Kültür-Sanat

Vahşi düzen oyuncuları etkiliyor

?Vahşi düzen oyuncuları etkiliyor'

Abone Ol

TODER ve BİROY Yönetim Kurulu Üyesi tiyatro sanatçısı Ulvi Alacakaptan "hiçbir tiyatro sanatçısının dizide oynamaktan hoşlanmayacağını, ancak ekonomik anlamda buna mecbur kaldıklarını" dile getirdi. Türkiye‘deki dizi düzeninin çok vahşi olduğunu iddia eden Alacakaptan, dizilerin uzunluklarının ve çekilen dizi sayısının çokluğunun sektörde oluşturduğu zorluklara da dikkat çekti.

Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) ve Birleşik Oyuncular Meslek Birliği (BİROY) Yönetim Kurulu Üyesi tiyatro sanatçısı Ulvi Alacakaptan, Türkiye‘de televizyon dizisinde düzenin çok vahşi işlediğini, dünyanın hiçbir yerinde 90 dakika süren dizi olmadığını söyledi. Alacakaptan, Mazlumder‘in düzenlediği programa katılmak için geldiği Konya‘da yaptığı açıklamada, devlet, şehir ve özel tiyatrolardan yaklaşık 1000  oyuncunun TODER‘e üye olduğunu ve bunların yaklaşık 200‘ünün sürekli veya aralıklarla dizilerde rol aldığını belirtti.

Dizilerde hep aynı yüzleri görmekten şikayet edildiğini ifade eden Alacakaptan, ‘‘Bir dizi bitiyor, oradakiler bir başka dizide görülüyor. Bu bana çok tuhaf geliyor. Galiba yapımcılar ve halkımız fazla macera istemiyor, bu nedenle böyle bir tercih ortaya çıkıyor‘‘ dedi. Hiçbir tiyatro sanatçısının dizide oynamaktan hoşlanmayacağını, ancak ekonomik anlamda buna mecbur kaldıklarını öne süren Alacakaptan, şunları kaydetti: ‘‘Dünyanın her yerinde tiyatro oyuncuları belli bir gelir düzeyinin üzerine çıkamaz. Bu nedenle dizilerde görev almaları normal. Sorun dizilerde oynamaları değil, dizi düzeni. Türkiye‘deki dizi düzeni maalesef çok vahşi. Dünyanın hiçbir tarafında 90 dakika süren dizi yok. Bir oyuncu arkadaşımız bir günde 23 saat çalıştığı için diziyi bırakmak zorunda kaldı. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Gerçekten insana aykırı bir durum söz konusu. 90 dakika normal bir film süresine denk geliyor. Yine her akşam onlarca dizi var ekranlarda. Şu anda 100‘e yakın dizi var. Bu sayının da azaltılması gerektiğini düşünüyorum.‘‘

Reklam kuşağı yayınlamada getirilen standartlar ve televizyon kanallarının daha fazla reklam yayınlama arzusu nedeniyle dizi sürelerinin bu noktaya dayandığını belirten Alacakaptan, RTÜK‘ün dizi sürelerinin kısaltılması yönünde bir an önce adımlar atması gerektiğini bildirdi. Bir bölümü 90 dakika süren diziler nedeniyle oyuncuların saatlerce mesai yaptığını bunun da verimliği olumsuz etkilendiğini öne süren Alacakaptan, ‘‘Sette 6-7 saat bekledikten sonra rol gereği gülmenizi, ağlamanızı, sevinmenizi istiyorlar. Bu yorgunlukla bunu başarabilmek çok zor, ama bizim oyuncularımız bunu başarıyor. Ben onları tebrik ediyorum. Bazı dizilerde 3 ekip birlikte çalışıyor. Aynı gün biri bir yerde, diğerleri başka yerde çekim yapıyor‘‘ diye konuştu.  Ekonomik kriz nedeniyle yüksek maliyetli diziler yerine yavaş yavaş daha az harcama gerektiren kapalı mekanlarda diziler çekilmeye başlandığını kaydeden Alacakaptan, kriz nedeniyle oyuncuların ücretlerinde de önemli düşüşler olduğunu belirtti. Birkaç başrol oyuncusu dışında diğer oyuncuların çok yüksek paralar almadığını vurgulayan Alacakaptan, ‘‘Ekonomik krizin ardından oyuncuların ücretleri 3‘te 1 oranında azaldı. Reyting rekortmeni dizilerin ortalama bir oyuncuya bölüm başına verdiği ücret 500 liraya kadar düştü. Hatta ‘diziyi bitireceğiz‘ tehdidiyle anlaşmalar yapılıyor‘‘ diye konuştu.

Darbelerden çok çektik

28 Şubat günü Konya‘da Mazlumder‘in düzenlediği ‘Darbeye Karşı Sivil Savunma‘ adlı konferansı vardı. Ulvi Alacakaptan‘ın sunumunu yaptığı etkinlikte canlı tanıklar yapılan zulümleri anlattı. Program Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Mazlumder Konya Şubesi Başkanı Derviş Argun, "Bizi hangi ideoloji, hangi siyasi kuruluş, hangi cemaat kuşattıysa kuşatsın darbecilere, cuntacılara karşı hepimizin hakkı için hep birlikte olmalıyız. Altmış yıllık ömrümüzün elli yılında aktif olarak darbelerle uğraştık. Biz ordusuz bir millet istemiyoruz. Biz cuntasız bir ordu istiyoruz." açıklamasında bulundu. Darbelerden çok çektiklerini anlatan tiyatrocu Ulvi Alacakaptan ise, "27 Mayıs 1960‘da 11 yaşındaydım. Bu yalnız ve güzel ülkem o kadar kışkırtmaya, provokasyona açık bir ülkeydi. 27 Mayıs‘tan sonra DP‘nin adına ‘düşükler‘ dediler. Bu tabir halkın ağzında küfür gibi dolaşıyordu. O dönemler Düşükler Yassıada‘da diye bir film çektiler. Devrin hapsedilmiş; başbakanı, cumhurbaşkanı, devlet adamları tıraş edilip, temiz elbiseler giydirilerek kamera ışıklarının karşısına çıkarıldı. 12 Martta tuhaf tutuklamalar olmuştu. Savcılar yargıladıkları kişileri içeri attıracak bir kılıf bulamayınca; " N‘apalım MİT doğru dürüst bilgi göndermiyor" diyordu. Birçok kişi hiç yapmadığı eylemlerden dolayı yargılanıp hapse atıldı" dedi. Ulvi Alacakaptan, "Hikmet, Nazım Hikmette olsa hikmettir" diyerek Nazım Hikmet‘in bir şiirini okudu: "Akrep gibisin kardeşim, / korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. / Serçe gibisin kardeşim, /serçenin telaşı içindesin. /Midye gibisin kardeşim, / midye gibi kapalı, rahat. / Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. / Bir değil, beş değil, / yüz milyonlarlasın maalesef."