Filonun amaçları, hazırlık süreci ve izlenecek rotanın kamuoyu ile paylaşılması için Fatih Belediyesi Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. Gerçekleştirilen basın açıklamasına; İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Yeni Bir Dünya Sanayici ve İşadamları Derneği (YENİAD) Genel Başkanı Selman Esmerer, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Tekocak, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, Musantara Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Al Nouri, Hanzala Gemisi katılımcısı Chloe Luddden, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Şuayb Ordu, Doctors To Gaza Türkiye Temsilcisi Muhammed Akkoyunlu, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Birimi Sorumlusu Kaptan Deniz Fener, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Varol ve Ankara Filistin Dayanışma Platformu İstişare Kurulu Üyesi Zeynel Abidin Özkan konuşmacı olarak katıldı.

Bunun yanı sıra Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Memur-Sen, Hak-İş, Milli İrade Platformu, Nezir Derneği, Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), Ensar Vakfı, Kevser Eğitim Vakfı, İstanbul Platformu, Önder İmam Hatipliler Derneği, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Anadolu Gençlik Derneği, İsmailağa Derneği, İslami Dayanışma Platformu, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Yedi Hilal Derneği, Umut Kervanı, Eğitime Destek Platformu, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TGSP) da destek verdi.

Filo 12 Nisan’da yola çıkıyor
Türkiye’den Özgürlük ve Sumud Filosu’na Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, Filistin’e Destek Platformu ile birlikte 200’e yakın sivil toplum kuruluşu destek verecek. Filo, 12 Nisan’da başta İspanya, İtalya ve Tunus olmak üzere diğer Akdeniz limanlarından yola çıkmayı hedefliyor. Filoya 150 ülkeden binlerce kişinin katılması amaçlanıyor. Yola çıkacak olan filo yalnızca yardım taşımayacak; sağlık çalışanlarını, eğitimcileri, altyapı ve eko-inşa ekiplerini, hukukçuları ve savaş suçu araştırmacılarını da Gazze’ye ulaştırmayı hedefliyor. Ayrıca katılımcılar arasında 1000’i aşkın doktor, hemşire ve sağlık çalışanının bulunması planlanıyor.

“Dünya ayağa kalkacak çünkü soykırım bitmedi”
Gerçekleştirilen basın açıklamasında açılış konuşmasını yapan İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, “Çok değerli bir işin başlangıç aşamasındayız. Bu gemiler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzeni bozacak. Çünkü bu düzen ne yazık ki katliamcı, işgalci, silahları çocuklar ve kadınlar üzerinde kullanan bir düzen. Bugüne kadar gemilerle ilgili yapılan bütün çalışmalar hayırlı sonuçlar verdi. Aslında suyun taşı deldiği gibi bir süreç yaşadık. Şimdi ise başka bir pozisyona geldik. Bu sefer Allah’ın izniyle 200 gemi ile yola çıkılacak. Dünya ayağa kalkacak çünkü soykırım bitmedi. Hâlâ katletmeye devam ediyorlar” dedi.
“Dünya sessiz kalırsa çocuklar ölmeye devam edecek”
Konuşmasının devamında Bülent Yıldırım, “Dünya halklarının ittifakı ateşkesin sağlanmasında nasıl rol oynadıysa, Özgürlük ve Sumud Filolarını yola çıkardıysa ve bu ateşkesin sağlanmasında bu gemiler ve meydanlar önemli rol oynadıysa, bunu devam ettirmemiz lazım. Bu nedenle buradan bütün dünyaya sesleniyorum; meydanları hareketlendireceğiz, Akdeniz’i hareketlendireceğiz, kara konvoyları yapacağız, karadan ve denizden ablukayı deleceğiz. İlk etapta Refah Sınır Kapısı’nı açacaklar Allah’ın izniyle. Dünya ayağa kalktığı an bu gerçekleşecek ama dünya sessiz kalırsa çocuklar ölmeye devam edecek. Türkiye’den en az 100 gemi alacak kadar bağış bekleniyor. Bu sefer başaracağız, bu sefer ablukayı deleceğiz, hiç tereddüt etmeyin. Dünya halklarından Özgürlük ve Sumud Filolarına destek vermesini bekliyoruz.” şeklinde konuştu.
“Sesimizi yükseltme zamanı”
Ardından söz alan Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe konuşmasında, “Bugün, bundan önceki yıllarda olduğu gibi dünyada insanlığın kaybolmadığını göstermek için bir araya gelmiş bulunmaktayız. İnsan varlığı Hz. Âdem’den beri devam ediyor ama insanlığın zaman zaman törpülendiği anları yaşadık ve yine öyle bir dönemdeyiz. 70 binden fazla insanı katleden, 40 binden fazla kadın ve çocuğu öldüren İsrail ile karşı karşıyayız. Bunun için sözümüzü çoğaltma, sesimizi yükseltme zamanı.” dedi.
Yeni Bir Dünya Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı Selman Esmerer ise konuşmasında, “Dünyanın özgür halkları bu katil siyonistleri yenecek inşallah. Filistin kurtuluncaya kadar, Mescid-i Aksa kurtuluncaya kadar, özgür Filistin kuruluncaya kadar durmayacağız.” ifadelerini kullandı.

