Seçimle gelip seçimle gitmek...

ETRAFIMIZDA olup bitenlere bakarak seçim‘le gelip seçimle gitmenin kıymeti daha iyi anlaşılmıyor mu?.. Arada Askeri Darbeler falan yapılmıştır, bunlar sicilimizi de bozmuştur ama yeni iktidarları sokak değil, yine sandık belirlemiştir. Ne mutlu. Sokağa pabuç bırakmadığımızın kanıtı, işte ortadadır. 27 Mayıslar, 12 Martlar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar, hep sandıkta noktalandı. Milli îrade, bunların her birine dersini verdi, kaba kuvvete gerek kalmadan ilk seçimde kendi göbeğini kendi kesti. Çok şükür, askerler de kalıcı olmak niyetiyle gelmediler. Çabuk toparlanıp kışlaya döndüler. Bugün Türkiye, gerek askeriyle, gerek siviliyle, daha da olgun bir ülkedir. Seçimle gelip seçimle gitmekten başka hiçbir yolun artık şakasına bile tahammül edemeyiz. Dost ve komşu ülkeler sokak hareketleriyle yanıp tutuşurken, biz burada 4 ay sonraki bir seçime hazırlanıyoruz. Ne büyük nimet. (RAUF TAMER / POSTA)

Yokluk sınır değiştirtiyor

MISIR ve Tunus‘ta yaşanan sürecin Türkiye‘ye etkisi ne olur? Öncelikle ekonomik olarak sınır ticaretimizi etkiler. Gelişmelerden en fazla, ihracatını 1 milyar doların üzerine çıkaran 15 ilimiz etkilenir. Son yılllarda Ortadoğu‘dan çok sıcak para çektik. Dış politikada ‘sıfır sorun‘ dedik. İhracatta, Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarına yöneldik. İhracatta durağanlık olur. Mısır‘da yaşanan gerilim petrol fiyatlarını yükseltiyor. Artan petrol fiyatı cari açığımızı artırır. Ancak siyasi anlamda, gelişmelerden çok etkileniriz. Sorun yaşayan her iki ülke de bize yakın. Sorunlu ülkelerde yaşanacak değişikliklerin kontrollü olacağını düşünmek büyük hata olur. Stratejist Mete Yarar, bu noktada öngörülerini şöyle aktarıyor: "Türkiye, ya olayların içine girip, politika belirleyen ülke olacak! Ya da ‘Arap coğrafyasında halkın iradesi‘ deyip, gelişmeleri izleyecek... Ancak kendi iç ödevlerini de iyi yapmalı. Zira işsizlik, Türkiye‘nin de bir numaralı sorunu." Yokluk bu, sınır değiştirtiyor.              (MELİHA OKUR / SABAH)

Muhabir: Haber Merkezi