Taksim‘deki eylemin konuşulmayan yanı kalmamış gibi. Kim, neden ve şimdi yaptı sorularına kamuoyunda yanıt arayan tartışmalar yapıldı; istikrar, uzlaşma ve barışa şans tanıyan tutumlar sergilendi. Bununla birlikte, dikkat çeken bir ayrıntının atlanmış olması olası. Eylem sonrasında Başbakan, bu olayı Türkiye‘nin istikrarını bozmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirmiş ve Avrupalılara ağır eleştirilerde bulunmuştu. Eleştiriler, Avrupa‘da ya da başka yerlerde terörle mücadele etme konusunda Türkiye‘den yardım isteyen Avrupalıların Türkiye‘deki terörü bizzat destekleri mealindeydi...
Ardından kamuoyuna, patlayıcıların diplomatik bir araçla Bulgaristan üzerinden Türkiye‘ye giriş yaptığı duyuruldu. Türkiye‘nin batı sınırından giriş demek Avrupa‘dan giriş demek. Ancak eğer Avrupa‘nın güney ekseninden geçerek giriş yapmak söz konusu olsaydı, herhalde Yunanistan‘la olan sınır tercih edilirdi. Kuzey eksenli bir geliş için ise, Bulgaristan sınırından giriş yapmak daha elverişli olabilir. Zihinlerde yeniden benzer ülkeler zanlı olarak canlanabilir. Öte yandan "patlayıcı taşıyan diplomatik araç" cümlesi de alışık olunan bir cümle değil...
Hükümetin, bu konuda bizlerden daha fazla bilgiye sahip olduğu anlaşılıyor, sürekli farklı bağlantılardan söz ediliyor. Anlaşılan o ki bu bilgiler bir yaptırım aracına dönüştürülecek. Türkiye‘de Kürt sorunu üzerinden sürecek istikrarsızlık en fazla kime yarar sorusu, aslında sorumluları bulmanın en pratik yolu. Kargaşa içine düşecek Türkiye‘nin demokratikleşme adımları atamayacak olması, "Türkler geliyor" paniği içindeki kesimler için makbul sayılabilir...
Beril Dedeoğlu-STAR