Yıllardır evlat acısıyla adliye koridorlarını arşınlayan bir babanın feryadı, Türkiye'nin vicdanında yeniden yankılanıyor. Yüksekten düştü denilerek üzeri örtülmek istenen, ancak adli tıp raporlarındaki çelişkilerle dolu karanlık bir labirente dönen bu ölüm, sadece bir ailenin değil, tüm ülkenin adalet sınavına dönüştü. "Ben kızımın acısıyla hapis yattım" diyen acılı baba, adaletin tecelli etmesi için isim isim şüphelileri işaret ederken, yürekleri sızlatan detaylar bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Kan Donduran Kaymakam İddiası

Olayın aydınlatılması sürecinde yaşananlar, sır perdesini daha da aralayacak cinsten.

Şaban Vatan'ın en çarpıcı iddiası, dosyayı araştıran dönemin Eynesil Kaymakamı Yılmaz Kurt'un şüpheli ölümüyle ilgili oldu. Aydın'ın Didim ilçesinde ormanlık alanda tek kurşunla ölü bulunan ve dosyası hızla intihar denilerek kapatılan Kurt'un eşiyle görüştüğünü belirten Vatan, dönemin başsavcısının kaymakama "Bu dosyanın peşini bırak" talimatı verdiğini ifade etti. Her iki elinde de barut izi bulunan kaymakamın şüpheli ölümünün arkasında, cinayeti çözme çabasının yattığı vurgulandı.

806X378 Rabia Naz Vatanin Olumuyle Ilgili Sorusturma Baslatildi 1555052860489

Metruk Evdeki Sır ve Kesik İzleri

Küçük kızın okul çıkışı marketten dondurma almasıyla başlayan o kahredici günün detayları aktarıldı.

Kızına siyah bir ticari aracın çarptığını ve hastaneye götürmek yerine metruk bir eve taşındığını kaydeden Vatan, rapordaki devasa çelişkilere dikkat çekti. Hastane başhekiminin ve acil müdahale ekibinin "kesik" olarak nitelediği yaranın, Adli Tıp Kurumu raporlarına dışarıdan bir müdahaleyle "patlak" olarak geçirildiği ifade edildi. Kan kaybından hayatını kaybeden küçük kızın bulunduğu o karanlık barakada tek bir damla kan izine rastlanmamış olması kafaları iyice karıştırdı.

Deliller Apar Topar Yok Mu Edildi?

Olayın yaşandığı metruk binanın, henüz soruşturma kapanmadan sadece 3 ay içinde yerle bir edilmesi akıllarda büyük soru işaretleri bıraktı. Yıkım işleminden önce binada kime ait olduğu belirsiz iki farklı kadın DNA'sı bulunduğu kaydedildi. Tüm bu karartma iddiaları eşliğinde, olay yerinde trafik kazası izi bulunmamasına rağmen polis ekiplerinin neden o noktada inceleme yaptığı sorusu yöneltildi.

Şüphelilerin kaçma ihtimaline karşı derhal yurt dışı çıkış yasağı getirilmesi gerektiği hatırlatıldı. "Tüm Cumhuriyet savcılarımıza sesleniyorum, görevinizi yapın" diyen Vatan'ın çığlığı adliye koridorlarını aştı.

1 Eylül 2025'teki AYM kararı sonrası yeniden umutlanan ailenin feryadına karşılık Ankara'dan gelecek yeni bir hamle bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi