Süreç, Pezeşkiyan’ın dün sabah devlet televizyonunda, geçen haftadan bu yana Körfez ülkelerini hedef alan füze saldırıları için özür dilemesiyle başladı. Ancak saatler sonra, radikal kanattan gelen eleştirilerin ardından yayınlanan bildiride, Tahran’ın "dost ve komşu ülkelere" saldırmadığı iddia edilerek özür ifadesi tamamen metinden çıkarıldı.

Güç Kimin Elinde?

Amerikan medyasından New York Times gazetesi, bu çelişkili durumu, ABD ve İsrail saldırılarının ikinci haftasında İran liderliği içinde yaşanan derin bir çatışma olarak yorumluyor. Dini liderini yeni seçen ülkedeki durum gazeteye göre şöyle:

· Sivil Hedefler Vuruldu: İran, bölgedeki ABD askeri üslerini hedef aldığını iddia ederek komşularına yüzlerce füze ve İHA fırlattı; ancak bu saldırılar havalimanları ve oteller gibi sivil alanlara ciddi zarar verdi.

· Bağımsız Hareket Eden Ordu: Pezeşkiyan’ın ordu ve Devrim Muhafızları’nın kriz sırasında "bağımsız" hareket ettiğini ima etmesi, askeri operasyonların kimin denetiminde olduğu sorusunu doğurdu.

· Yönetim Boşluğu: Dini lider Ali Hamaney ve üst düzey komutanların İsrail suikastlarıyla öldürülmesinin ardından ülke, yeni bir lider seçilene kadar bir "Üçlü Konsey" tarafından yönetiliyor. Ancak analistler, güvenlik teşkilatlarının Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan daha nüfuzlu olduğunu belirtiyor.

Meclis üyesi Hamed Rasaee gibi isimler Pezeşkiyan’ı "zayıf ve kabul edilemez" bir duruş sergilemekle suçlarken, konseyin diğer üyeleri saldırıların devam edeceğini ilan ederek Cumhurbaşkanı'nı açıkça boşa düşürdü.

Bölgesel İttifak Haritası Yeniden mi Çiziliyor?

Bölgesel dengeler açısından Bloomberg ve İspanyol Atalayar gazetesinde yayınlanan analizler dikkat çekici noktalar sunuyor:

· Suudi Arabistan ve Çin Arabuluculuğu: Riyad'ın savaşı kontrol altında tutmak için İran ile doğrudan temasını artırdığı belirtiliyor. 2024'te Çin arabuluculuğuyla başlayan süreç, bölgedeki angajman kurallarının yeniden tanımlandığını gösteriyor.

· Ekonomik Rekabet Boyutu: İran’ın BAE'ye yönelik saldırılarının askeri boyutun ötesinde bir anlam taşıdığı iddia ediliyor. BAE'nin istikrar imajının zayıflatılmasının, Suudi Arabistan'ın kendi şehirlerini Dubai ve Abu Dabi'ye rakip finans ve lojistik merkezlerine dönüştürme vizyonu için bir alan açabileceği tartışılıyor.

Sonuç: Varoluşsal Bir Sınav

Chatham House tarafından yapılan değerlendirmeye göre İran, rejiminin bekasını ilgilendiren "varoluşsal" bir aşamaya girmiş durumda. Sürekli savaş hali, kaos ve içsel parçalanma ihtimali, Tahran’ın önümüzdeki günlerde gerçek bir siyasi dönüşümle mi yoksa topyekûn bir çöküşle mi yüzleşeceğini belirleyecek.

Muhabir: Abdulkadir Çeribaş