Kültür-Sanat

Vahim hatalar zinciri

Vahim hatalar zinciri

Abone Ol

"PKK, tam da MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin istediği ‘ Olağanüstü Hal‘ , ‘Kuzey Irak‘a operasyon‘ yapılması gibi ‘tedbir‘lerin alınmasını bekliyor" diyen Star gazetesi yazarı Gürkan Zengin, "Türkiye‘nin bu kez bu ‘tuzak‘a düşmeyeceği anlaşılıyor. Gelgelelim, mücadelenin psikojik boyutunda daha önce yapılmış olan  ‘vahim hatalar‘ tıpkı geçmiş yıllardaki gibi tekrarlanıyor.

Her terör saldırısından sonra ‘alışkanlık‘ olduğu üzere gözler Kuzey Irak‘a çevrilir. Oradaki yöneticilerin örgüte verdikleri destek konuşulur ve bu işin nasıl çözüleceği tartışılır. Yine öyle oluyor ve biraz yanlış oluyor. Kuzey Irak coğrafyasında dengeler değişkendir. Bir dönem yaptığınız analiz, bir başka dönem için geçerli olmayabilir. Aslında Barzani‘nin PKK‘ya destek verip vermediğini anlamanın en iyi yolu PKK sitelerine bakmaktır. PKK‘ya yakın sitelerdeki nabız bir Türkiye-Kuzey Irak ilişkilerinde bir barometre işlevi görebilir. O siteler bugünlerde ‘Güneyli Kürtler‘ dediği Barzani yönetimine ateş püskürüyor.

Mesele bu sefer Barzani‘nin desteği değil. PKK‘nın üçüncü travma dönemi PKK, ilk eyleminden yaklaşık on yıl sonra 1993-1994 döneminde bütün Doğu ve Güneydoğu‘da gerçekleştirilen çok büyük operasyonlarla ‘elini kolunu kaldıramaz‘ bir hale getirilmişti. Bu sonucun alınması için ağır bedelller ödenmişti. PKK ile mücadelede çok önemli bir kırılma noktasıydı o yıllar. O büyük darbeden sonra örgüt çok uzun bir süre toparlanamamamıştı. 1999 yılında Öcalan‘ın yakalanıp Türkiye‘ye teslim edilmesinden sonra d PKK ikinci bunalım dönemini yaşadı. Nihayet örgütün lideri yakalanmıştı. PKK, 1999-2004 arasında tam bir bunalım dönemi geçirdi.

Türkiye bu iki dönemde eline geçen fırsatları hebâ etmiştir. Hebâ etmiştir, zira her ikisinde de örgütün operasyonel gücüne (birinde dağ kadrosuna, diğerinde liderliğine) darbeler indirilmiş, PKK ‘silahlı mücadele‘sinde mecâlsiz bırakılmıştı. Devlette o sırada terörle mücadeleyi yürüten kadrolar ve siyasiler, bu durumu ‘PKK terörünün bitişi‘ olarak algılayarak büyük hata yapmıştı. O iki dönem, asıl Kürt sorununun çözümüne dönük cesur hamlelerin yapılması için bir zemin hazırlamıştı. Türkiye bunu görememiş, bir süre sonra örgüt ‘hayat kaynağı‘ olan ‘Kürt sorunu‘ndan beslenerek yeniden dirilmişti.

Şimdi Türkiye, ‘üçüncü büyük fırsat‘ ile karşı karşıya. Örgüt dağda zor durumdadır, bu biliniyor. Komşu ülkelerden destek alabilmesi mümkün değil. Eskiden bu ülkelerin en az biri PKK‘yı ‘ silah, istihbarat ya da lojistik‘ açıdan ayakta tutardı. En önemlisi, geçen dönemde yapılan ‘teşhis hatası‘ bu dönemde yapılmıyor. Meselenin silahlı mücadele dışındaki boyutları da unutulmuyor. Erdoğan‘ın ‘açılıma devam edeceği ‘ sözü bile PKK yöneticilerini hayal kırıklığına uğratmaya yeter.

Zira PKK, tam da MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin istediği ‘ Olağanüstü Hal‘ , ‘Kuzey Irak‘a operasyon‘ yapılması gibi ‘tedbir‘lerin alınmasını bekliyor. Türkiye‘nin bu kez bu ‘tuzak‘a düşmeyeceği anlaşılıyor. Gelgelelim, mücadelenin psikojik boyutunda daha önce yapılmış olan  ‘vahim hatalar‘ tıpkı geçmiş yıllardaki gibi tekrarlanıyor.

Ankara‘daki karar vericilerin bu konuya daha fazla kafa yorması şart. Ayrıca bunun yolu gazetelerin yöneticilerini çağırıp ‘aman dikkat edin‘ demek değildir. Bu iş o kadar basit değil.  Türk kamuoyu, 30 yıldır süren terör belasından bıkmıştır. Bu doğru, ancak kamuoyuna terörle dağdaki mücadelenin de ova‘daki çözüm çabalarınının da nihayet bir ‘süreç‘ olduğu anlatılmak zorunda. Terörle mücadelenin halkla ilişkiler boyutunda dün olduğu gibi bugün de ciddi sıkıntılar var. Öyle olmasa, PKK‘nın tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşadığı bu günlerde bile Türk kamuoyunu bu kadar kolay manipüle edemezdi.