Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, yaptığı sohbet ve vaazlarda insanlara uyarılarda bulunan bir isim olarak hatırlanıyor.
İstanbul’da ilim tahsilinde bulunan ve dönemin ünlü meşâyihinden Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Efendi’nin yakın bağlıları arasına girmiş olan Esad Coşan Hoca'nın "Asıl işin Allah’ın dinine hizmet etmek" sohbetindeki ifadeleri şöyle:
"Hocam ben mühendisim.
- Hayır! Sen buraya mühendis olarak gelmedin. Sen buraya Allah’a güzel kulluk etmek için imtihan için geldin. Mühendisliğin yan bir iştir, o beni ilgilendirmez. Sen Allah’ın dinine yardım edeceksin.
Hocam ben doktorum.
- Ben onu bilmem. Arada fırsat bulursan hastaları da tedavi et. Asıl işin Allah’ın dinine hizmet etmek.
Hocam, ben öğretmenim, ben askerim, ben memurum, ben âmirim, çiftçiyim, köylüyüm, şehirliyim.
- Ne olursan ol! Asıl görevin Allah’ın dinini öğrenmek, öğretmek, yaymak, Allah’ın dinine hizmet etmektir, ötekisi bir geçim vasıtasıdır. Olsa da olur olmasa da.
Memur olsan ne olacak, olmasan ne olacak.
Çiftçi olsan ne olacak, olmasan ne olacak.
Doktor olsan ne olacak, doktor olmayanlar ölüyor mu ?
Yani, hiç birisi önemli değil. Önemli olan imandır.
Hükümdar olmak da önemli değil. Herakliyus hükümdar oldu da ne oldu?
Hüsrev Perviz hükümdar oldu da ne oldu ? İran’ın Sasani imparatoru ne oldu?
Hepsi geldi geçti.
Buranın köleleri ahirette bey olabilir.
Buranın fakirleri âhirette zengin olabilir.
Buranın düşkünleri ahirette mevki, makam, rütbe, mertebe sahibi olabilir.
Buranın çok yüksek mertebelerinde olan insanlar da âhirette kölelerine muhtaç duruma düşübilir. Kölelerine el açacak, avuç açacak, yalvaracak duruma gelebilir."