“Baş kaldırmak için buradayız”
Programın devamında söz alan Hanzala Gemisi katılımcısı Chloe Luddden, “Sizler burada olmak zorunda olmamanıza rağmen buradasınız. Ben Birleşmiş Milletler’den gelmiş biri olarak, buradan bu savaş makinelerine bireysel olarak ‘dur’ demek için burada olduğumuzu bildirmek istiyorum. Şunu bilmenizi istiyorum ki çözüm müzakerelerle olacaktır. Gelecekte iletişime devam edin, yardımları sürdürün. Şu an sözde bir ateşkes var; bu ateşkes Gazze’de var peki Batı Şeria ve Kudüs’te ateşkes nerede?” şeklinde konuştu.

Söz alan Musantara Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Al Nouri, “Dünya liderleri orada olanları durduramıyor maalesef. Ben burada Asya’da bulunan 20’den fazla ülkeyi temsilen bulunuyorum. Bizler başkaldırmak için buradayız.” dedi.

“Bu abluka deniz üzerinden kırılacak”
Basın toplantısında söz alan Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, “Bugün tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Daha önce 19 defa Gazze ablukasının kırılması için girişimlerde bulunmuştuk. Özgürlük Filosu Koalisyonu ile birlikte, dünyanın birçok bölgesinden katılan sivil inisiyatiflerle beraber bu ablukanın kırılması gerektiğini savunmuştuk. Bu abluka kırılacaktır ve bu abluka deniz üzerinden kırılacaktır. Türkiye Gazze’ye gemi gönderme anlamında, ilk defa böyle bir sürecin içerisine girmiyor. Mavi Marmara Gemisi bu topraklardan yola çıkmıştı. İçerisinde 10 kardeşimiz şehit olmuştu.” dedi.

“Her ülkeden bir temsilci”
Programda söz alan Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu, “Siyonist rejim bugüne kadar barış istemediğini hepimize aslında çok detaylıca anlattı. Onları barışa zorlayacak formülün ne olduğunu da aşağı yukarı geçirdiğimiz şu 2-3 yılda hepimiz bir miktar anladık.” ifadelerini kullandı.

Ardından söz alan Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, “Bundan önceki komisyonumuzda yaklaşık 50 delegasyon işin içerisindeydi. Bunlara dâhil olan ülkelerin dışındaki ülkeler sürece tam anlamıyla katılım sağlayamamıştı. Şimdiki sistemimizde her ülkeden bir temsilciyi gemiye alabilmek için bir uğraş içerisindeyiz.” dedi.

“Gönüllü sağlık çalışanlarına ihtiyaç var”
Filoda sağlık alanında teknik kişilerin olması için çağrıda bulunan Doctors To Gaza Türkiye Temsilcisi Muhammed Akkoyunlu, “Bu soykırımın en büyük ayağının sağlık ve gıda terörü üzerinden yapıldığını görüyoruz. Bu abluka, içeriye sağlık ekipmanlarının, ilacın ve sağlık çalışanlarının girmesini engelliyor. Aynı zamanda gıdanın girmesini de engelliyor. Bu açık bir çağrıdır; vicdanı olan, ayrıca mesleki onura sahip tüm sağlık çalışanlarını bu filoda yer almaya ve bu gemileri desteklemeye çağırıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Teknik insanlara ihtiyaç var”
Söz alan Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Birimi Sorumlusu Kaptan Deniz Fener, “Bu süreçte teknik bilgilere sahip insanlara ihtiyacımız var. Kaptanlar, yelkenciler, yat kaptanları, elektrikçiler, makineciler… Bunun için daha önceden de Sumud’a gelmek isteyen, bize ulaşamayanlar var. Bunun için Özgürlük ve Sumud Filosu sosyal medya hesapları üzerinden başvuru yapabilirler.” dedi.

“Geri durmak, fiilî bir kabuldür”
Düzenlenen basın toplantısında Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Tekocak, basın açıklamasını kamuoyuna duyurdu.

