BURSA - Bursa Mahkeme Sicilleri arasında yer alan bir belgede, 1800‘lü yıllarda Osmanlı medreselerinin durumu, müderrislerin ve öğrencilerin ekonomik şartları hakkında önemli bilgiler yer alıyor.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mefail Hızlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa Mahkeme Sicilleri arasında yer alan 1275/1858 tarihli belgede, Bursa merkezi ile İznik ve İnegöl‘deki medreselerin isimlerinin yer aldığını söyledi.
Belgede, bu medreselerde görevli müderrislere söz konusu dönemde yapılan ayni ve nakdi ödemelere dair önemli bilgiler bulunduğunu belirten Hızlı, şöyle devam etti:
‘‘Bu, belki Bursa özelinde bir belge ancak o dönemde tüm Osmanlı medreselerindeki işleyişi anlatması bakımından önemli. Belgenin en önemli farklarından biri, medresede görev yapan müderrisin isminin yazılmaması. Bunun yerine örnek olarak, ‘Cennet-mekan Hazret-i Emir Sultan Efendimizin Bursa‘da vaki medrese-i münifelerinin müderrisi mekremetlü efendinin muhassasat-ı seneviyyesi‘ yazıyor. Günümüz Türkçesi ise şöyle: ‘Mekanı cennet olsun, Bursa‘da bulunan Hazret-i Emir Sultan Efendimizin mübarek medreselerinin müderrisine yapılan yıllık ödemeler‘. Altında da yapılan ödemelerin listesi yer alıyor.‘‘
-Hazreti Peygamber‘in soyundan gelenler sultanların önünde-
Prof. Dr. Hızlı, belgede o dönemde Bursa‘da aktif olarak hizmet veren 39 medresenin isminin yer aldığını belirterek şunları kaydetti:
‘‘Belgenin en çarpıcı özelliklerinden birisi, Selatin medreseleri dururken ilk sırada Hazret-i Emir Sultan Medresesi‘nin yer almasıdır. Sultanların yaptırdığı medreseler, bu medresenin ardından sıralanıyor. Hazreti Peygamber‘in soyundan gelen Emir Sultan‘a padişahların önünde yer verilmesi, Osmanlı‘nın İslam‘a ne kadar önem verdiğinin en önemli göstergesidir.‘‘
-‘‘Bir müderrise günümüz profesörünün birkaç katı ücret‘‘-
Belgede özellikle şehirde üst düzeyde eğitim veren müderrislere tahsis edilen ücretlerin önce günlük, sonra da aylık maaşlar olarak gösterildiğini, sonra da yıllık rakamların belirlendiğini dile getiren Hızlı, şu bilgileri aktardı:
‘‘Müderrislere nakit aldıkları ücretlerin dışında buğday, arpa, pirinç, bal, yağ, üzüm, badem, baharat veriliyor. Bazılarına da odun verildiği anlaşılıyor. Nakit verilenlerin dışında sıralanan kalemler bazen ‘aynen‘ denilerek bunların kendisi verilmekte, bazen de ‘bedelen‘ notu düşülerek ya da herhangi bir not düşülmeyerek, bunların maddi tutarının ilgili vakfın mütevellileri tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Çelebi Sultan Mehmed (Sultaniye) Medresesi örneğinde olduğu gibi, müderrislere yaylakiye (Sürü sahiplerinin yaylak sahiplerine verdikleri kira) ve ‘bedel-i aş‘ adıyla ek ödemeler de yapılabilmekteydi. Ücret olarak en düşük alan müderris günlük 20, en yüksek ise 100 akçe alıyor. Bundan o dönemde müderrislerin maddi olarak hiçbir sıkıntıya maruz kalmadığını anlıyoruz. Günümüzde bir profesörle mukayese edersek, müderrislerin aldığı miktarlar öğretim üyelerinin aldığından birkaç kat fazla.‘‘
Prof. Dr. Hızlı, belgenin en dikkat çeken yönlerinden birinin de müderrislere günlük olarak verilen fodula (ekmek) sayılarıyla ilgili ayrıntıların bulunduğunu anlatarak, şu görüşleri iletti:
‘‘Bursa merkezinde imareti bulunmayan medreselerin müderrislerine değişik imaretlerden fodula tahsisi yapıldığı anlaşılmaktadır. Belgeye göre, Bursa merkezindeki medreselerin 19‘una belli başlı imaretlerden fodula takviyesi yapılmaktaydı. Şehir içindeki beş imaretten sağlanan bu imkan sayesinde 19 medresenin müderrisi için her gün toplam 114 fodula tahsis edilmişti. Müderrislerin, fodulaları, tasarruf hakkı kendilerinde olmak üzere dilediği gibi kullanma ve başkalarıyla paylaşma imkanları da vardı. Fodula tahsisi bakımından en aktif imaretlerin Yıldırım ve Çelebi Sultan (Yeşil/Sultaniye), en az fodula yardımı yapan imaretin de Emir Sultan olduğunu açıkça göstermektedir.‘‘





