Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili, ırmaklarla bezeli, her yıl dört mevsim ve adeta yedi iklimi olan bir ülkede, hem de başkenti Ankara da sular kesilmeye başladı!

Türkiye nin başkentinde halk haftanın bazı günlerinde susuz!

Ankaralıların çok beğendiği ve her vesileyle takdir ettiği başkan, geçmişte ancak CHP li bazı eski belediye başkanlarının su konusunda yaptıklarını yapabilmiş ki; bugünlerde Türkiye nin başkenti Ankara da sular akmıyor!..

Kuraklık durumunda Ankara daki suların yetmeyeceği çok önceden belli olmuştur.

Bu gibi durumlar için hazırlıklar yapılması gerekirdi. Gerçek başkanlık ve yönetim budur.

Ne gibi tedbirler alınabileceğinin plan ve projeleri hazırlanır, bu çerçevede yapılması gerekenler de vakitlice yapılırdı. İyi yerel veya genel yönetim ve başarılı başkanlık budur.

Bundan önceki Su sorumlusu kim ve Şehir, su ve yağmur duası başlıklı iki yazımda, su meselesinin daha ziyade tesbit ve teşhis konuları üzerinde durdum.

Ancak, her vesileyle her zaman söyleyip yazdığım üzere; sadece tesbit ve teşhis yetmez.

Ayrıca, su meselesine çare ve çözüm olabilecek şeyler de söylemek ve yazmak lazım.

Bugün meseleye biraz da bu açıdan bakalım ve onu yapalım.

*

Sular için en önemli mesele "suların depolanması sorunu"dur.

Sular nasıl depolanır

-Sular barajlarda depolanır. Toplanan sular buralara doldurulur. Burada alınacak tedbir, barajların yüzeyini buharlaşmayı önleyecek şekilde kapatmaktır. Bunun için mum veya plastik, tahta örtü yahut daha başka alternatifler kullanılabilir.

-Sular yeraltı katmanlarında depolanabilir. Bu depolama da jeolojik yapılara göre havzaların bulunmasıyla olur. Buralarda depolanan sular sonra pompalanarak kullanılabilir alanlara aktarılır. Suların kaçmaması için kenarları çimentolama veya kireçleme teknolojileri kullanılabilir.

-Sularından istifade etmek için dağlardaki karlar değerlendirilebilir. Dağlardaki karların bir anda erimemesi için dağların üstü yalıtkan yansıtıcı toprakla örtülebilir.

-Sular büyük devasa plastik torbalarda depolanabilir. İstanbul daki su sarnıçları geçmişte nasıl çözüm olduysa, çağımızda da daha başka depolama imkanları düşünülüp geliştirilebilir.

Bu depolama işlerini halk yapar, özel sektör yapar, yapabilen herkes yapar

"SULAR VAKFI" kurulur ve bu vakıf su meselesinin çözümü için çalışır.

Sadece Anadolu üzerinde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden beri ecdadımızın "VAKIF" müessesesini kullanarak pek çok temel sorunu çözdüğünü bu vesileyle bir kere daha hatırlamamız gerekiyor. "SU" gibi aziz olan bir nimeti sadece insanlara değil, yaşayan her türlü canlı varlıkların istifadesine sunmak için en ücra dağ başlarında bile çeşmeler yaptırılması, bize çok şeyler anlatmalı, anlatabilmeli. Çağımızın her türlü teknolojik imkanları kullanılarak neler yapılabilir neler. Refah Partisi zamanında İstanbul İSKİ de görev alan pek çok yakın arkadaşımın ve dostumun ne hizmetler yaptıklarının bizzat şahidi olan biri olarak hatırlıyor ve hatırlatıyorum. Demek ki, isteyince ve olabilecek her türlü esbaba tevessül edince oluyormuş, yapılabiliyormuş. O zaman yapılabildiğine göre, bundan sonra daha fazlası ve daha iyisi neden olmasın, neden yapılamasın ..

*

"SULAR VAKFI" mevsimlere göre yani azami ve asgari ihtiyaçlara göre sipariş verir. "Sular Vakfı" bu siparişlere göre halktan parasını peşin alır, günü gelince de suları belediyeye satar, yani "peşin ödeme-selem sistemi" çalışır. Suların temini de şu yollarla sağlanır:

-Yağan yağmurları barajlarda depolamak.

-Uzak yerlerden borularla su getirmek.

-Yeraltı sularını yeryüzüne çıkarmak.

-Mevcut pek çok suları arıtmak.

Bu işleri de halk ve özel şirketler yapar. Bunun için suları peşin para ile satın alırlar. Depoları olanlara sipariş veriyorsunuz, parayı peşin ödüyorsunuz. Onlar da suları temin edeceklere sipariş veriyor, parayı peşin ödüyor, böylece halkın su ihtiyacı karşılanıyor.

Devamı var