Kültür-Sanat

Önce kan dursun, düğüm sonra çözülür

Önce kan dursun, düğüm sonra çözülür

Abone Ol

Bugün‘den Gülay Göktürk, ‘Gazze‘ye yukardan bakmak‘ yazısında, Filistin‘in düğüm haline gelmiş problemini çözmeyi sonraya bırakmak ve önce bebelerin ölmesini öngelleyecek formüller bulmak gerektiğini vurguluyor:

Şu anda Gazze üzerine yapılan bütün güncel politik, hukuksal, diplomatik, askeri değerlendirmeler, haklı-haksız tartışmaları orada ölen masum insanların parçalanmış görüntüleri yanında tali kalır. Evet, bugün esas ve acil olan sadece budur ve vicdanı olan herkes en kısa zamanda bizi insanlığımızdan utandıran bu katliamı durdurmanın yollarını düşünmelidir.

Bunun için Türkiye elinden geleni yapıyor, daha da yapmalıdır. Avrupa‘nın şu utanılası suskunluğunu bırakması, Obama‘yı iktidar yapan Amerika‘nın vicdanının harekete geçmesi, İsrail içindeki barış yanlılarının seslerini yükseltmeleri, şimdiye kadar suskun kalan Arap ülkelerinin seyirci olmayı bırakıp sorumluluk almaları için mümkün olan her şey yapılmalıdır.

Ancak ondan sonra sıra, bu koca düğümün 60 yıldır bir türlü çözülememesinin ana kaynağını, temelde yatan sebeplerini irdelemeye gelebilir. (...)

Bu hayallerden biri, Filistin halkını kıra kıra bitirmek, bitiremediklerini de diğer Arap ülkelerinde sürgün yaşamaya mahkum etmek; tarihi Filistin topraklarının tümünü ele geçirip o topraklar üzerinde Tevrat‘ta yazılı olan Yahudi devletini kurma hayali...

Diğeri ise, 1948‘de Filistin toprakları üzerinde gayrı meşru olarak kurulan İsrail Devleti‘ni tamamen yok etmek, tarihi Filistin vatanını geri almak ve Filistin Devleti‘ni kurma hayali. (...)

Hayatın gerçekleri her iki hayalin de mümkün olmadığını gösterdiği halde "dava"larına fanatikçe sarılmaya devam eden bu iki fanatik mihrak bu düğümün çözülmesinin önündeki temel engellerdir. Bugün geldiğimiz noktada kimin hayalinin haklı ya da meşru olduğunun hiç ama hiç önemi yoktur. (...)

Barış, ortalarda bir yerlerde kurulacaktır. Ortalarda bir yerdeki o nokta taraflardan birine "hakkaniyetli" görünmeyebilir. Ama hakkaniyetli olup olmamasından daha önemli olan gerçekleşebilir olması, barışı sağlamasıdır. Çünkü bu dünyada bebelerin yaşama hakkından daha kutsal bir dava yoktur."