Referandum aslında demokratik sistem içinde halk iradesinin belirlenmesi hususunda en önemli bir mekanizma. Ancak, ülkemizde referandum mekanizmasının gerektiği gibi işlediğini söylemek mümkün olmadığı gibi, halkımızın böyle bir mekanizmaya katılmasının çok nadir olduğu da bir gerçek. Bu çok nadir kullanılan mekanizma pazar günü de uygulama imkanı bulacak. Ne var ki halkın büyük bir bölümünün bu pazar günü yapılacak referandumdan haberi olmadığı gibi neye oy vereceğini bile bilmediği de bir gerçek. Ortada halkı bilgilendirmek ve referanduma ilgisini artırmak için yürütülen bir kampanya da yok.
Halkın katılmasını sağlamak için bir kampanya yürütülmediği gibi CHP halkı pazar günü sandık başına gitmemeye referandumda oy kullanmamaya çağırıyor. Halkın yeterince konu ile ilgili olarak bilgilendirilmemiş olması, ciddi bir kampanyanın oluşturulmaması ise bu pazar günü akşamı ciddi bir fiyasko ile karşılaşmamıza zemin hazırlayabilir.
Çünkü, görüştüğüm pek çok kişi pazar günü oy kullanmaya gitmeyi bile düşünmüyor. Sanki, referandum anayasa değişikliği gibi çok önemli bir konuya halkın ilgi duymadığı şeklinde bir hava esiyor. Yapılan ve oylanacak olan anayasa değişikliğinde bundan böyle Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gibi hem sistem hem de ülkemiz açısından çok önemli bir husus yer alıyor. Eğer, pazar günü yapılacak olan referanduma katılanların oranı yüzde 40 civarında kalacak olursa bu çok önemli olay çok hafife alınmış görüntüsü ortaya çıkacak. Bunun da ötesinde halkımız seçimler dışında doğrudan kendi fikrine başvurulması anlamına gelen bir hadiseyi gereksiz görmüş olacak. Ayrıca referandum sonucu tartışmalı hale gelecektir.
Kısacası, pazar günü yapılacak oylama sistem açısından çok önemli ve vazgeçilmez olan bir mekanizmanın gereksizliği gibi bir görüntünün ortaya çıkmasına vesile olabilir. Böyle bir durum ise demokrasi şarkısını dillerinden düşürmedikleri halde halka pek fazla itibar etmemeyi alışkanlık haline getirmiş çevrelerin ekmeğine yağ sürecektir.
Bundan sonra gündeme gelebilecek referandumlar da bundan etkilenecektir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken husus referandumdan "evet" ya da "hayır" çıkmasından çok daha önce yapılmış bir anayasa değişikliği ve bu hususta referandum takvimi işlemeye başlamışken halkımızın böyle bir referanduma göstereceği ilgidir. Yoksa seçmen ister evet ister hayır desin sonuç ne ise ona herkes saygı duyacaktır, duymak zorundadır. Benim üzerinde durduğumuz husus, estirilen hava sebebiyle referandum mekanizmasının yalama edilmesi, önemsiz gibi gösterilmesidir.
Olayın bu noktaya gelmesinde bana göre esas sorumluluk iktidar partisindedir.
Geçen yasama yılında yapılmış bir anayasa değişikliği varken ve bu hususta referandum takvimi işlemeye başlamışken ülkenin iktidar partisi tarafından yeni bir anayasa hazırlığı ile meşgul edilmesi ve tüm dikkatlerin bu noktaya çekilmiş olmasıdır. Bu durum ister istemez gündemdeki referandumun gölgede kalmasına yolaçmıştır. Bunun da ötesinde böyle bir referandumun lüzumsuzluğu gibi bir kanaat oluşmaya başlamıştır. İktidar partisi bu havayı bilerek estirmiş ise sisteme ve referandum müessesesine ciddi zarar vermiştir. Bilmeden böyle bir hava oluşmuş ise bu da onların bilgisizliğini ve beceriksizliğini ortaya koyar. Her iki durumda da çok ciddi bir konu gözden kaçırılmış, önemsiz kılınmıştır. Bu bakımdan pazar günü yapılacak olan referanduma katılma yüzde 50nin altına düşecek olursa bunun esas sorumlusu bu anayasa değişikliğinin sahibi olan iktidar partisi olacaktır.