Bizans İmparatorluğu'nu yerle yeksan ederek Orta Çağ'ın kapılarına kilit vuran Fatih Sultan Mehmed, vefatının 545. yılında akılalmaz fetihleri ve geride bıraktığı devasa kültürel mirasla tarihin akışına yön vermeye devam ediyor.

Yarım asrı aşan bir imparatorluk rüyasının ete kemiğe büründüğü o sarsıcı dönemin üzerinden tam 545 yıl geçti. Çocuk yaşta omuzlarına yüklenen ağır devlet yükünü, kıtalararası bir cihan imparatorluğuna dönüştüren ulu hakanın geride bıraktığı askeri ve siyasi izler bugün bile sırrını koruyor. Kılıcın keskinliğiyle kalemin gücünü aynı zihinde eriten bu eşsiz deha Hünkar Çayırı'nda son nefesini vermişti.

A A 20260503 41275469 41275468 O S M A N L I N I N C A G A C A N H U K U M D A R I F A T I H S U L T A N M E H M E T

12 Yaşında Başlayan Ağır Sınav

Sultan 2. Murad ve Hüma Hatun'un evladı olarak 30 Mart 1432'de Edirne'de dünyaya gözlerini açan şehzade, tahtın ilk varisi değildi.

Manisa ve Amasya'da geçen çocukluk yıllarının ardından, ağabeylerinin peş peşe gelen ölümleriyle sarayda üzüntü hakim oldu. Babası tarafından 1444'te, henüz 12 yaşındayken tahta çıkarılan genç padişah için işler pek de kolay başlamadı. Yeniçerilerin isyanı ve dönemin kudretli ismi Çandarlı Halil Paşa'nın hamleleriyle tahtı iki yıl sonra mecburen babasına devretti.

Bu zorunlu geri çekilişin ardından Arnavutluk seferlerinde tecrübe kazanan 2. Mehmed, babasının vefatıyla 19 yaşında bu kez çok daha acımasız ve kararlı bir şekilde o koltuğa oturdu. İlk iş olarak Yeniçeri Ocağı'nı hizaya getirdi.

Gemiler Karadan Nasıl Yürüdü?

Genç hükümdarın kafasında tek bir fırtına kopuyordu: Konstantiniyye.

Boğazın şah damarını kesmek için Rumeli Hisarı süratle inşa edildi. Macar usta Urban'a döktürülen devasa büyüklükteki "Şahi" topları, o güne dek yıkılmaz sanılan Bizans surlarını yerle yeksan etti. 53 gün süren ve sinirlerin gerildiği o çetin kuşatmada, donanmayı Dolmabahçe'den Kasımpaşa'ya kızaklarla karadan yürütmesi düşmanın direncini kalbinden vurdu.

İçeriden sızdırılan bilgilerle yürütülen psikolojik harbin ardından, Bizans'ın kapıları 29 Mayıs 1453'te sonsuza dek Osmanlı'ya açıldı. Şehrin yağmalanmasına müsaade edilmezken, fethin sembolü Ayasofya camiye çevrildi ve Ortodoks patrikliği korunarak halkın inanç özgürlüğü garanti altına alındı. Fethi geciktiren Halil Paşa'nın ise Edirne'de idam edildiği aktarıldı.

Haritalar Neden Yeniden Çizildi?

Atının üzerinde bizzat yönettiği 25 büyük seferle kıtaları adeta hallaç pamuğu gibi atan Fatih, babasından 880 bin kilometrekare olarak devraldığı toprakları 2 milyon 214 bin kilometrekareye çıkardı.

İki imparatorluk, dört krallık, altı prenslik ve beş dukalık tarihin tozlu raflarına gömüldü.

Trabzon Rum İmparatorluğu'nun yıkılması, Sırbistan ve Bosna'nın fethi, Enez, Amasra, Mora ve Arnavutluk'un alınmasıyla sınırlar baştan çizildi. 1473'te Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'a karşı kazanılan Otlukbeli zaferiyle Doğu güvence altına alınırken, kızı Gevher Han'ı Uzun Hasan'ın oğluyla evlendirerek barışı taçlandırdı. Gözünü Batı Roma'ya diken hükümdarın, 1480'de Gedik Ahmet Paşa komutasındaki donanmayla İtalya'nın Otranto limanını ele geçirmesi Avrupa'da büyük bir infiale yol açtı.

Kılıçtan Keskin Bir Kalem: Avni

O sadece kılıç sallayan bir fatih değil, Latince, Yunanca, İtalyanca, Arapça ve Farsça sular seller gibi konuşan, "Kayser-i Rum" unvanını taşıyan bir entelektüeldi.

Akşemseddin, Molla Hüsrev, Molla Gürani gibi devrin alimlerinden beslenen Fatih, matematik ve astronomiye olan tutkusuyla Semerkant'tan Ali Kuşçu'yu İstanbul'a getirterek Sahn-ı Seman Medresesi'ni kurdu. "Avni" mahlasıyla divan edebiyatına eserler kazandıran padişah, kendi divanını oluşturan ilk hükümdar olarak tarihe geçti.

Hukuk alanında hazırlattığı "Fatih Kanunnamesi" ile devlete kurumsal bir zırh giydirdiği vurgulandı. Bugün hala milyonlarca turisti ağırlayan 4 bin dükkanlı Kapalıçarşı, Topkapı Sarayı ve Fatih Camii Külliyesi kentin silüetine silinmez bir mühür gibi vuruldu.

Gut hastalığının pençesinde, Anadolu'ya düzenlediği seferin henüz başlarında 3 Mayıs 1481'de hayata gözlerini yuman o büyük dehanın Fatih Camii'ndeki türbesi, asırlardır ziyaretçi akınına uğruyor.

Onun kılıçla açıp kalemle mühürlediği bu ihtişamlı çağın kodlarını, yeni nesillerin nasıl okuyacağı merak ediliyor.

Kaynak: Haber Merkezi