ifadelerini kullanan Okay Gönensin, " Demokrasi topalsa yargı bağımsız olamıyor, yargı bağımsız olamayınca da demokrasi topal kalmaya mahkûm oluyor. Bu kısır döngüden çıkamayacak mıyız?.." sorusuna cevap arıyor.

Anayasa Mahkemesi, AKP hakkındaki kararında, bu partinin irticai faaliyetlerin odağı olduğunu söylemişti. Bu ifade gerçeği mi yansıtıyordu? Ülkenin bir kesimine göre "evet", daha büyük bir kesimine göre "hayır." Yüksek Mahkeme bu kararı aldı ve cezayı "para" olarak kesti. Bir siyasi partinin irtica faaliyetlerinin odağı olması, bugünkü yasalara göre suçtur. O suçu işleyenlerse "kişi" lerdir. Ama herhangi bir AKP‘liye, partisinin odak olmasına izin veren yöneticilere ceza gelmedi. Bu siyasi bir karardı. İktidar partisinin kapatılması ya da yöneticilerinin; bakanlarının, belki de başbakanının siyasetten yasaklanmasının ülkeyi ciddi bir krize götürmesi tehlikesini öngören mahkeme, tam bir "orta yol" bulmuştu. Kararın öncesinde, AKP‘yi gerçekten irtica tehlikesinin odağı olarak görenlerin çıkacak kararı bu yönde etkilemek için çaba gösterdikleri duyuluyordu. Ankara‘da bazı gizli dinleme faaliyetleri olduğu da o günlerde ortaya çıkmıştı.

Anayasa Mahkemesi‘nin DTP kararı da siyasi bir karardır. AKP hükümetinin başlattığı Kürt açılımının ardından gelen gerilimli ortam, kamuoyunun geniş bir kesiminde sadece PKK değil DTP karşıtı "duyguları" da artırdı. Bu kesimde yayılan "taş atma"ya da "kurşun sıkmayı" bile haklı görebilecek, gösterebilecek duygu birikiminin, DTP‘nin kapatılmaması durumunda Anayasa Mahkemesi‘ne yönelmesi muhtemeldi. Böylece Anayasa Mahkemesi, "kendisini kurtaracak" bir siyasi karara daha imza atmış oldu. Mevcut yasalara göre bu kararın "savunulabilir" olduğuna ilişkin görüşler var. Ama mahkeme AKP ile ilgili kararını aldığında bu görüşler pek duyulmamıştı, sadece AKP karşıtı kesimden gelen tepkiler duyuldu. AKP de "kendisini kurtardıktan" sonra, karar açıklanana kadar söylediği, parti kapatmayla ilgili mevzuatın anti-demokratik olduğuna ilişkin görüşlerini unutuverdi.

Türkiye‘nin "büyük sosyal demokrat" partisi içinse ülkesinin siyasi partilerin sürekli kapatılma tehdidi altında bulunduğu bir ülke olmasının önemi yok. Onlar AKP kapatılmayınca üzülmüşlerdi, DTP kapatılınca da sevindiler. Varlık nedenleri demokrasi olan siyasi partilerin demokrat olmadıkları bir ülkede yargının da baştan aşağı siyasileşmesinin kaçınılmaz olduğunu gördük. Demokrasi topalsa yargı bağımsız olamıyor, yargı bağımsız olamayınca da demokrasi topal kalmaya mahkûm oluyor. Bu kısır döngüden çıkamayacak mıyız?