Savaş bölgelerinin tecrübeli muhabiri Adem Özköse, Pınar Yayınları‘nın okura sunduğu "Söz Direnişçilerde" adlı yeni kitabında dünyanın dört bir yanından direnişçileri konuşturmuş. Bu insanların kimisi Afganistan‘da, kimisi Moro‘da, kimisi Filistin‘de, kimisi Irak‘ta, kimisi de Çeçenistan‘da mücadele ediyor. Kitapta Meşal‘in şehid Furkan‘ın babasına yazdığı mektubu da yer alıyor.
Gazeteci Adem Özköse‘nin Pınar Yayınları‘ndan çıkan son kitabı "Söz Direnişçilerde" dünyanın çeşitli bölgelerinde topraklarını özgürlüğe kavuşturmak için mücadele eden direnişçilerin hikayelerini anlatıyor. Bu insanların kimisi Afganistan‘da, kimisi Moro‘da, kimisi Filistin‘de, kimisi Irak‘ta, kimisi de Çeçenistan‘da mücadele ediyor. Fakat hepsinin ortak yönü ülkelerinin işgal edilmesi, kutsallarına el uzatılması... Onlar da ülkelerinin özgürlüğü için, kutsallarını korumak için mücadeleye başlamışlar. Direnişçiler kitap boyunca bizlere acılarını, sevinçlerini, umutlarını anlatıyorlar.
Özköse kitabın önsözünde de ifade ettiği gibi kitaptaki röportajları gerçekleştirmek için kimi zaman kılık değiştirmiş, kimi zaman da sınırlarda para karşılığında kaçakçılarla anlaşmış. Çatışmaların ortasında kalmış, peşindeki istihbarat ajanlarını atlatmaya çalışmış, hatta gözaltına alınıp sorgulanmış. Iraklı direnişçilerle röportaj yapmak için Bağdat‘a giderken ölümün kıyısından dönen yazar, Afganistan‘da da insanların ölümlerine şahitlik etmiş. Kitap bu yönüyle idealist bir savaş muhabirinin haber peşinde koşarken yaşadıklarını da içeriyor.
Çeçen çocuklar sivil değil mi?
Kitaptaki direnişçilerle yapılan röportajlar gerçekten etkileyici... Tıpkı Çeçen direnişinin efsanevi lideri Abdulhalim Sadullayev ile yapılan röportajda gibi. Hep birlikte itiraf edelim ki Çeçenistan ülkemizde artık metruk hale geldi. Hatta bazı gazeteciler Rus işbirlikçisi Ramazan Kadirov‘u ziyaret edip, onu köşelerinde öve öve bitiremediler. Sadullayev ile yapılan röportajı okuyunca, Kadirov‘un onun cesedini nasıl tekmelediğini hatırladım. Sadullayev kendisiyle yapılan röportajda "Öldürülen 50 bin Çeçen çocuk sivil değil mi? Onlar Müslüman oldukları için mi sivil sayılmıyorlar?" diyor.
Filistinli bir anne
Peki Filistinli Ümmü Nidal... İki evladını şehit veren, bir oğlunu ise kendi elleri ile şehadet için hazırlayan anne. Çok merak ediyordum o anne nasıl bir anne ki oğlunu kendi elleriyle şehadete göndermişti? Nasıl sabretmişti buna? Birkaç dakika önce kendi elleriyle şehadete gönderdiği oğlunun ölüm haberini beklerken nasıl geçmişti o saniyeler? Nasıl bir inançla bu acıya dayanabilmişti? Niçin gözyaşlarını şehadete giden oğlundan saklamak zorunda kalmıştı? Yoksa oğlunun gözyaşlarından dolayı vazgeçmesinden mi korkmuştu? Bu şekilde uzayıp giden sorularıma kitap boyunca okuduğum röportajlardan sonra cevap buldum.
Direnişçilere kulak verme zamanı
"Söz Direnişçilerde"yi okurken Leyla Halid‘le umudu tazeledim. Pas tutmuş, kirlenmiş direniş ruhumu Leyla Halid‘in şu sözleri ile yıkayıp temizledim: "Filistin özgür olunca doğduğum Hayfa‘ya gidip bir ağacın altına oturacağım ve 3 gün boyunca o ağacın altından kalkmayacağım. O ağacın altında Filistin‘in toprağını koklayacağım. İsrail, Filistinli gençleri öldürerek çiçeklerimizi koparabilir. Fakat çiçekleri kopararak baharın gelmesini asla engelleyemeyecektir." Yıllardır direnişçileri dinleme fırsatı bulamadık ve onları uzaktan eleştirdik. Adem Özköse bu kitabıyla direnişçilerin aslında bizden o kadar da uzak olmadığını gösteriyor. Yıllardır bizler konuştuk onlar sustu. Şimdi ise söz sırası direnişçilerde...
Tel: 0212 520 98 90