Devlet-i Aliye‘nin aleyhinde çalışan bütün komitaların merkezidir bu şehir. Bugün hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadan öylesine duran Beyaz Kule, Osmanlı‘nın son dönemlerinde yerli-yabancı, etnik-dinî, uluslararası bütün komitacılara etrafını açmış, payitahtın aleyhindeki bütün faaliyetlerin merkezi olmuştur.
Çınarı kemire kemire bitirmiş Hareket Ordusu‘yla da son darbeyi vurmuştur... Osmanlı tarihinin en fırtınalı günlerinde kaptanlık yapan Sultan Abdülhamid Han, bir Selanik darbesiyle tahttan indirilir ve tam üç yıl altı ay burada bir levantenin evinde tutsak edilir. Osmanlı‘yı ayakta tutan son çivi de Selanik tarafından sökülmüştür ve çöküşün başlaması artık kaçınılmazdır.
Savaşlar, ölümler, yıkımlar... Cepheden cepheye koşturan savaş yorgunu Mehmetçik feryat eder. ‘‘Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver. Al başımdan bu sevdayı götür yare ver.‘‘ Ve kendisine tarihinin en büyük hezimetini yaşatan Selanik‘e de söyleyeceği bir çift sözü daha vardır Mehmetçiğin: ‘‘Selanik Selanik viran olasın/Sen de benim gibi yarsız kalasın/Taşını toprağını seller alasın.‘‘
Aslında Selanik, zengin bir adamı kendine âşık etmiş bir yosma gibidir. Adamın her şeyini yer bitirir. Elinde avucunda ne varsa har vurup harman savurur, tam adam ölürken de başka birinin koynuna gider. Tek bir kurşun sıkmadan Yunan‘a teslim olur. Selanik artık bir Yunan kentidir ve bugün Osmanlı‘dan neredeyse hiçbir emare yok gibidir...
Mehmet Kamış ZAMAN