Bütün bu yapılanların dünyanın vicdanını harekete geçirmesini bekleyebiliriz normal insanlar olarak! Ancak bu dünya, mazlumu ve zalimi "seçmesiyle" vicdan göllerini çoktan kurumaya yüz tutar hale getirdi.

İletişimin, Arizona çölündeki bir sineğin kanadını gözleyebilmekle övünülecek kadar geliştiği bir dünyada, Filistin‘deki insanların dramı bir türlü görünürlük kazanamıyor nedense. Mazlum, ancak mazlum olmayı hak ediyorsa mazlumdur. Zalimse her şartta bellidir zaten! İsrail, Amerika, İngiltere veya herhangi bir Batılı devlet ne yaparsa yapsın zalim veya terörist kategorisine girmez. Ama hiçbir şey yapmasa bile otomatik olarak zalim ilan edilenler vardır. Ah, medeniyet! Tek dişi kalmış canavar!

Filistinlilerin neden mazlum kabul edilmediğini anlamak için dönüp Bosna‘daki zulme bakmak gerekir belki de. Bosna‘da, müdahele etmek için yüz binlerce insanın ölmesini ve binlerce kadının tecavüze uğramasını bekleyen dünya, bugün de "tamamlanması gerekenin tamamlanmasını" bekliyor herhalde. Kimlik olarak Müslüman iseniz, isterseniz her gün binlerceniz ölün, sizi mazlum kabul edebilecek bir vicdanı kolay kolay uyandıramazsınız. Müslüman demek terörist demektir ve bu yüzden de teröristlere karşı devletler kendisini savunma hakkına sahiptirler. Ocak ayında İsrail‘e karşı sesini yükselten, dünyayı ve kendi ülkesini vicdana çağıran insanları anti-semitist ilan eden seçici-geçirgen vicdana sahip olan kimi "insan hakları savunucularının" gerçekten de buna benzer haklandırmalar yaptıklarını görmek, dünyada hakkaniyetli bir insan hakları savunuculuğunun da olmadığını gözler önüne seriyor bence.

Evet, dünya Filistin‘in dramına karşı üç maymunu oynuyor. Üstelik halklarının çoğunluğu Müslüman olan Mısır ve Arap ülkelerinin kahir ekseriyeti de bu "maymunluğa" göz kırpıyor. Mısır, burnunun dibinde açlıktan, hastalıktan ölen Gazzelilere sınırını açmayarak zulme ortak oluyor. Türkiye, İsrail ile stratejik ortaklıklarını daha da derinleştirerek zulme maddi kaynak sağlıyor.

Ve ant içerim ki, bir mendil işleyeceğim yarına kadar, gözlerine sunduğum şiirlerle süslü ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı: "Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var!" dizelerinde Filistin‘e umudunu koruyan Mahmud Derviş‘e inat Filistin dünyanın gözünün içine baka baka yok ediliyor. Yok mu gören, işiten ve konuşan?

Muhabir: Haber Merkezi