İnsan hakları ihlallerinin her yıl bir yıl önceki ihlalleri katlayarak geometrik arttığı ülkemizde, yeni piyasa tipi bir insan hakkı gündeme getiriliyor. Bireysel silahlanmanın ‘temel insan ve yaşam hakkı‘ olduğunu iddia eden bazı silahlanmacı gruplar olmasa biz de bu hakkı ıskalayacaktık!..
Büyük pazar potansiyeline sahip Türkiye, böylelikle silahlı sivil toplum haline dönüşürken, sektör de görgüsüz tüketicinin 2 taşıma 5 bulundurma ruhsatı ve ekstra olarak uzun namlulu silah düşkünlüğüyle abad olacak. Biliyoruz ki tekinsiz ‘erkek kimliğinin eksikliğini‘ geçici gideren abartılı silah ‘fetişizmi‘ ve ‘teşhiri‘ durduğu yerde durmayacak, ergenlik düzeyinde takılmış erkeksi öfke krizlerinde yere göğe boşaltılacak. Yumurtanın fiziksel şiddet olduğunu iddia eden ve öğrencileri şiddet üretmekle suçlayan hükümet üyeleri, bizim yaşam hakkımızı bu milyonlarca silaha karşı nasıl koruyacak? Sigarayı gördüğünde parçalayan Başbakan, silahlanma teşvik yasasına karşı neden kayıtsız kalıyor?..
Bu silah yasası çıkarsa bankaların da silah edinme tüketici kredisi vermesine şaşmayalım. Günde üç kadının öldürüldüğü, yükselen şehir milliyetçiliğin maç çıkışlarını kana bürüdüğü, her 10 cinayetten birinin trafikte işlendiği ve anında örgütlenip sokağa çıkıp kurbanlarını kıstıran linç gruplarının cirit attığı yurdumuzun bu yasayla küçük Amerika olacağı düşünülmesin... Olsa olsa lümpen kalabalıkların sokak linçleriyle bilinen Guatemala olur!
Nihal Kemaloğlu-AKŞAM