Geçtiğimiz haftalarda işbaşına gelen Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatı‘nın zorunlu sürgündeki lideri Muhammed Riyad el Şukfa Milli Gazete‘ye konuştu: "Suriye‘de dindarlara yönelik baskılar Hafız Esad dönemini aratmıyor. Hala Suriye hapishanelerinde binlerce dindar mahpus, on binlerce kişi yurdundan uzakta. İdam edilmemek için ülkelerine dönmüyorlar. Türkiye hükümetinin bu konu hakkında girişimlerde bulunmasını istiyoruz"

Ortadoğu‘da esen Baas rüzgarı en çok da dini hassasiyetleri yüksek olan kesimleri etkiledi. Mısır‘da, Suriye‘de, Irak‘ta... Müslüman Kardeşler Teşkilatı‘nın doğum yeri olan Mısır‘da binlerce kişi sistematik işkencelerden, kıyımlardan, katliamlardan geçirildi. Yakın komşumuz Suriye‘de bundan nasbini aldı. Neredeyse bir kuşak Hama katliamını dinleyerek büyüdü. Bunun Türkiye‘de de kitapları yazıldı, kulaktan kulağa aktarıldı. 2000‘de Hafız Esad öldükten sonra devlet başkanlığına gelen oğul Beşar Esad bir konuşma yapmış ve ülkede bireysel hak ve özgürlüklerin yolunun açılacağını söylemişti. Aradan 10 yıl geçti ama Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatına göre ülkede değişen hiçbir şey yok. Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatı‘nın sürgündeki lideri Riyad el Şukfa ile 1963 yılından beri OHAL ile yönetilen Suriye‘yi konuştuk:

Baas rejiminin dindarlara yönelik politikaları nasıldı?

Suriye devleti dindarlara karşı çok büyük bir zulüm politikası izledi. 1980 yılında Anayasaya 49. madde eklendi. Bu maddede Müslüman Kardeşler Teşkilatı üyelerine idam cezası verilmesi yönünde bir ibare var. İdam edilmekten kurtulmak isteyenler yurtdışına kaçtılar. Birçoğu hapishanelere atıldı. Bu hapishanelerin en ünlüsü Tedmur hapishanesiydi. Çölün tam ortasında bu hapishane.

Kaç kişi idam edildi o süreçte?

Bu kanundan sonra en az 20 bin kişi idam edildi. Yargılamalar da göstermelik yargılamalardı. Tedmur hapishanesinde haftada 2 gün idam günüydü. Her idam günü de 100 Müslüman Kardeşler üyesi idam edilirdi.

HAMA‘da 20 Bin kişi katledildi

Halk buna nasıl bir tepki geliştirdi?

Tabii ki halk rejimin dine düşman olmasına tepki gösterdi. Bir örgüt vardı: Attalia el Mukatila. Örgütün şeyhi Mervan Hadid 1976‘da işkence altında idam edildi. Gençler de tepki amaçlı çeşitli gösteriler yaptılar.  Olaylar sürecinde birçok genç, askeri okul öğrencileri tarafından öldürüldü. Bu gençlerin yaptıkları olaylar Müslüman Kardeşler Teşkilatı‘nın üzerine yıkıldı. Örgüte yönelik tasfiye çalışmaları da o zaman başladı zaten. Biz bu olaylar olurken ara buculuk yapmak istemiştik ama başarılı olamadık. Devletin zulmüne karşı halkı gösterilere çağırdık. Halk kitleler halinde bu çağrımıza olumlu yanıt verdi. Baskılar o zamandan sonra korkunç boyutlara, katliamlara vardı.

Hama katliamı gibi

Evet, 1 ay boyunca uçaklarla, füzelerle kentin altını üstüne getirdiler. Camileri, kiliseleri, evleri yıktılar. En az 20 bin kişi katledildi Hama‘da. Bir o kadar da tutuklamalar oldu, on binlerce kişi mülteci durumuna düştü. Hala ülkelerinden uzaktalar. Sadece burada da değil, Halep Meşalike‘de, İdlib Cisir eş Şuur‘da sistematik katliamlar yapıldı. Sadece halkı sindirmek için dindar halkı kırımdan geçirdiler.

Şu anda durum nedir?

O günden bu güne zulmün boyutu hiç değişmedi. Zaman geçti, dünya değişti ama maalesef Suriye değişti diyemiyoruz. Suriye‘de özellikle Müslüman Kardeşler Teşkilatı üyelerine yapılan muamele aynen devam ediyor.

Sadece örgüt üyeleri değil torunları da tutuklanıyor

Tutuklamalar devam ediyor mu?

Evet devam ediyor. Zaten hiç hız kesmedi. Hem de tutuklananlar halen daha idamla yargılanıyor. Eğer yargılanan kişi şanslıysa önce idam cezası alıyor sonra o ceza 12 yıl hapis cezasına dönüştürülüyor. Yani şu anda Suriye‘de Müslüman Kardeşler Teşkilatı üyesi olmanın cezası en az 12 yıl hapis. Sadece üyeler de değil. Suriye‘de hapse atılmanız için Müslüman Kardeşler Teşkilatı‘nın herhangi bir üyesinin ailesi, arkadaşı, alışveriş yaptığı kişi olmanız da yeterli. Üyelerimizin tanıdıkları da hapse atılıyor.

