Esasta Meclis kararı gerekirken, devlet ile hükümet, kararnamelerle İncirlik Üssü‘nü ABD kullanımına açık tutuyor. Bağımsızlıktan bu kadar dem vurulan ülkede, Meclis, hükümet, muhalefet, Genelkurmay, medya bu konuda üç maymundan da öte.
İncir mevsimi; sessiz, sedasız ve sanki çok olağan, çok sıradan, hiç tartışılmayacak bir meseleymiş gibi, "İncirlik Üssü‘nün kullandırılması" nın kararname ile "otomatik uzatılma" sezonu. Öylesine incir alırken bile, en azından satıcıyla "müzakere" edersiniz; olgun mu, yağmur yedi mi, kurt çıkar mı, yıkamalı mı yıkamamalı mı, kabukla mı kabuksuz mu yemeli, diye. Oysa, bu İncir, bu ülkenin "Bağımsızlık nutukları"nı dut yemiş bülbül kılıyor...
ABD‘den gelen tek uçakta bir ihtimal başkasına bulaştırabilecek ama ille ölümcül olması gerekmeyen ana oğul yolcular için bu özeni gösterdiler. Lakin, aynı ülkede, aynı devlet, aynı hükümet, çok sayıda ABD uçağının bu topraklarda inip kalkarak, bekleyerek, bomba yüklenerek ve depolanmış nükleer başlıkları da bir gün belki kuşanarak nasıl bir ölümcül mesele olduğunu asla konuşmuyor!..
Bağımsızlıktan bu kadar dem vurulan ülkede, Meclis, hükümet, muhalefet, Genelkurmay, medya bu konuda üç maymundan da öte. Bunu mesele edip dava açanlar var: Ve memleket hukuku da bu konuda sessiz ve derin. 2003‘teki ilk davanın Danıştay‘da reddinin ardından 2007‘de açılan yeni dava da halen sürüyor.
Ve Türkiye, domuz gribi teşhisiyle ABD uçağından çıkan ilk yolcuyu öğrenirken; onca ABD uçağının ve nükleer bombanın bulunduğu İncirlik gerçeklerini öğrenemiyor.
Toplumdan gizleniyor, kaçırılıyor; Meclis de bu konuda iradesine asla titizlenmiyor.
Sonra gelsin bayramlar... Milli Egemenlik, gençlik, çocuk... Öyle ya, bu millet hep çocuk!