"İran‘da da yönetimin, şu anki iç karışıklığı seçimlerin güvensizliğinden ziyade dış güçlere bağlaması da bir örtülü operasyon imasını barındırıyor" ifadelerini kullanan Akşam yazarı Deniz Ülke Arıboğan, İran‘daki devlet aklının gücüne dikkat çekiyor.
Seymour Hirsh‘in 2008 yılında Newyorker‘da yazdığı ‘Savaşa Hazırlık‘ başlıklı makaleyi okuduğumda garipsemiştim. Yazıda ABD Başkanı Bush‘un Kongre‘den istediği 400 milyon dolarlık bir örtülü operasyon (covert operation) bütçesinin onaylandığı söyleniyor ve operasyonların ana amacının İran‘ın bölgesel liderlik gücünü kırmak olduğu belirtiliyordu... Geçen ay okuduğum bir başka makalede ise garipsediğim yeni bir detayla karşılaştım. Tim Burghardt‘ın The Intelligence Daily‘deki analizinde bütün bu Obamasal gelişmelere karşın 2010 mali yılı itibariyle ‘kara bütçe‘nin İngiltere, Fransa, Japonya ve hatta Çin‘in toplam askeri bütçesi civarına ulaşacağı yazılıyordu. Yani ABD, dünya sathında örtülü operasyonlarına devam edecek ve barışı kurma çabalarını(!) yoğunlaştıracaktı. Peki, sizce bu yoğunlaşmanın coğrafi merkezi neresi olacak? Bu paralar kimi ya da kimleri devirmek adına kullanılacak? Haritalar ve coğrafi sınırlar da değişiklik olacak mı? Ne değişecek?
Öncelikle ABD gibi küresel bir gücün yalnızca bir tek önemli sorunla uğraşması gibi bir beklenti içerisinde olmak yanlış olur. K.Kore‘den Venezüella‘ya, K.Irak‘tan Somali ya da Sudan‘a kadar birçok alan onlar açısından problemli görünüyor. Bunların her biri için özel politikalar geliştirileceği beklenebilir. Küresel çıkarları ve beklentileri olan her güç de tıpkı ABD gibi, tüm bu bölgelerle ve diğerleriyle ilgili faaliyetler içerisinde bulunacaktır. ABD yapıyor da, Britanya, Rusya, Avrupa ya da Çin oturduğu yerde duruyor sanıyorsanız çok yanılırsınız. Örtülü operasyonlar bin yılların geleneğidir, lakin adı son yüzyılda konulmuştur. Uluslararası istihbarat faaliyetlerinin de önemli bir kısmı örtülü operasyonlardan oluşur.
Bugünlerde garipsenebilecek bir başka durum ise örtülü operasyonların yalnızca devlet istihbaratlarına değil, bazı bağımsız ekonomik aktörlere de mal edilmesi. İran‘daki iç karışıklıklar sonrası Ayetullah Hamaney‘in cuma hutbesinde hedef gösterdiği George Soros‘un nelere muktedir olabileceğini doğrusu ben bilemiyorum. Lakin koca koca devletlerde gerçekleşen renkli devrimlerin onun tarafından finanse edildiği konusu yaygın bir söylenti. Nitekim Hamaney‘in söylediği gibi Gürcistan için bile yalnızca 20 milyon dolar yetiyorsa, bunun epeyce ucuz bir yöntem olduğu söylenebilir. Devletler açısından da istenmeyen bir yönetime karşı havadan bombalar atmak yerine, iç karışıklığı teşvik etmek elverişli bir taktik. Milyarlarca dolarlık savaş bütçeleri yerine, birkaç milyon dolarlık devrim bütçesi elbette tercih sebebi.
İran‘da da yönetimin, şu anki iç karışıklığı seçimlerin güvensizliğinden ziyade dış güçlere bağlaması da bir örtülü operasyon imasını barındırıyor. Halkı karıştırmak, belirli şeyler ikna etmek ve birbirine kırdırmak hiç de zor değil. İran‘da yönetim konuyu dış güçlere havale ettiği anda, bugün gösteri yapan kimlikler de, protestocu olmaktan çıkarak, dış güçlerle işbirliği yapan hainler haline geliyor doğal olarak. Bu, sivil çatışma alarmı demek. Zira sokaktakilerden çok daha fazla, evde oturan ve sokaktakilere diş bileyenler var. İran‘da devlet aklının gücünü göreceğiz.





