CHP lideri Baykal‘ın adı bugüne kadar hiçbir skandala karışmamıştı. Eşiyle, torunlarıyla mutlu aile hayatıyla bilinirdi. Ama son olay fevkalade üzüntü vericidir.
Bu tarafını yazmak istemiyorum... Benim üzerinde durmak istediğim komplo, yıllarca saklanmış bir kasetin, yıllar sonra iğrenç bir "belden aşağı vurma" operasyonu olarak piyasaya sürülmesidir. Korkunç bir alçaklık... Türkiye yıllardan beri neredeyse "BBG evi"ne döndü! 28 Şubat‘ın kasetlerinden bu yana, kimsenin özel hayatı, kimsenin özel telefon görüşmesi güvenlikli değil! Kanunlarımız mı yetersiz? Hayır... Ceza Kanunumuzun 134. maddesi "özel hayatın gizliliği"ni koruyor. 135. maddesi "kişisel verilerin kaydedilmesi"ni cezalandırıyor. Ayrıca insan onurunu koruyan genel maddeler var. Zaten problemin korkunçluğu, hukukun başa çıkamıyor olmasıdır...
Kesin olan kaset olayının ‘komplo‘ olduğudur: Komplo kastı yoksa niye kayıt yapsınlar, niye yıllarca muhafaza etsinler?.. Hatta partideki "adaylık savaşları" sırasında bile niye kullanılmasın da şimdi kullanılsın?.. Öyle bir komplo ki aydınlatılmadığı müddetçe her türlü ‘komplo teorisi‘ne müsait! "Baykal‘a suikast ihbarı" da bir tuhaf gözükmüyor mu? Madem ihbar nisan ortalarındaydı, CHP bunu niye şimdi açıklıyor, öbürünü gündemden düşürmek için mi? Yoksa ellerinde kanıtlar mı var?.. CHP‘ye yakın, en azından CHP‘nin güçlenmesini çok isteyen kalemlerin birçoğu Baykal‘ı istifaya çağırdılar.
Bu çağrılarda hiçbir art niyet olamaz, Baykal da CHP de hayli zedelenmiştir bu olayda... CHP dışındaki partilerin "belden aşağı" fırsatçılığından uzak durmalarının takdir edilecek bir tavır olduğunu da belirtmeliyim. Komplo bütün tertipçileriyle aydınlatılmalıdır; hem olayın yaratacağı dalgalanmaları önlemek için, hem böyle iğrenç metotların kimsenin yanına kâr kalmayacağını göstermek için...