Bildiğiniz bir örnek var mı?

ABD Irak‘ı işgal ettikten sonra Bağdat Üniversite‘sinde okuyan 19 yaşındaki Ömer Hayan er Rezzak adındaki Suriyeli bir mülteci ülkesinin büyükelçiliğine başvuruyor ve ülkeye dönmek için izin istiyor. Evet, dönebilirsin hiçbir sorun olmaz diyorlar ama ülkeye döndükten sonra tutuklanıyor. 4 yıl boyunca mahkemesiz bir şekilde hapishanede kalıyor. 4 yıl sonra Yüksek Güvenlik Mahkemesine çıkartılıyor. Orada Müslüman Kardeşler üyesi olup olmadığını soruyorlar. O da üye olmadığını söylüyor. Ama ısrarla kendisine Müslüman Kardeşlere üye olduğunu söylüyorlar ve 12 yıl hapis cezası veriyorlar. 5 dakikalık mahkeme sonrası hem de. Hem de bu çocuk önce büyükelçiliğe başvurmuş, ona hiçbir sorun olmayacağını söylemişler. Tıpkı Endülüs Teftiş Mahkemeleri gibi.

80 Yaşındakı Avukat da hapiste 19 yaşındaki genç kız da

Başka nasıl insan hakları ihlalleri var?

Suriye‘de insan hakkı diye bir şeyden bahsetmek aslında imkansız. Sadece Müslüman Kardeşler üyeleri değil, demokratlar, solcular... Herkes baskı altında. Devlete karşı gelmek yasak. 80 yaşındaki İnsan Hakları Derneği Başkanı Heysem el Mêlih 3 yıl hapse mahkum edildi. Sadece devlete karşı insan haklarını savunduğu için. 19 yaşında bir kız öğrenci, Tal el Mellahi blog sayfasına yazı yazdığı için hapse atıldı. Öte yandan pasaportta verilmiyor. Özellikle Müslüman Kardeşler ile yakından veya uzaktan bir alakanız varsa. On binlerce kişi etkileniyor bundan.

Beşar Esad yönetime geldikten sonra insan hakları konusunda iyileştirmeler olduğu söyleniyordu. Doğru değil mi?

Hayır, hiçbir şey değişmedi. Önce biraz özgürlük havası esti ama bir iki yıl sonra yazıp çizen gazeteciler hapse atıldı. Özgürlük alanları gelişmedi, hatta tersine döndü. Suriye‘de 1963 yılından beri olağanüstü hal yasaları yürürlükte. Dünya tarihinde en uzun süre olağanüstü halle yönetilen ülkedir.

Batı bize uygulanan zulmü görmezden geliyor.

Batı‘nın size desteği olmuyor mu?

Baskıyı gören İslamcılar olduğu için hiçbir destek vermiyor. Başka bir ülkede başka bir grup zulüm görseydi bazı vakıflar, batılı ülkeler harekete geçer ve destek verirdi. Ama biz hiçbir destek göremiyoruz. 8 Avrupa ülkesindeki Suriye büyükelçiliği önünde protesto gösterileri düzenledik. Hiçbir basın-yayın kuruluşu bizim için haber yapmadı. Geçen Şubat ayında Mazlum-Der, bir basın toplantısıyla Suriye İnsan Hakları Raporunu kamuoyuna sundu. O basın toplantısında yabancı basından hiçbir temsilci yoktu. Batı bize uygulanan zulmü görmezden geliyor.

"ABD-İsrail BAAS‘dan razıdır"

Suriye‘ye yönelik bir ABD-İsrail tehdidi var ama?

Baas rejimi enformasyonu çok iyi yapıyor. Mesela İsrail‘e karşı olduğu yönünde propaganda yapıyor ama kendi toprağı olan Golan için kılını kıpırdatmıyor. İsrail‘in çevresindeki ülkelerle genelde sorunları olur. Lübnan‘la, Mısır‘la, Ürdün‘le... Ama nedense Suriye sınırında hiçbir olay çıkmadı, tertemiz bir sayfa var.  ABD de Baas rejiminden razıdır. El altından çok güzel ilişkileri var.

Peki Türkiye ve dünya kamuoyundan bir beklentiniz var mı?

Bizim muhalefetimiz tamamen sivil bir muhalefet. Şiddete bulaşmış bir kuruluş değiliz. Son zamanlarda Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok gelişti. Suriye PKK sorununda çözüm bulalım da dedi. PKK silahlı bir örgüt ama Müslüman Kardeşler Teşkilatı silah kullanmıyor. Suriye bu sorunu neden çözmüyor da baskı ve şiddet kullanıyor? Türkiye hükümetinin de bu konuda devreye girip girişimlerde bulunmasını istiyoruz.

Öncelikli istekleriniz var mı?

Bizim isteklerimiz çok insani istekler. On binlerce kayıp var. Bu kayıplardan ölenlerin veya mahkumların isimlerini açıklayın, yıllardır hukuksuz bir şekilde hapishanelerde tuttuğunuz mahkumları serbest bırakın, idam kanununu iptal edin ve muhacirler rahatça ülkelerine dönebilsinler, diyoruz. Bundan daha insani istekler olabilir mi?

Muhabir: Haber Merkezi