Can Holding soruşturması kapsamında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Başkanı Remzi Sanver'in tutuklanmasının ardından derneğe genel kurul yapmaması nedeniyle mahkeme tarafından kayyum atandı.
TÜZÜK İŞLEMEDİ, KRİZ YARGIYA TAŞINDI
Dernek üyesi Ali Rıza Aral'ın 1 Nisan'da Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu şikayet dilekçesi, içerideki çıkmazı gözler önüne serdi. Dilekçede, tüzüğün 28. maddesine dikkat çekilerek, "Büyük üstatlık makamı boşaldığında 3 ay içinde seçime gidilir" kuralının işletilmediği vurgulandı.
20 Ocak 2026 itibarıyla bu sürenin dolduğu ancak yönetimin seçime gitmediği ifade edildi. Başvuruyu inceleyen mahkeme heyeti, dernekte ortaya çıkan yönetim boşluğu nedeniyle geçici süreyle kayyum atanmasına hükmetti. Konuya ilişkin davanın ise 20 Ekim 2026 tarihinde görüleceği öğrenildi.

REMZİ SANVER KİMDİR?
Krizin merkezindeki isim olan Prof. Dr. Remzi Sanver'in akademik ve sivil toplum geçmişi oldukça dikkat çekici. 7 Haziran 1970'te İstanbul'da doğan Sanver, Galatasaray Lisesi mezunu. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'ni bitirdikten sonra ekonomi alanında 1998'de doktorasını tamamladı. 2006'da profesör unvanını alan Sanver, 2011-2015 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin rektörlüğünü yürüttü. İşin çarpıcı tarafı, Bilgi Üniversitesi'nin 2019 yılında tam da bu soruşturmanın odağındaki Can Holding tarafından satın alınmış olmasıydı.
İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen, İpek Özkal Sanver ile evli ve iki çocuk babası olan Sanver, 2002'de TÜBA Sosyal Bilimler, 2007'de ise Genç Bilim İnsanları ödülüne layık görülmüştü. 2021-2022'de Galatasaray Spor Kulübü'nün genel sekreterliğini yapan Sanver, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nda büyük üstatlık koltuğunda otururken kendini bir anda cezaevinde buldu.
KARA PARA ÇARKI VE VARLIK BARIŞI DETAYI
Peki Sanver'i cezaevine, Masonlar Derneği'ni ise kayyum sürecine sürükleyen bu dev soruşturmanın perde arkasında ne var? MASAK ve mali denetim birimlerinin raporlarıyla deşifre edilen iddialar dudak uçuklatan cinsten. Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğindeki yapının, 7256 sayılı "Varlık Barışı Kanunu"nu adeta bir aklama makinesi gibi kullandığı kaydedildi.
Kaynağı belirsiz yüklü paraların çeşitli şirketler arasında aktarıldığı, ortaklara borçlar hesabının şişirildiği ve ticari faaliyeti olmayan şirketlerde faturasız işlemler yapıldığı aktarıldı. Eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik alanlarda suç gelirleriyle şirket alımları yapıldığına dikkat çekildi.
121 ŞİRKETE EL KONULDU: KİMLER TUTUKLANDI?
Operasyonun bilançosu oldukça ağır. TMSF, soruşturma kapsamında tam 121 şirketin mal varlığına el koyarak kayyum atadı. İlk dalgada jandarma ekiplerince gözaltına alınan şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K., K.Ç. ve C.C. tutuklanırken, Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ'a ev hapsi verilmişti. Ayrıca Can Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da örgüt kurma ve yönetme suçundan cezaevine gönderilmişti. Yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na geçen dosyanın ikinci dalgasında bilanço daha da büyüdü.
İkinci operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheliden; aralarında Mehmet Remzi Sanver ve Mehmet Kenan Tekdağ'ın da bulunduğu Mehmet Sıddık Kaya, Emin Şahin, Nuh Zafer Metin, Serap Özgür, Abdulselam Yıldız, Tuncay Şahin, Adnan Yıldız, Nurettin Paksoy ve Mustafa Şahin "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma" ve "kara para aklama" suçlamalarıyla tutuklandı.
Şenol Akan, Cengiz Bingöl, Arafat Bingöl, Müslüm Çogaç, Betül Can, Zuhal Can, Akın Makaracı, İsmail Kavak, Hakan Kalkan, Mithat Muharremoğlu, Kıyas Mustafaoğulları, Cesur Salık, Barış Karayel ve Berkan Baycan hakkında ise çeşitli adli kontrol tedbirleri uygulandı.




