Kültür-Sanat

Tarihi imza atıldı

Tarihi imza atıldı

Abone Ol

Az buz değil. Bu imzayla 2006‘dan beri birbirleriyle mücadele eden Filistinliler, artık birleşiyor.

Önümüzdeki dönemde ortak bir hükümet kuracak, seçimlere gidecek ve eylül ayında Filistin devletinin resmen tanınması için Birleşmiş Milletler‘e başvuracaklar. Kahire‘de Batı‘nın tanıdığı Filistin lideri Mahmut Abbas ve Batı‘nın reddettiği Filistin temsilcisi Halid Meşal‘in imzaladığı mutabakatın her sayfasında, Ankara‘nın parmak izleri, ama üzerinde ‘Made in Egypt‘ etiketi var. Dışişleri Bakanı, perde arkasında Türkiye‘nin yaptıklarını anlatırken Mısır‘dan rol çalıyor gibi gözükmemek için özen gösteriyor. Projenin sahibi değil, ancak önemli bir alt yükleyici. Son 2 ayda 3 kez Mısır‘a gitmiş, geçen ay Mısır Dışişleri Bakanı Nebil El Arabi‘ye ‘Sizin başarınız bizimkinden daha önemli‘, hemen ardından da Kahire‘de Hamas ve El Fetih‘ten oluşan Filistin heyetine ‘Filistin meselesi, hepimizindir ama bu Mısır tarafından yönetilmesi gereken bir dosyadır‘ demiş. Doğal olan da bu; doğal olan Mısır‘ın Arap dünyasındaki geleneksel liderlik rolünü bir nebze de olsa üstlenmesi. Hamas‘ın ikna edilmesinde, Şam‘da Hamas‘la uzun toplantılar yapan Davutoğlu‘nun ciddi katkısı olduğu ortada. Geçen ay Meşal‘e ‘Yeni bir dönem başladı. Bu fırsatı kaçırmayın. İntibak etmeniz lazım‘ dediğini anlatıyor.

Ama Hamas‘ı ikna eden sadece Türkiye değil, aynı zamanda büyük resimdeki değişim. Neden mi? Basit. Mısır‘da Mübarek rejimi devrilince, yeni yönetim artık Gazze‘ye uyguladığı ambargoyu kaldıracağının sinyalini veriyor. Bu Hamas‘a havuç. Suriye‘de başlayan isyanlar da Hamas‘ı o cephede sıkıştırıyor. Bu da sopa. Kısacası dün gördüğümüz fotoğraf karesi, Arap sokağındaki isyanın artık stratejik haritaya da el koyup Arap ülkelerinin sfenks gibi kalıplaşmış dış politikalarını da bir bir dönüştürdüğünün habercisi. Ortadoğu‘da sadece diktatörler değil, eski ekonomik model, eski denklem, eski harita, eski dış politika da devriliyor. (Tabii her şey o kadar hızlı olmuyor. Kahire‘deki dünkü tören, istihbarat genel merkezinde. Bir diplomata ‘Neden beş yıldızlı bir otelde yapmıyorlar?‘ diye soruyorum. ‘Çünkü kafalar hâlâ değişmedi. Tören için akıllarına ilk gelen yer orası. Beş yıldızlı otelde yapalım desen, şaşırıp devlet nasıl otelde tören yapar diye düşünebilirler‘ diyor.)

Tahrir Meydanı‘nda isyan çadırları kalkmış, meydan trafiğe açılmış, ama ‘eski‘ tamamen yok olmuş değil. Fotoğraf çekmek, ‘Yasak!‘, kamerayla çekim yapmak ‘Yasak!‘, arabaların uzun süre durması ‘Yasak!‘ Doksanların ortası Doğu Avrupa gibi eski ve yeni arasına bir enstantanedeyiz. Dışişleri Bakanı Davutoğlu‘na Kahire yolunda ‘Eski Mısır olsaydı, Mübarek hâlâ iktidarda olsaydı böyle bir anlaşma olur muydu?‘ diye soruyoruz. ‘Hayır‘ diyor. ‘Geçmiş yönetim arabuluculuk yapıyordu ama Hamas‘ı tehdit olarak görüyordu. Sanki müzakereler Abbas‘ı zayıflatacak sanıyordu. Bir de sorunu sadece kendi tekelinde görüyorlardı. Şimdiki Mısır‘ın böyle bir kompleksi yok ve Türkiye‘nin de katkısına çok açık.‘ Dış politikada değişim rüzgârlarının estiği tek yer Mısır değil. Bakan, bu değişimi, ‘Türk sokağı‘na bağlıyor, geçen hafta ilk kez seçim gezisine çıktığı Konya sokaklarındaki manzarayla birleştiriyor. Davutoğlu‘na göre Arap sokağı da Konya sokağı gibi yavaş yavaş siyaseti şekillendiriyor. ‘Sadece Arap sokağı değil Konya sokağı da var. Dış politikada meşruiyet, sokaktaki vatandaştan geçiyor. Konya‘da insanlar artık başımız dik yürüyoruz diyorlar. Bizi de bu enerji ayakta tutuyor.‘

Aslı Aydıntaşbaş MİLLİYET