Duyurulan basın açıklamasında, “Bugün karşı karşıya olduğumuz bir diğer tehlike ise ablukayı siyasi ve idari bir ‘normal’ gibi yeniden paketleyen yeni planlardır. BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 (2025) sayılı kararı ile Trump Planı BM mührü alıp hukuki nitelik kazanmıştır. Gazze’ye tamı tamına bir yabancı vesayeti, bir sömürgeci vesayet mahiyetinde bir yönetim layık görülmüştür. Gazze’ye fiilî bir yabancı vesayet dayatılmakta; Filistin halkı ‘idare edilecek bir nüfus’a indirgenmektedir. İnsani yardımın siyasi ve askerî koşullara bağlanması, yardımın tarafsız ve bağımsız niteliğini ortadan kaldıran bir kapı bekçiliği rejimi oluşturmaktadır. Bu durum, işgalci gücün insani yardımı koşulsuz sağlama yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Kamuoyuna yapılan açık çağrıda, “Bu seferberliğin bir parçası olun. Limanlarda, meydanlarda, hukukta, insani yardımda ve kamusal vicdanda bu misyona sahip çıkın. Çünkü bugün atılmayan her adım, yarın daha ağır bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır. Ablukanın sürdüğü, yardımın engellendiği ve hukukun askıya alındığı bir yerde geri durmak tarafsızlık değil; fiilî bir kabuldür.” ifadeleri yer aldı.

Filoya katılmak isteyenler, registration.globalsumudflotilla.org adresindeki başvuru linki üzerinden katılım başvurusu yapabiliyor.

