Kültür-Sanat

Resepsiyon ve zırvalılık denen şey...

Resepsiyon ve zırvalılık denen şey...

Abone Ol

Zırvalık denen şey budur işte. Üstelik zırvalığı o noktalara kadar taşıyoruz ki "başörtülüleri" kamusal alana sokmadığımız gibi karısının başı bağlı olanları da o alanın dışında tutmaya çabalıyoruz. Bu yirmi milyon kadının on beş milyonu evli olsa, on beş milyon koca eder bu. Yirmi milyon başı bağlı kadın, on beş milyon da kocaları, toplam otuz beş milyon insan. Türkiye‘nin yarısı.

Devlet "bunlar yönetici olmasın" diyor. Yöneticileri "öbür" otuz beş milyonun arasından seçeceğiz. Küt diye ortasından yarıyoruz yani halkı. Eşinin başı bağlı olan Abdullah Gül cumhurbaşkanlığına aday oldu diye bizim ordu "muhtıra" vermişti. "Hayali bir halka" dayanılarak verilen o muhtırayı, "gerçek" halk da alıp ordunun suratına çarpmıştı seçimlerde. Generaller çok şaşırmışlardı. Sanırım "gerçek" halkın varlığından haberdar değillerdi, o insanları görüyorlardı ama onların gerçek olduğunu algılayamıyorlardı. Bütün bu zırvalıklara rağmen Türkiye değişiyor.

Başörtülü kadınlar yönetime giremese de hiç değilse "kocaları" yönetime girebiliyor artık. Türkiye için ne büyük gelişme. Ama hâlâ CHP de, ordu da bu gerçeği tam içine sindirebilmiş değil.

CHP, Çankaya‘da verilen resepsiyona gidecek mi gitmeyecek mi belirsiz, generaller ise "alternatif" bir resepsiyon yapıyorlar. Böylece "kamusal alanda" başı örtülü bir kadının elini sıkmaktan kurtulacaklar. Halkının yarısını reddeden ordu nasıl "halkın ordusu" olacak, halkının yarısını kamusal alanda görmek istemediğini açıklayan CHP o halktan nasıl oy alacak da iktidara gelecek? Bütün bunlar bitecek elbette.

Şimdi bu saçma sapan tartışmalarla uğraştığımıza bakmayın, saçmalığın da bir "ömrü" vardır, bizim "cumhuriyetin" saçmalıkları da ömrünü hitama erdiriyor artık...

Generaller de CHP‘li yöneticiler de "gerçek halkı" görür ve ona göre davranırlar. Ya da gurbete gider kendilerine başörtüsüz bir halk ararlar.