Bir kahvehaneden yazıyorum. Meclisteki anayasa değişikliği görüşmelerini İstanbul‘un varoşlarındaki bir kahvede izliyorum...
Görüşmelerde hukuk kavramları ortada uçuşurken, kahvedekiler sırtını çoktan TV‘ye dönüyor. Kahvede ikinci veciz cümle o sırada patlıyor: "Abi, eğer bunları bizim millet anlıyorsa, ben taş olurum abi, Kimsenin bir halt anladığı yok. Bunlardan bize ne fayda, anayasa değişirse, Tayyip bana iş bulacak mı abi?"
Bu soruyu üçüncü veciz cümle izliyor: "Abi, otuz değişiklik varmış, Tayyip otuz soru soracakmış, tek bir cevap istiyor, olur mu abi böyle şey?"
Kahvedeki muhaliflerin bu baskın tavrı, AKP yanlılarını harekete geçiriyor: "Ya, siz demokrasi istemiyor musunuz? Zaten demokrasi size fazla".
Muhalifler bastırıyor: "Madem öyle, ne değişecek de, bize daha fazla demokrasi gelecek, anlat bakalım şu değişiklikleri".
AKP yanlıları da, ne, nasıl değişiyor, anlatamıyor. Bir kaç saatlik kahve deneyiminden çıkardığım sonuçlar var.
1- Anayasa değişikliğini halka ne iktidar, ne muhalefet anlatabilmiş. Kimsenin fikri yok.
2- Halkın önemli bölümü değişiklikle ilgili değil. Ne biliyor, ne ilgileniyor.
3- Muhalefetin stratejisi yanlış. Halka, yaşadığı gerçeği, örneğin işsizliği anlatması daha doğru. Ayrıca, her şeye karşı çıkması, çözümsüzlük ısrarı her zamanki gibi, AKP‘ye yarıyor.
Özetle, referandum için AKP şu anda daha avantajlı görünüyor.