Küresel enerji piyasalarında "Elektrik Çağı"na girilmesiyle birlikte madenlerin stratejik önemi hayati bir boyuta ulaştı. OECD Kritik Mineraller Forumu’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin hammadde bağımsızlığı için hazırlanan yeni strateji belgesinin detaylarını paylaştı. Dünyanın İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılma tehdidiyle sarsıldığı bir dönemde yapılan bu açıklama, enerji güvenliğinin artık sadece petrol ve doğalgazdan ibaret olmadığını gösterdi. Vatandaşın gözü enerji fiyatlarındayken, Bakan Bayraktar’ın Beylikova projesini bu stratejinin "temel taşı" olarak tanımlaması, Eskişehir’deki maden sahasının küresel dengeleri değiştireceğinin sinyalini verdi.
"ELEKTRİK ÇAĞI"NDA MADENLER ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ
Dünyada enerji talebinin hızla arttığını ve elektrik talebinin bu artışın iki katı hızla büyüdüğünü kaydeden Bakan Bayraktar, elektrikli araçlar ve veri merkezleri nedeniyle minerallerin vazgeçilmez hale geldiğini belirtti. Bölgesel çatışmaların tüm dünyayı etkilediğine dikkat çeken Bayraktar, jeopolitik krizlere karşı şu değerlendirmede bulundu: "Bugünlerde enerjiyle ilgili her toplantının sıcak gündem maddesi İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıdır. Bu gelişmelerin petrol ve doğal gaz üzerinde çeşitli açılardan büyük etkileri bulunuyor ancak arz güvenliği ve fiyat dalgalanmaları bunların en önemlileri." Enerji diplomasisinin bölgesel istikrar için bir araç olduğunu söyleyen Bakan, kaynakların coğrafi olarak belli bölgelerde yoğunlaşmasının yarattığı yapısal kırılganlıklara karşı uyardı.

BEYLİKOVA’DA DEV YATIRIM: NADİR TOPRAK OKSİTLERİ ÜRETİLECEK
Türkiye'nin madencilik vizyonunun odağında yer alan Eskişehir Beylikova projesi, endüstriyel ölçekte üretime geçmeye hazırlanıyor. Bakan Bayraktar, projenin sadece hammadde çıkarmaktan ibaret olmadığını, çıkarılan cevheri yüksek teknolojiyle işleme kapasitesini de kurduklarını anlattı. Beylikova’nın dünyadaki en zengin yataklar arasında yer aldığını ifade eden Bayraktar, süreci şu sözlerle aktardı: "Beylikova nadir toprak elementleri projesi bu stratejinin temel taşı. Beylikova'nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. Ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz."

ŞEFFAF PİYASALAR VE 120 GİGAVATLIK HEDEF
Tedarik zincirlerinin artık sadece ekonomik değil, stratejik bir konu haline geldiğine vurgu yapan Bakan Bayraktar, küresel piyasalarda "hacimsel hakimiyetin" bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduklarını dile getirdi. Türkiye'nin 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini 120 gigavata çıkarma hedefinin kalbinde bu kritik minerallerin yattığını kaydeden Bayraktar, teknoloji transferini içeren ortaklıklara açık olduklarını belirtti. Adil ve şeffaf fiyatlandırma mekanizmalarının kurulmasının zorunlu olduğunu anlatan Bakan, OECD gibi kuruluşların güven inşa etmedeki rolüne dikkat çekti.




