Kültür-Sanat

Sınav tartışmaktan eğitim sistemini unutuyoruz!

Sınav tartışmaktan eğitim sistemini unutuyoruz!

Abone Ol

Günlerdir  sınav sistemini tartışıyoruz. Aslında tartıştığımız sınav sistemi de değil. Kısacası güç kavgası ama Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Prof. Dr. Ali Demir de değil; daha derin, ÖSYM‘yi kim kontrol edecek kavgası bu.

Yıllardır söylüyoruz, merkezi sınav yapılsın ama bu sınav referanslardan sadece birisi olarak kabul edilsin. Okullar kendi belirledikleri koşullarla öğrenci alsın, merkezi sınav sonucu bu koşullardan sadece birisi olarak değerlendirilsin. Prof. Dr. Ali Nesin‘in de belirttiği gibi, bu zulüm sistemi artık iflas etti. Sadece tek kriter üzerine kurulu bir sınavın öğrencinin hayatına ne katkısı olabilir?

Gençliğinden alıp götürdüğü de cabası.

ÖSYM‘nin ve YÖK‘ün elinden yerleştirme yetkisini alın, bakalım günlerdir yazılanların bir hükmü kalıyor mu?

Bu ülkede özel eğitim denince kıyamet kopuyor ama kıyameti koparanlar yıllarca ödenen özel ders ve dershane ücretlerini nedense göremiyor. Sektörler oluşmuş, kimse bu sistemi kırmak istemiyor. Ama o paraları ödeyenler ve sektördekiler dünyanın değiştiğinin ama her alanda değiştiğinin, artık "dijital" devrimlerin içinden geçtiğimizin farkında da değil. Atı alan Üsküdar‘ı geçti bile.

Dünya nasıl mı değişiyor? Biraz anlatayım da bakın bakalım bu sınavların, sektörlerin yakın gelecekte bir anlamı kalacak mı...

Eğitim kurumları sonuçta eğitim ve idari kadrosu, öğrencisi, müfredatı ve kültürü ile hayat kazanıyor ve hayatta kalmaya devam ediyor. Eğitim kurumlarının üzerinde de yasama ve yürütme erkleri var. Dünyada son zamanların en büyük devrimi www harfleri ile başlayan ve çılgınlar gibi gelişmeye devam eden serüven. Eğitim de nihayet bu devrimden etkilenmeye başladı. Önce online eğitim geldi. Bugün yaklaşık her kurum iyi veya kötü web üzerinden birkaç ders veya bir kaç alanda diploma verir oldu.

Gelecek 10 yılda olacak olansa şu: Okullar geleneksel olarak dersliklerde öğretime devam edecek, bununla birlikte herkes belirli oranda dersi dijital ortama da taşıyacak.

Buna mukabil bugünkü sistemde olmayan, örneğin "ben Robert‘liyim, ben Koç Lisesindenim veya İzmir Anadolu‘danım, veya Boğaziçi‘liyim" gibi durumlar, daha çok karma bir formasyonun içindeki unsurlar haline gelecek. Bir öğrenci istediği dersi, online da olsa istediği herhangi bir okuldan alabilecek. Yani ekonomi dersini Bilgi‘den, finans dersini Boğaziçi‘nden, matematiği Bilkent‘ten, işletme dersini online olarak Harvard‘tan alabilecek. Sonuçta dünyada yaygınlaşan veya Bologna süreçlerinin belirttiği şekilde, öğrenci birçok dersi almış olacak ve çok değişik kültürlere (her okulun kendi kültürü olduğundan) dokunmuş olarak mezun olacak.

Bunun mantığını şöyle düşünün; tüm giydikleriniz Vakko‘dan da olabilir veya giyiminizi Vakko‘dan gömlek, Beymen‘den pantolon, Sarar‘dan ceket, çorap, iç çamaşırı vs, farklı ürünler sunan çeşitli markalardan sağlamış da olabilirsiniz. İşte dünyada eğitim sistemleri buralara doğru giderken biz hâlâ eğitimle hiçbir ilgisi olmayan, ezberci bir ortamı (hele ülkemizde 250 üniversite olacak derken) yıllardır tartışabiliyoruz. Oysa ayakların yere basma zamanı geldi de geçiyor...

Rifat Sarıcaoğlu VATAN