Sanat tarihçisi ve koleksiyoner Fadime Geleş, ağırlığı folklorik bebeklerden oluşan yaklaşık 1000 parçalık koleksiyonuyla farklı kültürleri bir araya getiriyor. Geleş‘in koleksiyonunda, Türkiye, Hindistan, Afganistan, Japonya, Guatemala kültürlerine ait bebeklerden, Osmanlı‘nın 100 yıllık aynalı testisine kadar her çeşit bulunuyor.
Sanat tarihçisi ve koleksiyoner Fadime Geleş, eski Osmanlı oyuncaklarıyla ilgili araştırma yaptığı dönemde, piyasada zor bulunan bu oyuncakları toplamaya başladığını, ancak bunların çok az ve tatmin edicilikten uzak olması nedeniyle koleksiyonunun yön değiştirdiğini belirtti. Erken Cumhuriyet dönemi, Avrupa oyuncakları derken 15 yıl önce başladığı koleksiyonunun oyuncak bebek ağırlıklı hale geldiğini kaydeden Geleş, koleksiyondaki Avrupa model bebeklere ilişkin şunları kaydetti: "Koleksiyonumda Avrupa‘da yüzyılın başından 1950‘lere kadar üretilmiş olan model bebekler bulunuyor. Bunlar baş, gövde ve ayakları porselenden yapılmış, vücudunun diğer kısımları ve kıyafetleri elde hazırlanmış özel koleksiyonluk bebekler. Nasıl ki bugün yeni yılın modasını aksettirmek ya da piyasaya sunmak için modacılar defileler yapıp manken kullanıyorlarsa, sanatçılar da o dönemde, özellikle Avrupa‘da bu model bebekleri kullanmışlar. Her yıl sanatçılar, terziler tarafından seri olarak hazırlanan bu bebekler, piyasadan sipariş almak için farklı ülkelere gönderilmişler" dedi.
YAĞMUR DUASI
Oyuncak bebeklerin ilk ortaya çıkışının da farklı amaçlardan kaynaklandığına işaret eden Geleş; "Bugün oyuncak bebek deyince aklımıza çocuk geliyor ama bebeklerin ilk üretimi Neolitik döneme kadar dayanıyor. İlk örnekler de M.Ö 3000‘li yıllarda mezarlarda bulunan bebekler. Bunlar kilden, paçavradan, birçok değişik malzemeden üretilmiş bebekler. Daha çok dinsel amaçlı, dua amaçlı kullanılıyor" diye konuştu. Fadime Geleş, bazı kültürlerde şans getirdiklerine inanılan ve boyuna takılan; bazı kültürlerde yağmur duasında kullanılan bebeklerin, Mısır‘da terzi, fırıncı olarak hazırlandığını ve kişiye oradaki yaşamında yardımcı olacağının düşünüldüğünü anlattı. Geleş, totem niteliğindeki bu bebeklerin ilk olarak oyuncak özelliği kazanmasının, Kızılderili kültüründe gerçekleştiğini kaydetti.
OYUNCAK BEBEKLERDEN TARİHİ BİLGİLER
Koleksiyonunun Hindistan‘dan, Guatemala şans bebeğine, Eskimo bebeğinden, Hint kukla tiyatrosunda kullanılan totem bebeğine, Türkmenistan‘dan, Avrupa‘nın birçok ülkesinden gelen bebeklere kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu söyleyen Geleş, koleksiyonu büyüdükçe bilgi ve ilgisinin arttığını vurguladı. Geleş, şöyle konuştu: "Mesela Berberiler‘in kimler olduğunu, nasıl yaşadıklarını, bir Berberi bebek sahibi olduktan sonra öğrendim. Zaten koleksiyon yapmanın insana verdiği en büyük haz da bu. Sürekli yenileniyorsunuz, bir şeyler öğreniyorsunuz. Sergilerle de bunları insanlarla paylaştıkça, ilgi gördükçe eksik olan parçalarınızı tamamlamaya çalışıyorsunuz. Folklorik bebeklerden ülkenin ekonomik varlık seviyesine, takılarına, inançlarına, tüketim malzemelerine, üretim şekillerine dair birçok ipucu yakalayabiliyorsunuz. Koleksiyonumda Türkiye ve Avrupa üretimi oyuncaklar, porselen bebekler, folklorik bebekler, ayrıca oyuncaklı ve bebekli geçmişe ait çocuk fotoğrafları bilgi ve belgeler var" dedi. Fadime Geleş, koleksiyonundaki en değerli parçaları, 100 yılı aşkın bir süre önce üretilmiş olan ve bugün bulunmayan Osmanlı aynalı oyuncak testisi, Anadolu kültürüne benzer şekilde kundaklanmış ve nazar boncuğuyla süslenmiş Kızılderili bebeği ve Afganistan‘daki savaş koşulları içinde bir arkadaşının kendisine getirdiği Afgan bebekleri olarak sıraladı.
MÜZE AÇMAK İSTİYORUM
Bugün koleksiyonunu genişletmek için sahafları takip ettiğini, ayrıca artık oyuncak bebeklerin müzayedelerde de kendilerine yer bulabildiğini dile getiren Geleş, bundan sonra ilk olarak bir Kızılderili Kaçina bebeği edinmek istediğini aktardı. Gelecekte bireysel olarak ya da oyuncak koleksiyonu yapan birkaç arkadaşıyla birlikte bir müze açmak istediğini belirten Geleş; "Bununla ilgili bilginiz arttıkça, eksikliklerinizi fark ediyorsunuz, çoğaldıkça aslında azalıyor gibi. Çok fazla dağılmamak gerektiğine inanıyorum. Amaç sadece vitrin süslemek, sevdiğim objelerin arasında dolaşayım gibi bir şey değil. Size verdiği genel haz, bilgi birikimi ve paylaşım oluyor" diye konuştu. Profesyonel mesleğinin de bu koleksiyonunu destekler nitelikte olduğuna işaret eden Geleş, herkese, kendisine böyle bir alan açması tavsiyesinde bulundu.