İslam dünyasının kalbi Harem-i Şerif'te yaşanan akılalmaz görüntülerle bir kez daha sarsıldı. Fanatik Yahudilerin kutsal mekanın kutsiyetini ayaklar altına alan hamleleri karşısında uluslararası arenada tansiyon adeta zirveye çıktı. İnanç özgürlüğünün ve tarihi statünün bu denli pervasızca çiğnenmesi, bölgedeki barış umutlarına ağır bir darbe indirirken Müslüman aleminin sabrını da son noktaya getirdi.

HAREM-İ ŞERİF'TE SKANDAL GÖRÜNTÜLER
Sosyal medyaya düşen anlar, kutsal mabetteki tehlikeli tırmanışı tüm çıplaklığıyla belgeledi. İsrail polisinin gözetiminde Mescid-i Aksa’nın avlusuna kadar giren radikal gruplar, Harem-i Şerif'te İsrail bayrağı açarak milli marşlarını okudu. Bugüne kadar kutsal alanda hiçbir ülkenin bayrağına geçit vermeyen İsrail polisinin, bu kez olayları sadece seyretmesi ve hiçbir müdahalede bulunmaması dikkat çekti. Sahadaki bu yumuşak tavır, kutsal mekandaki tarihi statükonun kasten delindiği yeni bir aşama olarak yorumlandı.
Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in de geçtiğimiz 14 Mayıs'ta benzer bir provokasyona imza atarak "Harem-i Şerif'in Yahudilere ait olduğunu" iddia etmesi, yaşananların sistematik bir planın parçası olduğunu doğrular nitelikteydi.

ANKARA VE İSLAM DÜNYASINDAN ORTAK CEPHE
Yaşanan bu pervasızlığa karşı diplomatik cepheden çok sert bir yanıt gecikmedi. Türkiye Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya Cumhuriyeti, Katar Devleti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı dışişleri bakanları ortak bir metne imza attı.
Yayınlanan deklarasyonda, eylemlerin uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının açık bir ihlali olduğu vurgulandı.
Bakanlar, Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeye dönük adımların kategorik olarak reddedildiğini ifade etti. Resmi açıklamada, "İşgalci güç olan İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınamaktayız" ifadelerine yer verildi. Ortak duruşta ayrıca, tarihi Haşimi vesayetinin korunması gerektiğine dikkat çekildi.




