MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "Füze kalkanı konusunda pazarlık imajı verilmeye çalışıldı, eğer bu kalkan İran‘a karşı konmuyorsa kime karşı; Senegal‘e mi, Küba‘ya, Afganistan‘a mı?" diye soruyordu. Aynı sorunun yalnız Bahçeli değil, çok kişi tarafından sorulduğuna şüphe yok..
Türkiye‘de ve yurt dışındaki uzmanlardan gelen mektuplar en önemli konulardan biri olan "füze kalkanı" ile ilgili bazı gerçeklerin gizlendiğini anlatıyor. Türkiye‘de "Bunun bir NATO projesi olduğu, Türkiye‘nin ‘kalkanın İran‘a karşı olduğunun söylenmesini‘ engellediği, Türkiye dahil tüm NATO ülkelerinin füzelere karşı korunacağı" tekrarlanıp dursa da... "NATO‘nun parlayan yıldızı olduk, sistemin komutası da bize verilir, projedeki etkimiz arttı" vs gibi her zamanki olayları parlatma ve şişinme alışkanlığımız sürse de... Gerçekleri doğru şekilde anlamak, üstünün örtülmesine izin vermemek ve Batı‘nın "kendini korumak için herkesi feda edebileceği" ve planları buna göre yapacağı ihtimalini düşünmek zorundayız...
Zaten asla ‘Batı‘nın parçası olarak görmedikleri, Huntington‘ın kitaplarıyla da bunu açıkça ilan ettikleri (ben adamın ‘Türkiye Batı‘nın değil Ortadoğu‘nun içinde yer almalı‘ dediğini kendisinden de dinledim biliyorsunuz, şu anda yapılmakta olan da budur) Türkiye ve Türk insanı için yaratılan tehlike umurunda bile olmaz. Üstelik bu bahaneyle Türk topraklarında ikinci bir İncirlik yaratılacak ve iyice yerleşebilecekler. Zaten Batı bir süredir hükümeti dışarıdan yağlama, parlatma işine bu nedenle iyice hız vermişti. Peki ABD‘nin Irak‘ta yaptığı hesapların, savaş çıkarmak için öne sürdüğü "kitle imha silahları" gibi iddiaların fos çıkması ama o arada on binlerce Iraklının ölmesi onu hiç ırgalamadığına göre ya bu da sonuçta Türkiye‘ye büyük zarar verirse... Onun için çok mu fark eder? Eğer NATO‘nun "tüm ülkelerin korunmasını istediği" doğruysa önce en fazla risk taşıyan ülkeyi yani bizi düşünmeleri gerekir, hükümet bu konuyu en kısa sürede topluma açıklamalıdır!
Ruhat Mengi-VATAN





