Yaklaşık 15 saati bulan oruç süresi, özellikle sıvı kaybı endişesini de beraberinde getiriyor. Gece uykusundan uyanıp ezan okunmadan hemen önce kana kana içilen sular, gün içindeki harareti kesmediği gibi sindirim sistemini de altüst ediyor. İftar sofrasından sahura kadar geçen o kısacık zaman diliminde vücudun sıvı dengesini sağlamak hayati bir önem taşıyor. Çünkü yetersiz sıvı alımı, bedenin susuzluk krizini açlık sinyali olarak algılamasına ve iftar sofralarında porsiyonların kontrolden çıkmasına neden oluyor.

Bir anda yüklenmeyin, hesabı şaşmayın
Yetişkin bir insanın normal şartlarda günlük sıvı ihtiyacı ortalama 2,5 ila 3 litre bandında seyrediyor. Bu kritik hesap, kilo başına 30-35 mililitre formülüyle de net olarak çıkarılabiliyor. Ancak asıl tehlike tam da sahur masasında başlıyor.
Uykulu gözlerle peş peşe dikilen sular mideyi aniden şişirerek rahatsızlıklara yol açıyor.
Bunun yerine yemeğe 1-2 bardak suyla başlanması ve tüketimin sahur süresine dengeli şekilde yayılması gerektiği vurgulandı. Bu yöntemin gün içindeki susuzluk hissini büyük oranda bastırdığı ifade edildi.

Çay ve kahve tuzağına düşmeyin
İftar topunun patlamasıyla sahur vakti arasında geçen sürede vücuda en az 1,5-2 litre su girmesi ideal ölçü olarak kabul ediliyor. Bu miktarın her yarım saatte veya saatte bir bardak olacak şekilde zamana yayılması şart.
Masaları süsleyen demli çaylar, köpüklü kahveler ya da sodalar suyun yerini kesinlikle tutmuyor.
Sahur menülerinde yer alan tuzlu, yağlı ve aşırı baharatlı yiyeceklerin gün içindeki susuzluk hissini zirveye taşıyacağı kaydedildi. İhtiyaç halinde sulara mineral veya limon takviyesi yapılabileceği aktarılırken, buz gibi soğuk suların mide spazmlarına davetiye çıkaracağının altı çizildi.