İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB), Endülüs‘ün fethinin 1300. yılı dolayısıyla Uluslararası Endülüs Sempozyumu düzenledi. Eyüp‘teki Bahariye Mevlevihanesi‘nde gerçekleştirilen sempozyum, Hasan Lütfi Ramazanoğlu‘nun Kur‘an-ı Kerim okumasıyla başladı. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu, 1300 yıl önce kurulan Endülüs medeniyetinin, İslam‘ın evrensel mesajını, Batı‘ya taşıdığını söyledi.
İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB), Endülüs‘ün fethinin 1300. yılı dolayısıyla Uluslararası Endülüs Sempozyumu düzenledi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İDSB Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu; "1300 yıl önce kurulan Endülüs medeniyeti, İslam‘ın evrensel mesajını Batı‘ya taşıdı" dedi. Bugünkü İspanya‘nın güneyinde ve Sicilya adasında 711-1492 tarihleri arasında köklü ve ihtişamlı bir İslam kültürünün geliştiğini ifade eden Sadıkoğlu, Endülüs‘ün sanattan mimariye, edebiyattan müziğe, bilimden düşünceye her sahada başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı etkileyen bir medeniyet olduğunu kaydetti. Sadıkoğlu, Endülüs‘teki bir arada yaşama kültürünün özellikle günümüzde ciddi anlamda tahlil edilmesi gerektiğini belirterek; "Bugün, Endülüs İslam tecrübesinden, tüm insanlığın alacağı önemli dersler vardır" dedi.
"Endülüs, dünyaya ilham kaynağı oldu"
Sekiz asırlık Endülüs tarihinin başından sonuna kadar ibretlerle dolu olduğunu vurgulayan Sadıkoğlu; "İspanya‘nın fethi, Emevi Devleti‘nin bir eyaleti olarak Endülüs, Bağımsız Endülüs Emevi Emirliği, Murabıtlar, Muvahhidler dönemleri. Endülüs Hilafeti‘nin ihtişamı. İlmi, kültürel, mimari, medeni, edebi inkişaflar... Hangi unsurlar böyle ihtişamlı bir medeniyetin kurulmasında ve yıkılmasında etkili oldu? Daha da önemlisi nasıl oldu da yıkılırken bile Endülüs, tüm dünyaya ilham kaynağı oldu ve olmaya devam ediyor? Endülüs, köprü rolü içinde erirken bile başka toplumlara hayat kaynağı olacak iksirler sunmuştur" diye konuştu. Endülüs‘ün, herkesin kendisine yer bulduğu toprakların adı olduğunu belirten Sadıkoğlu, şöyle konuştu: "Müslüman yönetimin açtığı şemsiyenin altında Hristiyan‘ın, Yahudi‘nin, Pagan‘ın, Berberi‘nin, Çingene‘nin, Vizigot‘un gölgelendiği yer. Her ırk ve her dilin serpildiği toprakların berekete çevrildiği bilim aşkıyla dünyanın her köşesinde yola çıkanların, ulaşmaya çalıştığı en önemli duraktır. Üniversitenin, reformun, Rönesans‘ın, astronominin, matematiğin, felsefenin, tarihin yeniden mayalandığı hamurun adıdır Endülüs. Medeniyetler çatışması tezleriyle toplumları birbirine düşman etmeye çalışanlara daha bin yıl önceden verilmiş bir cevaptır Endülüs. Hoşgörünün, birlikte yaşamanın ve en iyisini üretmenin mümkün olduğunu ispatlamış yarımadanın adıdır Endülüs." Sadıkoğlu, İslam dünyasının Endülüs‘ü iyi tahlil etmesi gerektiğini vurgulayarak, orada yaşanan güzelliklerin yeniden yaşanmasını ve trajedilerin, düşmanlıkların, ayrımcılıkların, savaşların tekrar edilmemesini söyledi. İslam dünyasının büyük bir diriliş ve direniş çağı yaşadığını ifade eden Sadıkoğlu; "İslam dünyası kimliğini yeniden keşfetmenin, medeniyetini bir kez daha inşa etmenin heyecanı ve hareketliliği içinde" dedi.
İlmin bütün dallarında çalışmalar var
İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Direktörü Dr. Halit Eren de yaptığı konuşmada dünyanın çeşitli ülkelerinde yaptığı çalışmaları anlattı. Eren, İDSB tarafından gerçekleştirilen sempozyumun üniversitelere örnek olması gerektiğini belirterek, bu çalışmaların okullarda Avrupalı partnerlerle yapılması gerektiğini kaydetti. Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Başkanı Av. Hamza Akbulut da Endülüs‘ün ilmin bütün dallarında çalışmalar yaptığını ve bu sayede büyük bir medeniyet kurabildiklerini anlattı.
80 yıllık Cumhuriyet‘imizde bize özgü eser yok
Konuşmaların ardından Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Lütfi Şeyban‘ın oturum başkanlığını üstlendiği 1. oturuma geçildi. Endülüs Tarihi Hakkında Kısa Bilgi başlıklı bir konuşma yapan araştırmacı yazar Yaşar Şadoğlu, Endülüs için Türkiye‘de 1982‘den sonra ilk kez bir toplantı yapıldığını söyledi. Endülüs medeniyeti uzmanı Ali Ahmed Reysuni‘nin İslam Medeniyetine Endülüs‘ün Katkısı başlıklı tebliğini okuyan Prof. Dr. Hüseyin Bouayad, Doğu‘daki ve Batı‘daki bilim insanlarının düşünce, tarih ve kültür köprüsü oluşturmaları gerektiğini vurguladı. Müslüman bilim insanlarının bir araya gelmesiyle İslam tarihindeki pek çok konunun bilimsel olarak ele alınabileceğini, ortaya yeni tezlerin atılabileceğini ifade eden Bouayad, her sene İbn-i Rüşd adında bilimsel yarışmaların yapılmasını önerdi. Ankara İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Özdemir de Endülüs Tecrübesinin Bugün İçin Önem ve Değeri başlıklı konuşmasında; "Yüzyıllar önce kurulan Endülüs, günümüze onlarca sanat eseri bırakmıştır. Ancak 80 küsur yıllık Cumhuriyet‘imizde dünyaya mal olmuş, bize özgü 1 mimari eser bile yok" dedi. Oturumun ardından Mevlevihane‘nin asma katında Yaşar Şadoğlu ve Hüsnü Kılıçarslan‘ın karelerinden oluşan Endülüs‘ü Yaşamak isimli fotoğraf sergisi açıldı.