Kültür-Sanat

Şairden zarif mektuplar

Şairden zarif mektuplar

Abone Ol

Yunus  Emre  ve  Mehmet Akif‘in  bilinmeyen yönlerini titiz çalışmalarıyla okura sunan şairimiz Mustafa  Özçelik, Cahit  Zarifoğlu külliyatına mektuplar  derlemesiyle bir eser daha kazandırdı. Mektuplarıyla Zarifoğlu‘nu biraz daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz ...

Biri kendi sancısıyla mükellef bir ıstırabın çıkış noktalarında didişirken diğeri (şair), acının açılarında; istikrarıyla insanın her haline ortak olmayı ilke haline getirendir. Şiirin ruhunu şair, bu iklimden üfler,.bıraktığı derin izlerle de  sanatın içinde yer alır.

Bu genel girişten sonra sözü bir şaire getirelim:

"Anılar defterin de gül yaprağı gibi /  unutuldum kurudum / Başıma  düşmüş sevda ağı / Bir başıma  tenhalarda kahroldum / Sen kim bilir /  rüzgarlı  eteklerinle / kim bilir hangi  iklimdesin‘

Sözünü ettiğimiz şair, işte bu dizelerin sahibi Cahit Zarifoğlu‘dur. Onun edebiyatımızdaki yeri  doldurulmayacak kadar büyüktür. Böyle bir noktada onun aramızdan ayrıldığını da düşünecek olursak acı ve neşe dediğin nedir ki omuzlarımıza  yüklenen derdimizin yanında.  Ben  hüzünle cilveleşen hayatın kederli yanlarını da  sevdim, yeryüzünde. Bu nedenle ‘çok nadir keşke  dediğim olmuştur‘  evet şimdi diyorum ki  -keşke  bende de  Zarifoğlu‘nun  bir  mektubu olsaydı. O şansı yakalamadığım için üzgünüm. Bir şairin mektubu diğer  mektuplar  gibi  değildir, yüreğini  bir başka koyar şair  zarfın  içine.

Yunus  Emre  ve  Mehmet Akif in   bilinmeyen yönlerini titiz  çalışmalarıyla okura sunan şairimiz Mustafa  Özçelik, Cahit  Zarifoğlu  külliyatına mektuplar  derlemesiyle bir eser daha kazandırdı.

Mektuplarıyla Zarifoğlu‘nu biraz daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz ... Edebiyata   aşık çok özel  bir  şahsiyet   olan Cahit Zarifoğlu‘nun   yoğun yaşam temposu  içinde sanat dünyasına bir çok isim katmak için  özverili ve  titiz  çalışmalarının olduğunu  görüyoruz mektuplarında. Onun döneminde kabiliyetlerini  keşfetme  imkanı bulan kalem erbapları  çok şanslı.

Zarifoğlu‘nun  mektuplarını  bitirdikten sonra  günümüz edebiyatını  canlandırıyorum zihnimde.  Ve  Zarifoğlu gibi ya da  ona yakın bir isim arıyorum bir nevi  çeteleşme misali dergilerle  kendilerine kadro  oluşturan şairlerimizin ve yazarlarımız arasından.   Zarifoğlu ideolojiyi  sanattan uzak tutmuştur  ve  saygıyı  yükleyebilmiş   bir sanat adamı  davasını  da   ikinci   plana  almayarak. Bugün   bırakın farklı  çizgiyi  aynı  fikir  dünyasında  olanlar  bile birbiriyle  didişiyor. Ve kadrolarından değilsen (onların zihnindeki )  edebiyat    dünyasından  uzak oluyorsun çok sıkı şiirlerin ve   yazıların olsa da. Ve  maalesef  Zarifoğlu  gibi bir  isim tanıyamadım şu ana kadar (  bundan sonrasını   bilmiyorum)   dikkat nazarları ona çok yakın isimler olsa da...  ya  hiç yaklaşmazlar  uzaksan onlara ya da birkaç  önemli  noktaları zoraki  bir eda  ile  sunup, suskunlaşırlar. Sessizliğe  and içmişçesine.

Nerdeyse  yok olmaya yüz  tutmuş bir iletişim aracıdır geçmişimizin en canlı haberleşme birimi  olan mektup (banka  - posta dekontları da olmasa ) Kültürümüze ait bir çok şey silikleşti günümüzde teknolojinin geniş yelpazesiyle.  Aslında bir  şeyleri   var kılmak bizlerin elinde. Elektronik posta  adresleri mektupların o heyecanlı  o sıcak havasının yerini alamayacağı bir gerçek. Belki de zayıflayan dostluklar bu mektuplar risalesi ile yeniden canlanacak  Mustafa Özçelik‘in bu duyarlı  çalışmasıyla. ( Neden olmasın ki ...)