Düzenlenen basın toplantısı, yapılan açıklamaların ardından sona erdi.
ÖZGÜRLÜK VE SUMUD FİLOSU TÜRKİYE YÖNETİM KURULU BASIN AÇIKLAMASI
Gazze’de yaşanan insanlık felaketi artık bir kriz değildir; sistematik bir yok ediş ve soykırımdır. Aylar boyunca süren abluka, kapalı sınırlar, engellenen yardımlar, hedef alınan sağlık altyapısı ve sivillere yönelik ağır ihlaller, Filistin halkının yaşam hakkını bilinçli ve planlı biçimde ortadan kaldırmaktadır. Uluslararası hukuk askıya alınmış, temel insani normlar işlevsiz hâle getirilmiştir.
Bu açıklama yalnızca bugünün acil gündemine dair değildir. Gazze’de Filistin halkına karşı sürmekte olan İsrail soykırımı; 78 yıldır devam eden Nakba’dan, 78 yıldır adım adım inşa edilen yok etme siyasetinden, apartheid, mülksüzleştirme ve temel hakların inkârı üzerine kurulu sömürgeci düzenden bağımsız ele alınamaz. Filistin’den bakıldığında uluslararası sistem, 1948’den bu yana başarısız olmuştur ve bugün de bu başarısızlık sürmektedir. Bu durum, yalnızca normların uygulanmamasıyla açıklanamaz. Filistinlilerin maruz kaldığı yerleşimci sömürge tahakkümü, süreklilik arz eden yapısal bir şiddet rejimidir. Gazze, bu rejimin ve ondan türeyen mekanizmaların artık tasfiye edilmesi gerektiğini tüm insanlığa açık biçimde göstermektedir.
Ateşkes ilanının üzerinden 132 gün geçmiştir. Ancak sahada “sükûnet” olarak sunulan tablo, gerçekte ablukanın devamı yoluyla işletilen sistematik bir boğma rejimidir. İlk 100 günde ateşkes binden fazla kez ihlal edilmiş; 477 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den bu yana 76.230 sivil, çocuk ve kadın öldürülmüş; 174.000 kişi yaralanmış; nüfusun neredeyse tamamı en az bir kez zorla yerinden edilmiştir. Suya erişim %98 oranında azalmış, uluslararası insani yardım misyonlarının neredeyse tamamı engellenmiştir. Bu koşullarda “ateşkes”, Filistinliler için bir koruma değil; ölüm ve yıkımın dairesini zamana yayan bir örtüye dönüşmektedir. Çünkü abluka yalnızca bir güvenlik uygulaması değildir. Abluka; insan yapımı kıtlık, kalori kontrolü ve stratejik aç bırakmadır. Sömürgeci tahakküm rejiminin ve soykırım amaçlı yıkımın temel araçlarından biridir.
Bugün karşı karşıya olduğumuz bir diğer tehlike ise, ablukayı siyasi ve idari bir “normal” gibi yeniden paketleyen yeni planlardır. BM Güvenlik Konseyinin 2803 (2025) sayılı Kararı ile Trump Planı BM mührü alıp hukuki nitelik kazanmıştır. Gazze’ye tamı tamına bir yabancı vesayet, bir sömürgeci vesayet mahiyetinde bir yönetim layık görülmüştür. Gazze’ye fiilî bir yabancı vesayet dayatılmakta; Filistin halkı “idare edilecek bir nüfus”a indirgenmektedir. İnsani yardımın siyasi ve askerî koşullara bağlanması, yardımın tarafsız ve bağımsız niteliğini ortadan kaldıran bir kapı bekçiliği rejimi yaratmaktadır. Bu durum, işgalci gücün insani yardımı koşulsuz sağlama yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir.
Tam da bu nedenle, Filistin halkına “izin verildiği kadar yaşama” dayatmasını, bu yeni idare planları adı altında yürütülen sömürgeci güncellemeleri reddediyor, Gazze’nin manda hâline getirilmesini kabul etmiyoruz. Filistinliler için çözüm; lütufçu bir insancıllık çerçevesine hapsedilmiş kontrollü yardım mekanizmaları değildir. Çözüm; karada ve denizde özgürlük, yaşam hakkıyla birlikte siyasal öznelik ve kendi kaderini tayin hakkının fiilen kullanılabilmesidir.
Özgürlük ve Sumud Filosu bu bağlamda, küresel sivil direnişin somutlaşmış hâlidir. Bu girişim, uluslararası mekanizmaların yetersiz kaldığı bir zeminde ortaya çıkmış; yalnızca insani yardım değil, ablukanın hukuka aykırılığına karşı küresel ölçekte yükselen barışçıl bir sivil itirazdır. 2010 yılında Mavi Marmara ile başlayan bu onurlu yürüyüş, denizlere ve vicdanlara pranga vurulamayacağını göstermiştir. Bizler, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Ekibi olarak, bu adaletsizliğe karşı sessiz kalmamak için bir araya geldik. Bu küresel halk hareketinin yalnızca destekçisi değil; sahada, denizde ve tarihin bu kritik anında tekrar sorumluluk alan fiilî bir parçasıyız. Bu metin bir temenni değil, açık bir irade beyanıdır.
Global Sumud Filosu’na Türkiye olarak katıldığımızı ve burada olduğumuzu ilan ediyor; Gazze’ye yönelik hukuka aykırı ablukayı kırmak, Filistin halkının yaşama hakkını, insan onurunu ve kendi kaderini tayin hakkını fiilen savunmak üzere yeniden yola çıkışımızı duyuruyoruz. 150’yi aşkın ülkeden binlerce katılımcının yer alacağı Global Sumud Filosu, 100’ü aşkın gemi ve tekneyle 12 Nisan tarihinde İspanya'dan Akdeniz’e açılacaktır.
Yeni misyona dair temel bilgiler şunlardır:
Bu sefer, tek bir kurumun değil, küresel sivil toplumun ortak iradesidir.
Herhangi bir siyasi ajandaya bağlı olmaksızın, yalnızca insani erişimi esas alan çok uluslu bir koalisyondur.
50’den fazla ülke delegasyonu, 150’den fazla ülkeden binlerce katılımcı ve yüzü aşkın gemiyle Barselona başta olmak üzere İtalya, Tunus ve diğer Akdeniz limanlarından hareket edilecektir.
Filo yalnızca yardım taşımayacak; sağlık çalışanlarını, eğitimcileri, altyapı ve eko-inşa ekiplerini, hukukçuları ve savaş suçu araştırmacılarını da Gazze’ye ulaştırmayı hedeflemektedir. Katılımcılar arasında 1.000’i aşkın doktor, hemşire ve sağlık çalışanının bulunması planlanmaktadır.
Bireysel bağışların tek bir havuzda toplanabilmesi adına, Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği öncülüğünde Özgürlük ve Sumud Filosu Bağış Kampanyası başlatılacaktır. Kampanya detayları gün içerisinde sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşılacaktır.
Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu olarak bizler, bu küresel seferberliğin Türkiye ayağını temsil ediyor ve şunu net bir biçimde ifade ediyoruz: Bu filo bir merhamet gösterisi değil; Filistin halkının haysiyetini, özgürlüğünü ve eşitliğini savunan barışçıl bir sivil harekettir. Bu nedenle kamuoyuna çağrımız açıktır: Bu seferberliğin bir parçası olun. Limanlarda, meydanlarda, hukukta, insani yardımda ve kamusal vicdanda bu misyona sahip çıkın. Çünkü bugün atılmayan her adım, yarın daha ağır bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır. Ablukanın sürdüğü, yardımın engellendiği ve hukukun askıya alındığı bir yerde, geri durmak tarafsızlık değil; fiilî bir kabuldür.
Basın açıklamasını sonlandırırken, Gazze’nin onurlu halkını; direnenleri, yaralananları, sebat edenleri ve şehit düşenleri en derin saygıyla selamlıyoruz. Bilinmelidir ki bu selam bir veda değil, bir sözleşmedir: Gazze yalnız değildir ve bu filo, bu sözün denizdeki karşılığıdır.
ÖZGÜRLÜK VE SUMUD FİLOSU TÜRKİYE YÖNETİMİ




